Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/1857 E. 2026/11600 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1857
Karar No
2026/11600
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1360 Esas, 2025/1579 Karar KARAR: Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Adıyaman 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/635 Esas, 2025/79 Karar

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yeniden yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, kesinlik, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu Adıyaman ili, ..., ... Mahallesi 36 61... ,4 ve 5 parsel sayılı taşınmazlara el atıldığını belirterek kamulaştırmasız el atma bedelinin yasal faizi ile birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı olduğunu, bedelin düşük olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazların dava tarihi itibarıyla arsa vasfında kabul edilerek, uygun emsal değerlendirmeye alınmak suretiyle dava tarihi itibari ile arsa metrekare birim değerinin 831,68 TL/m² olarak kabul edilip, bu bedel üzerinden tazminat değerinin hesaplanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ancak, 15.03.2024 tarihli fen bilirkişi raporunda, eski 5 15... , 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86 parsel sayılı taşınmazların imar uygulaması görerek ve düzenleme ortaklık payı kesintileri sonrası 36 61... , 2, 3, 4 parsel sayılı taşınmazların oluştuğu, hissesini belediyeye devreden davacılardan ... dışında diğer davacıların tamamının hissedar olduğu yeni oluşan 36 61... parselden fazladan 50,11 m² düzenleme ortaklık payı kesildiği, ayrıca 16,79 m²lik alana kaldırım olarak fiilen el atıldığı ve toplam el atılan alanın 66,90 m² olduğu; davacılardan ...'ın hissedar olduğu yeni oluşan 36 61... parselden fazladan 142,24 m² düzenleme ortaklık payı kesildiği, ayrıca 26,42 m²lik alana kaldırım olarak fiilen el atıldığı toplam el atılan alanın 168,66 m² olduğu; davacılardan ... ve ...'ın hissedar olduğu yeni oluşan 36 61... parselden fazladan 181,72 m² düzenleme ortaklık payı kesildiği, ayrıca 26,78 m²lik alana kaldırım olarak fiilen el atıldığı, toplam el atılan alanın 208,50 m² olduğu, kesintiler toplamı %40 düzenleme ortaklık payı oranının içinde kalsa dahi, ikinci kez aynı taşınmaz için kesinti yapılmasının kamulaştırmasız el atma olarak değerlendirilmesi gerektiği açıkça belirtildiği halde, mahkemenin hükme esas aldığı heyet raporunda iade kararının aksine; kaldırım yapılarak fiilen el atılan alanın hesabının yapılmakla yetinildiği, taşınmazlardan ikinci kez yapılan düzenleme ortaklık payı kesintilerin karşılığının hesaplanmamış olduğu ve mahkemece buna göre karar verildiği anlaşılmış ise de davanın açıldığı tarih, usul ekonomisi kuralları ve yargılama süresi, adil sürede yargılanma hakkı dikkate alınarak Dairelerince yeniden hesaplanma yapılarak karar verilmesi gerektiğinden İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak belirtilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını, mahkemece fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak hüküm kurulmasının hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi ve alınan rapor uyarınca bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi yerindedir.

3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacılar vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

4. 6100 sayılı Kanun'un "Belirsiz alacak davası" kenar başlıklı 107. maddesi şu şekildedir: "(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) (Değişik:22/7/2020-7251/7 md.) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır. (3) (Mülga:22/7/2020-7251/7 md.)" 6100 sayılı Kanun'un 107 nci maddesini değiştiren 22.07.2020 tarihli ve 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un (7251 sayılı Kanun) 7 nci maddesinin gerekçesinin ilgili kısmı şu şekildedir: "...Uygulamada sorun yaşanan ve doktrinde de tartışılan konu, alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu “an”ın tespitine yöneliktir, ikinci fıkrada yapılan değişiklikle, bu “an”ın, bir başka ifadeyle alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün hale geldiğinin tespiti mahkemece yapılacaktır. Hâkim, alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenmesinin “mümkün olduğu anda” talebini tam ve kesin olarak belirlemesi için davacıya iki haftalık kesin süre verecektir. Bu süre verme işlemi tahkikat aşaması sona ermeden yapılacaktır. Bu hüküm bölge adliye mahkemesince tahkikat yapıldığı hallerde de uygulanabilecektir. İsviçre hukukunda da kabul edilen genel görüş, hâkimin davacıya talebini belirlemesi için süre vermesi gerektiği yönündedir. Ayrıca 107 nci maddenin ikinci fıkrasında yer alan ve davacının, davanın başında belirtmiş olduğu talebini “artırabileceğine” ilişkin hüküm, yapılan diğer değişikliğin zorunlu sonucu olarak davacının talebini tam ve kesin olarak “belirleyebileceği” şeklinde değiştirilmektedir. Aynı fıkraya eklenen son bir cümleyle, hâkim tarafından verilen kesin süreye rağmen alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenmemesi durumunda davanın talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanacağı açıkça hükme bağlanmaktadır..."

5.Yukarıda yer verilen madde hükmü belirsiz alacak davasında davacıya, alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda iddianın genişletilmesi yasağına tâbi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilme hakkı tanınmaktadır. 7251 sayılı Kanun'la 6100 sayılı Kanun'un 107 nci maddesinin ikinci fıkrası yeniden düzenlenerek hâkim tarafından davacıya tahkikat sona ermeden talebini tam ve kesin olarak belirleyebilmesi için iki haftalık kesin süre verilmesi öngörülmüştür.

6.Somut uyuşmazlıkta dava belirsiz alacak davası olarak açılmış olup mahkemece; 6100 sayılı Kanun'un 107/2 hükmü uyarınca "tazminat alacağının miktar veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün hâle geldiğinin tespiti" yapılmadan ve davacı tarafa "talebini belirlemesi için iki haftalık süre" verilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup kararın bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesinin kararının BOZULMASINA,

Davacılar ... vd.'den peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,

Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesin ikinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince gönderilmesine,

18.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2026/1857, K. 2026/11600, T. 18.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2026-1857-e-2026-11600-k-e9a69f74c9f9