Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/183 E. 2026/11208 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/183
Karar No
2026/11208
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/336 Esas, 2025/2103 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: Gaziantep 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/643 Esas, 2022/369 Karar

Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Gaziantep ili, Şahinbey ilçesi, ... Mahallesi 2784 parsel sayılı taşınmazı İbrahim Gözübüyük isimli şahıstan satın aldığını, satın aldığı tarihten sonra davacı müvekkil aleyhine Gaziantep 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/325 Esas, 2011/367 Karar sayılı dosyası ile yolsuz tescil nedeniyle tapu iptal ve tescil davası açıldığını, yerel mahkemece davanın reddine karar verildiği, kararın temyizi neticesinde Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2012/9404 Esas, 2012/11595 Kararı ile müvekkil aleyhine bozulduğu, bozmadan sonra dosyanın adli tıpa gönderildiğini, satış senedindeki imzaların tapu maliki olan ...'e ait olup, olmadığı hususunun araştırıldığını ve neticeden imzaların kendisinin eli ürünü olmadığı yönünde rapor düzenlendiğini, bunun üzerine Gaziantep 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/4 Esas 2020/32 Karar sayılı kararı ile tapu iptal ve tescil kararı verildiğini, kararın Yargıtayca onandığı, müvekkil ...'ın 2009 yılında satın almış olduğu taşınmazı 2021 yılında kaybettiğini, davacının taşınmazı satın aldığı kişiyi tanımadığını, zaten yargılama aşamasında bu durumun ... tarafından da isnat edilmiş olmadığını, müvekkilinin zararının oldukça büyük olduğunu, davacının zararına ilişkin tazminatın 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereği davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; kesinleşmiş mahkeme kararıyla iyi niyetli olmadığı ortaya konulmuş olan davacının 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca Devletin kusursuz sorumluluğuna dayalı tazminat talep edemeyeceğinin çok açık olduğu, açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, tapu sicilinin yolsuz tutulmasından doğan zararlarda Devletin kusursuz sorumluluğunun olduğunu, memurun kusurunun aranmayacağını müvekkilinin taşınmazı iyi niyetli olarak satın aldığını ancak haksız şekilde elinden alındığını mahkemenin müvekkilinin iyi niyetli olmadığı gerekçesiyle davayı reddetmesinin hatalı olduğunu verilen kararın kaldırılmasını talep ederek istinaf yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, taşınmazı yolsuz olarak edinen kişiden satın alan bir sonraki malik olarak 3. el konumunda olan davacının yapılan temlik işleminde iyiniyetli olmadığı ve bu nedenle 4721 sayılı Kanun'un 1023 üncü maddesinin koruyuculuğundan yararlanamayacağı kesinleşmiş yargı kararıyla belirlendiği, bu durumda taşınmazı satın alırken durumu bilen ve bilmesi gereken konumunda olan davacının kendi kusurlu durumuna dayanarak 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca Devletin kusursuz sorumluluğuna dayalı olarak tazminat isteyemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

16.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2026/183, K. 2026/11208, T. 16.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2026-183-e-2026-11208-k-f087a0f61b14