Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/1146 E. 2026/11911 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1146
Karar No
2026/11911
Karar Tarihi

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/584 Esas, 2025/325 Karar KARAR : Kısmen kabul

Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan muhdesat kamulaştırma bedelinin tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı ihbar olunan Hazine, davacı idare, bir kısım davalılar ... vd. vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda,

Davada fer'i müdahil veya asli müdahil sıfatını taşımayan ve hakkında hüküm kurulmayan ihbar olunan vekilinin temyiz talebinde bulunma hakkı yoktur. Açıklanan nedenlerle ihbar olunan Hazine vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekir.

Davacı idare ve bir kısım davalılar vekillerinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Antalya ili, ... ilçesi, ... ( ...) Mahallesi 1464 parsel sayılı taşınmazın üzerinde bulunan davalılara ait muhdesatların kamulaştırma bedelinin tespitini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Maliye Hazinesine ait 1464 parsel üzerinde bulunan muhdesatın eksik ve hatalı olarak yazıldığının tespit edildiğini, bu hataların düzeltilmesini, kamulaştırma ölçü tutanaklarında ve uzlaşmazlık tutanaklarında yer almayan muhdesatların yargılama esnasında yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesinde dikkate alınmasını talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 15.06.2015 tarihli ve 2011/509 Esas, 2015/375 Karar sayılı kararı ile davanın kabulü ile davanın inşai ve zirai muhdesatlar bedeli toplamının 2.142.709,05 TL olduğunun tespitine, hükmedilen kamulaştırma bedeli üzerinden 27.02.2012 tarihinden karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı süresi içinde davacı idare ile bir kısım davalılar vekilleri temyiz edilmiştir.

2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda yapıya resmi birim fiyatları esas alınıp, yıpranma payı da düşülerek değer biçilmesinde yöntem olarak bir isabetsizlik görülmediği, ancak davaya müdahale talebinde bulunan ...'nin bu talebi konusunda herhangi bir karar verilmeden ve karar başlığında da gösterilmeden lehine bedel tespiti, ...'nin müdahale talebi konusunda hüküm kurulmadan, eksik inceleme ile karar verilmesi, dava dilekçesinde ve karar başlığında davalı olarak gösterilmeyen ... lehine bedel tespit edilmiş olması, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan ...'ye ait sera haricinde plastik ve cam seraların yaşlarının 2. ek bilirkişi raporunda 11-15 yıllık olduğunun belirtildiği, yapıların yaşlarına ve sınıflarına göre yıpranma paylarına ilişkin oranları gösterir cetvele göre, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan davalılardan ...' ye ait sera dışında kalan plastik ve cam seraların yıpranma payının %35 olarak kabul edilmesi gerekirken, bu oranı % 15 , ...' ye ait seranın yaşı ise 6 yıllık olduğu belirtildiğinden yıpranma payının %25 olarak kabul edilmesi gerekirken, bu oranı % 10 olarak uygulayan rapora göre hüküm kurulmasının hatalı olduğu gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 01.07.2021 tarihli ve 2020/739 Esas, 2021/689 Karar sayılı kararı ile davanın inşai ve zirai muhdesatlar bedeli toplamının 1.879.713,22 TL olduğunun tespitine, kamulaştırma bedeli davalı tarafından çekilmiş ise bedelin depo tarihinden çekilme tarihine kadar işlemiş nemaları ile birlikte bu davalılardan alınarak davacıya verilmesine, kamulaştırma bedeli adı geçen davalılara ödenmemiş ise bu bedelin depo tarihinden itibaren işleyen nemaları ile birlikte ilgili bankadan davacı idareye ödenmesine karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 01.07.2021 tarihli ve 2020/739 Esas, 2021/689 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı idare, ihbar olunan Hazine, bir kısım davalılar ... vd. vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; her ne kadar mahkemece bozma kararına uyulmuşsa da, Dairemizin 2019/1560 Esas, 2019/13186 Karar sayılı bozma kararının maddi hataya dayalı olarak verildiği, bu durumun taraflar lehine usulî kazanılmış hak oluşturmayacağı anlaşıldığından, davalılardan ...’ye ait seranın yıpranma oranının % 10, bir kısım davalılara ait diğer seraların yıpranma oranının ise % 15 alınması gerekirken, bu oranı daha yüksek alarak düşük bedel tespit eden bilirkişi kurulu raporuna göre hüküm kurulması doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar Mahkemenin 22.09.2025 tarihli ve 2024/584 Esas, 2025/325 Karar sayılı kararı ile davalın kabulüne davalılara ait inşai ve zirai muhtesat bedeli toplamının 2.105.422,78 TL olduğunun tespitine, tespit edilen bedele ilk dava tarihinden, depo edildiği tarihe kadar yasal faiz yürütülmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare, ihbar olunan Hazine, bir kısım davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; tüm muhtesatlar ve ağaç için belirlenen bedelin fahiş olduğunu, mahkemece tespit edilen bedele ilk dava tarihinden depo edildiği tarihe kadar yasal faiz yürütülmesine karar verilmiş ise de bu kararın hatalı olduğunu, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin bu konudaki yerleşmiş uygulamasının davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere karar tarihine kadar yasal faiz uygulanması şeklinde olduğunu, ayrıca ilk kararda kabul edilen kamulaştırma bedeli 2.142.709,05 TL olup karar tarihine kadar işlemiş yasal faizi ile birlikte bankaya depo edildiği ve davalılara ödendiği, temyiz ettikleri 2024/584 Esas sayılı dosyada kabul edilen kamulaştırma bedelinin 2.105.422,78 TL olduğu bu durumda mahkemece fazla depo edilen bedelin hükümde açıkça gösterilerek davacı idareye iadesine karar verilmesi gerekirken iade edilecek tutar açıkça gösterilmeden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2. Bir kısım davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Anayasa Mahkemesinin iptal kararı uyarınca yasal faiz yerine Anayasa'nın 46 ncı maddesine de uygun şekilde kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz uygulanması gerekirken yasal faiz uygulanmasına hükmedilmesinin doğru olmadığını, hükmedilen bedelin toplamının 2.161.090,16 TL olmasına rağmen sehven 2.105.422,78 TL üzerinden hüküm kurulduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, muhdesat kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmazın üzerindeki yapılara 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca resmi birim fiyatları esas alınıp yıpranma payı da düşülerek değer biçilmesi ve tespit edilen bedelin bloke ettirilerek hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesi yerindedir.

3. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, taraf vekillerinin bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı idare vekilinin tüm, bir kısım davalılar vekillerinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

4. Toplam kamulaştırma bedelinin hüküm fıkrasında eksik gösterilmesi doğru olmadığı gibi kamulaştırma bedeline Anayasa’nın 46/son maddesi gereğince dava tarihinden karar tarihine kadar kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz uygulanması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirir.

Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;

A.İhbar Olunan Davalı ... Vekilinin Temyizi Yönünden; Davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE,

B. Davacı İdare ve Bir Kısım Davalılar Vekillerinin Temyiz Yönünden; 1.Davacı idare vekilinin tüm, bir kısım davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

2.Bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının (18) numaralı bendinde kamulaştırma bedeli olarak yer alan "2.105.422,78 TL" sayısının çıkarılarak yerine "2.161.090,16 TL" sayısının yazılması, yine aynı bendin faize ilişkin alt bendinde yer alan "Tespit edilen bedele ilk dava tarihinden, depo edildiği tarihe kadar yasal faiz yürütülmesine" ibaresinin hükümden çıkarılarak yerine "Tespit edilen bedelin 2.142.709,05 TL'sine dava tarihinden ilk karar tarihi olan 15.06.2015 tarihine kadar Anayasa’nın 46/son maddesi gereğince kamu alacakları için öngörülen en yüksek oranda faiz uygulanmasına, fark bedel olan 18,38 TL'sine ise dava tarihinden son karar tarihi olan 22.09.2025 tarihine kadar Anayasa’nın 46/son maddesi gereğince kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz uygulanmasına" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Davacı idareden peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, bir kısım davalılardan peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine,

23.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2026/1146, K. 2026/11911, T. 23.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2026-1146-e-2026-11911-k-a825f80b63b7