Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/460 E. 2026/10216 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/460
- Karar No
- 2026/10216
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/119 Esas, 2025/2069 Karar KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/19 Esas, 2024/382 Karar
Taraflar arasındaki tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin mirasçısı olduğu kök muris ... 'a ait 33 adet taşınmazın Kocaeli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1960/242 Esas, 1965/61 Karar sayılı kararı ile hüküm altına alındığını, kök muris ... lehine Kocaeli ... köyü 1169, 1174, 1402, 1429, 1606, 1620, 1624, 1633, 1671, 1674, 1680, 1703, 1709, 1740, 1770, 1780, 1784, 18 07... parsel sayılı taşınmazların hüküm altına alındığını, ancak 14 parselin tapuda tescilinin yapılmadığını,1960/242 Esas sayılı dosyada bulunan fen bilirkişi raporuna göre kök murise ait taşınmazların krokisinin çıkartıldığını, ancak ... Tapu Müdürlüğünde tapu işlemlerinin gereğince yapılmadığını, 9 adet parselin kök muris adına hatalı işlem dolayısıyla yazılmadığını, bunun yanında tescil edilen 19 adet taşınmazdan biri olan 1807 parsel sayılı taşınmazın yüz ölçümünün 27.900,00 m² iken 9.140,00 m² olarak tescil edildiğini ileri sürerek müvekkilinin tapu kütüğünün hatalı tutulması nedeniyle uğradığı zararının davalıdan tarafından tazminini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; tapu sicilinin tutulmasından doğan sorumluluğun 10 yıllık genel zamanaşımı süresine tabi olup, bu sürenin de geçtiğini, tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlardan Devletin sorumluluğundan söz edilebilmesi için tapu sicilinin tutulmasında Tapu Sicil Müdürü ya da memurunun hukuka aykırı bir işleminin ve bununla zararlı sonuç arasında nedensellik bağının varlığının gerektiğini, böyle bir durumun söz konusu olmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile eldeki davada, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca kadastro tutanaklarında belirtilen haklara sınırlandırma ve tespitlere, tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz, yine aynı Kanun'un 12 nci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan, kadastrosu tamamlanan çalışma alanı içerisinde kalan eski tapu kayıtları, işleme tabi kayıt niteliğini kaybeder hükümleri gözetildiğinde, davacının murisi tarafından 10 yıllık hak düşürücü süre içinde herhangi bir tespite itiraz davasının açılmadığı tespit edilmekle, arazi kadastro çalışmaları sırasında revizyon görmeyen ve işleme tabi kayıt niteliği kalmayan hukukî değerini yitiren tapu kaydına dayanılarak tazminat talep edilmesinin mümkün olmadığı; bunun yanında tapuların hukuki değerini yitirdiği 1980 yılından davanın açıldığı tarihe kadar 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş bulunduğu, bir an için davacıların zabıt kaydına dayalı olarak tazminat talep hakkı bulunduğu kabul edilse bile Anayasa Mahkemesinin 2014/6673 başvuru nolu 25.07.2017 tarihli kararı gereği 18.11.2009 tarihinden önce zamanaşımı süresi dolmuş bulunan eldeki dava yönünden Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli kararından yaklaşık 12 yıl sonra 20.01.2021 tarihinde dava açıldığından 18.11.2009 tarihinden itibaren oluşan iç hukuk yolu itibarıyla davanın makul süre içinde açıldığının kabulünün mümkün olmadığı, bu durumda, İlk Derece Mahkemesince davanın revizyon görmeyen 9 adet taşınmaz yönünden 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi kapsamında tazminat şartları oluşmadığından ve 1807 parsel sayılı taşınmazdaki yüz ölçümü azalması nedeniyle de zamanaşımı süresi dolduğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden, davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesince zamanaşımı başlangıç tarihinin hatalı tespit edildiğini, zamanaşımı süre başlangıcı tapu kaydının düzeltilmesi davasının kesinleşmesi ile doğduğunu, karar 26.06.2021 tarihinde kesinleştiğini, eldeki davanın ise 20.01.2021 tarihinde açıldığını, zamanaşımından ret kararı verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekili yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.