Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/3957 E. 2026/10157 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/3957
- Karar No
- 2026/10157
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: Van Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1191 Esas, 2025/1822 Karar KARAR : Kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen mülkiyeti davacılara ait taşınmazın kesinleşen kıyı kenar çizgisi içinde kalması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda,
Miktar veya her paydaş için değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın her paydaş için değeri kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Temyizdeki parasal sınırların uygulanmasına ilişkin 6100 sayılı Kanun'un Ek-1 inci maddesine 14.11.2024 tarihinde yürürlüğe giren, 7531 sayılı Kanun'un 22 inci maddesi ile “İstinaf ve temyiz kanun yoluna başvuruda esas alınan parasal sınırda yeniden değerleme nedeniyle meydana gelen artış, bölge adliye mahkemesinin kaldırma veya Yargıtayın bozma kararları üzerine yeniden verilen kararlar hakkında uygulanmaz, ilk karar tarihinde geçerli olan parasal sınırlar esas alınır." şeklinde üçüncü fıkra eklenmiş, akabinde bu fıkra 04.06.2025 tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve aynı Kanun ile 6100 sayılı Kanun'un Ek-1 inci maddesinin ikinci fıkrası "200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." şeklinde değiştirilmiştir.
Dosya içeriğine göre; Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihinin 25.12.2025 olduğu ve 7550 sayılı Kanun'un 20 inci maddesi ile 6100 sayılı Kanun'un Ek-1 inci maddesinin ikinci fıkrasına getirilen değişikliğin yürürlükte olduğu anlaşıldığından, davacılar ..., ... ve ... yönünden hüküm altına alınan ve temyize konu edilen miktar dava tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL'nin altında kalmaktadır.
Bu nedenle; davalı ... vekilinin davacılar ..., ... ve ... yönünden temyiz dilekçesinin miktar itibarıyla reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı ... vekilinin davacılar ..., ..., ... ve ...'a ilişkin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların hissedarı olduğu Van ili, Muradiye ilçesi, ... Mahallesi 17 parsel sayılı taşınmazın 3621 sayılı Kıyı Kanunu kapsamında kıyı kenar çizgisi içerisinde kalması nedeniyle taşınmaz üzerinde tasarruf imkanı kalmadığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile kıyı olarak terkinini, taşınmazın bedelinin davalı Hazineden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 26.05.2023 tarihli ve 2022/496 Esas, 2023/432 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne ve tazminat bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Hazineden tahsili ile davacılara tapudaki ve veraset ilamındaki payları oranında ödenmesine, dava konusu taşınmazdaki davacılar payının tapusunun iptali ile davalı ... adına tapu sicilinden "kıyı "olarak terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 15.10.2024 tarihli ve 2024/917 Esas, 2024/104 Karar sayılı kararıyla; sulu tarım arazisi niteliğindeki dava konusu taşınmaza o yörede mutat olarak ekilen münavebe ürünleri buğday ve yonca verileri esas alınarak olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net geliri üzerinden bilimsel yolla değer biçilerek taşınmazın metrekare birim fiyatının 71,89 TL olarak hesaplanmasında, kapitalizasyon faiz oranının % 4 olarak alınmasında, taşınmazın bilirkişi raporunda belirlenen özelliği ve konumu dikkate alındığında % 50 oranında objektif değer artışı uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği; ancak davacı tarafın (davacı ... hariç) dava konusu taşınmazda hem kendi, hem de kök muris "... oğlu ölü ..." tarafından hisse sahipleri olmasına rağmen Mahkemece hükmün infazında tereddüt oluşturacak şekilde sadece kendi payları yönünden terkin kararı verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 15.10.2024 tarihli ve 2024/917 Esas, 2024/104 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dosyadaki bilgi ve belgelerden, dava konusu taşınmazın 120/1400 payla davacıların murisi "... oğlu ölü ..." adına 09.04.1980 tarihinde tapuya hükmen tescil edildiği ve davacıların yasal mirasçılarının ölümü ile veraseten taşınmazda hak sahibi olduğu, aynı zamanda davacılar ..., ... ve ...'un 06.11.1981 tarihli satış, ...'un ise 07.02.2019 tarihli satış yoluyla taşınmaza paydaş olduğu, davacılar ..., ... ile ...'in bizzat kendi adlarına dava konusu taşınmazda paylarının bulunmadığı, dava konusu taşınmazın tapu kaydına dava tarihinden sonra 14.06.2022 tarihli ve 1877 yevmiye numaralı işlemle 75.440,12 m²lik kısmının kıyı kenar çizgisi içinde kaldığına dair şerh düşüldüğünün anlaşıldığı, arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza net geliri esas alınarak değer biçilmesinde ve taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği; ancak davacılardan ... kök murisi "... Oğlu ..." un ölümü ile dava konusu taşınmazda veraseten hak sahibi olduğu hâlde, hükme esas alınan bilirkişi raporunda işbu davacının ayrıca 7/100 payla dava konusu taşınmaza paydaş olduğundan bahisle hesaplama yapılarak yanılgılı değerlendirme ile fazla bedele hükmedilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve tazminat bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Hazineden tahsili ile davacılara tapudaki ve veraset ilamındaki payları oranında ödenmesine, dava konusu taşınmazdaki davacılar payının tapusunun iptali ile davalı ... adına tapu sicilinden "kıyı "olarak terkinine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı Hazineye husumet yöneltilemeyeceğini, davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, kıyıların özel mülkiyete konu olamayacağını, davanın zamanaşımına uğradığını, bilirkişi raporunun yetersiz ve hüküm kurmaya elverişsiz olduğunu, rapora karşı itirazlarının karşılanmadığını, hükmedilen bedelin terkin kararı kesinleşmeden icra edilemeyeceğini, davacılar lehine hükmedilen vekâlet ücretinin fazla olduğunu, vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, aksinin kabulü halinde maktu vekâlet ücreti takdir edilmesi gerektiğini, davalı Hazinenin harçtan muaf olup yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılması gerektiğini, faize hükmedilemeyeceğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşen kısımlar hakkında yeniden inceleme yapılamayacağı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Davalı ... Vekilinin Davacılar ..., ... ve ...'a İlişkin Temyiz İstemi Yönünden; Davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinin miktar yönünden REDDİNE,
B. Davalı ... Vekilinin Davacılar ..., ..., ... ve ...'a İlişkin Temyiz İstemi Yönünden; Davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davalı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.