Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2024/2467 E. 2026/4471 K. – Nitelikli Yağma
Konu: Nitelikli Yağma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/2467
- Karar No
- 2026/4471
- Karar Tarihi
- Konu
- Nitelikli Yağma
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/4560 E., 2024/955 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurularının esastan reddi ile hükümlerin onanması
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar ve suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk derece İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.06.2022 tarihli ve 2020/324 Esas, 2022/208 Karar sayılı kararı ile sanıklar ve suça sürüklenen çocuk hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin istinaf edilmesi üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin 13.06.2023 tarihli ve 2022/3092 Esas, 2023/2945 Karar sayılı bozma kararı üzerine, İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.10.2023 tarihli ve 2023/348 Esas, 2023/370 Karar sayılı kararı uyarınca, sanıklar hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-c ve 53. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına; suça sürüklenen çocuk hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 149/1-c ve 31/3 uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
B. İstinaf İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin 23.02.2024 tarihli ve 2023/4560 Esas, 2024/955 Karar sayılı kararı ile sanıklar ve suça sürüklenen çocuk hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar ve suça sürüklenen çocuk müdafilerinin istinaf başvurularının,5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık ... Müdafinin Temyiz İstemi Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, eksik inceleme ve araştırma yapıldığına, kovuşturmayı genişletme taleplerinin herhangi bir gerekçe gösterilmeden reddedildiğine, HTS kayıtlarına göre, sanığın olay yerinde olmadığının açıkça anlaşıldığına, dosya içerisinde yer alan kamera kayıtlarına ilişkin alınan bilirkişi raporunda sanığa ilişkin kesin bir tespit yapılmamasına rağmen mahkûmiyet hükmü kurulmasının hukuka aykırı olduğuna, resen gözetilecek sebeplerle birlikte, usul ve yasaya aykırı hükmün bozulması ve sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
Sanık ... Müdafinin Temyiz İstemi Kararın usul, yasa ve dosya kapsamına aykırı olduğuna, yerel mahkeme suç vasfının tayininde hataya düşüldüğüne, eylemin hırsızlık suçunun konusunu oluşturduğuna, sanığın hırsızlık eylemini gerçekleştirdikten ve alınan para hakimiyet alanına girdikten sonra, katılanın araçtan ayrılmasını engellemeye yönelik yaptığı fiili müdahalelerin yağma suçunun konusunu oluşturmadığına, sanığın soruşturmanın başından beri samimi beyanlar vererek, hem kendi suçunun hem de diğer suç ortağının ortaya çıkmasına katkıda bulunmuş olmasına rağmen sanık hakkında lehe yasal indirimlerin hiçbirisinin uygulanmadığına, resen gözetilecek sebeplerle birlikte, usul ve yasaya aykırı hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir.
Suça Sürüklenen Çocuk ... Müdafinin Temyiz İstemi Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, katılanın, suça sürüklenen çocuğu teşhis edemediğine, suça sürüklenen çocuğun olay yerinde ve diğer sanıklarla birlikte olduğunu kanıtlayacak telefon HTS kayıtlarının bulunmadığına, üzerine atılı suçu işlemek amacıyla kullandığı iddia edilen kiralık aracın içinde diğer sanıkların yakalandığına, suça sürüklenen çocuğun araba kullanmayı bilmediğine, husumetli olduğu sanıklardan ...'ın soyut beyanı dışında suça sürüklenen çocuğun mahkumiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından, masumiyet karinesi ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince beraat kararı verilmesi gerektiğine, savcılığın ilk mütalaasının beraat yönünde olduğuna, ancak dosyada yeni deliller ortaya çıkmamasına rağmen mahkumiyet yönünde değiştiğine, eksik araştırma yapıldığına, resen gözetilecek sebeplerle birlikte, usul ve yasaya aykırı hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.06.2022 tarihli ve 2020/324 Esas, 2022/208 Karar sayılı dosyasında verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin 13.06.2023 tarihli ve 2022/3092 Esas, 2023/2945 Karar sayılı bozma kararında belirttiği gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e. maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, bölge adliye mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde sanığın temyiz hakkını ortadan kaldırılmasına yol açabildiği, her ne kadar temyize konu somut olayda, sanıklar ve suça sürüklenen çocuk hakkında nitelikli yağma suçundan verilen hükümler yönünden Bölge Adliye Mahkemesince verilen ve yasaya aykırı olan bozma kararı sanıklar ve suça sürüklenen çocuğun temyiz hakkını etkilememiş ise de, Bölge Adliye Mahkemesince yasal olmayan bir bozma ilamı sanığın temyiz hakkının ortadan kaldırılmasına sebep olabilmektedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak bölge adliye adliye mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. Maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir(Ömer Oral [GK], B. No: 2023/33667, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir: 1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması, 2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. .......... Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir. Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:2025/197).
Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin 13.06.2023 tarihli ve 2022/3092 Esas, 2023/2945 Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararından sonra verilen tüm kararların hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükmün bozulmasına karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, diğer yönleri incelenmeyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,20.05.2026 tarihinde karar verildi.