Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/1210 E. 2026/12123 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1210
- Karar No
- 2026/12123
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/14 Esas, 2024/380 Karar KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili ve ecrimisil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, İstanbul ili, Sarıyer ilçesi, ... Mahallesi 1 54... parsel sayılı taşınmazın maliklerinin gaip olması nedeniyle Sarıyer 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 22.10.2008 tarihli ve 2008/44 Esas, 2008/928 Karar sayılı kararı ile 3561 sayılı Kanun uyarınca İstanbul Defterdarının kayyım tayin edildiğini, kayyım idaresine yapılan tespitte taşınmazın tamamının Şişli ... Caddesi ve ... bağlantı yolu içinde kaldığı ve yol olarak kullanıldığınının tespit edildiğini, davalıya yazı ile taşınmazın kamulaştırılıp kamulaştırılmadığı sorulmuş ise de cevap alınamadığını belirterek kamulaştırmasız el atma tazminatı ve ecrimisilin davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 20.12.2011 tarihli ve 2009/186 Esas, 2011/490 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne, tespit edilen kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedeli ile ecrimisilin davalı idareden tahsiline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dosya içerisinde mevcut uydu fotoğraflarına göre dava konusu taşınmazdan geçirilen yolun 1946 yılında da mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla dava konusu taşınmazın 09.10.1956 tarihinden önce el atılan bölümü belirlenip bu tarihten sonra yol genişletilmesi yapılarak yeniden el atıldı ise bu bölümüne hangi tarihte el atıldığı uydu fotoğrafları ve getirtilecek başkaca belgelerden de yararlanılmak suretiyle fen bilirkişisine tespit ettirilerek, 09.10.1956 tarihinden önce el atılan bölüm hakkında açılan davanın 221 sayılı Kanun hükümleri uyarınca hak düşürücü süre nedeniyle reddine, daha sonraki tarihte el atılan bölümler için ise taraflar arasında uzlaşma olmadığı da gözetilerek işin esasına girilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, emsal kıyaslamasının yöntemine uygun yapılmaması ve dava konusu taşınmazın kiraya verilip verilemeyeceği, verilebilir ise ne şekilde kiraya verileceği, civar parsellerin kullanım durumları, emsal kira sözleşmeleri de dosyaya ibraz ettirildikten sonra bilirkişi incelemesi yaptırılarak emsal kira sözleşmeleri de nazara alınarak ecrimisil bedelinin tespiti gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmediğinden mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin karar başlığında tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yargıtay içtihatlarına uygun şekilde emsal kıyaslaması yapılması gerektiğini, ecrimisilin de düşük belirlendiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; 221 sayılı Kanun gereği davanın reddi gerektiğini, 09.10.1956 tarihinden önce ne oranda el atıldığının tespit edilmesi gerektiğini, vekâlet ücretinin maktu olarak belirlenmesi gerektiğini, vekâlet ücretinin maktu olarak belirlenmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Her ne kadar mahkemece 04.08.2022 tarihli ve 31913 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 24.04.2022 tarihli ve 2022/46 sayılı kararı ile 221 sayılı Kanun'un tümü ile iptaline hükmedildiğinden ve aynı kararda iptal kararının Resmi Gazete'de yayımı tarihinden itibaren 9 ay sonra yürürlüğü gireceğinin belirtildiğinden, 05.05.2023 tarihi itibari ile hak düşürücü sürenin düzenlendiği söz konusu kanunun yürürlükten kalktığı ve kanun koyucu tarafından yeni bir düzenleme de yapılmadığı anlaşıldığından taşınmazın bedeline ve ecrimisile hükmedilmişse de dosya arasında bulunan bilirkişi raporuna göre dava konusu taşınmaza 1963 yılında el atıldığı belirtildiğinden eldeki dosyada 221 sayılı Kanun'un uygulanma imkanı bulunmamaktadır.
3. Dava konusu taşınmaz arsa niteliğindedir. 2942 sayılı Kanun'un kıymet takdir esaslarını belirten 11 inci maddesinin birinci fıkrasının arsalara ilişkin (g) bendi uyarınca, arsaların bedelinin değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması zorunludur.
4. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, dava tarihinden sonraki satışı emsal alarak soyut ifadelerle ve geriye endeksleme yaparak değer biçildiği anlaşıldığından rapor inandırıcı görülmemiştir.
5. Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmazlara yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazların, değerlendirme tarihi itibarıyla, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar yada kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğü'nden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmazlar ile emsal taşınmazların re'sen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirmiştir.
6. Ecrimisil yönünden ise ecrimisil kötü niyetli şagilin ödemekle yükümlü olduğu tazminat miktarı olup, en azı kira geliri, en çoğu ise tam kâr mahrumiyetidir. Bu durumda arsa niteliğindeki taşınmazların getirebileceği ecrimisil miktarı hesaplanırken, dava konusu taşınmazın işgalden önce ne şekilde kullanıldığı, ayrıca civar taşınmazların ecrimisil istenilen dönemdeki kullanma biçimleri araştırılarak, bu kullanma şekillerine uygun kira sözleşmelerinin taraflardan ibrazı istenmeli, ayrıca bilirkişilerin re'sen bulacakları emsaller de dikkate alınmak suretiyle, taşınmazın ilk dönem getirebileceği ecrimisil miktarı bulunduktan sonra, takip eden dönemler için, ÜFE'deki artış oranları dikkate alınmak suretiyle alacak miktarı hesaplanmalıdır. Mahkemece bu hususlara dikkat edilmeden yazılı şekilde hazırlanan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Davalı ... Başkanlığından peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,
25.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.