Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/4579 E. 2026/12106 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/4579
Karar No
2026/12106
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/629 Esas, 2026/43 Karar KARAR : Kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve davacı idare adına tescili istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Gaziantep ili, Şahinbey ilçesi, ... Mahallesi 25 12... parsel (yeni 71 61... parsel) sayılı taşınmazın davalının payına isabet eden kısmının kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; acele el koyma kararının iptali istemiyle açılan davanın eldeki dava yönünden bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacı idarece teklif edilen bedelin çok düşük olup kabul edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 23.06.2022 tarihli ve 2020/7 Esas, 2022/275 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 11.12.2023 tarihli ve 2022/2591 Esas, 2023/1935 Karar sayılı kararıyla; arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, dava konusu taşınmazın tespit edilen metrekare birim fiyatının istinaf incelemesinden geçen paydaş dosyası ile uyumlu olduğu, ancak fark kamulaştırma bedeline derhal ödeme kararı verilen ikinci karar tarihine kadar faiz işletilmesi gerekirken ilk karar tarihine kadar faiz işletilmesinin doğru olmadığı, üçer aylık vadeli hesapta nemalandırılmasına karar verilen bedelin işlemiş nemalarıyla birlikte ödenmesine karar verilmesi gerektiği, taşınmazın imar uygulaması sonucu oluşan yeni 71 61... parsel üzerinden hüküm tesis edilmesi gerektiğinin düşünülmemesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 11.12.2023 tarihli ve 2022/2591 Esas, 2023/1935 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; arsa niteliğindeki dava konusu taşınmazın zeminine emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak; üzerindeki yapıya ise resmi birim fiyatları esas alınıp yıpranma payı düşülerek değer biçilmesinde yöntem itibarıyla bir isabetsizlik görülmediği, 2942 sayılı Kanun'un kamulaştırma bedelinin tespiti esaslarını düzenleyen 11 inci maddesinin birinci fıkrasının arsalara ilişkin (g) bendi uyarınca, arsa niteliğindeki taşınmazlara değer biçilirken değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan değerlendirme tarihine yakın satışların emsal alınması gerektiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazın (... Caddesi üzerinde konumlu) zeminine 19.01.2017 değerlendirme tarihi itibarıyla farklı mahallede ve uzak mesafede bulunan, yaklaşık 8 yıl önce yapılan taşınmaz satışı emsal alınmak suretiyle imar parseli olarak 1.300,00 TL/m² değer biçildiği; aynı taleple açılan Gaziantep 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/382 Esas, 2018/133 Karar sayılı paydaş dosyasında ise dava konusu taşınmazın zeminine yine imar parseli olarak ( ... numaralı sokakta konumlu) 06.10.2017 değerlendirme tarihi itibarıyla 1.800,00 TL/m² değer biçildiği, tarafların temyizi üzerine Dairemizin 2019/9205 Esas, 2021/874 Karar sayılı kararı ile denetiminden geçerek onandığı anlaşıldığından, tespit edilen bedel inandırıcı olmayıp bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı, bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, dava konusu taşınmazın değerlendirme tarihi itibarıyla, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığının ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak raporun sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesinin doğru görülmediği; dava konusu taşınmazın üzerindeki yapıya, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca yayımlanan Mimarlık ve Mühendislik Hizmet Bedellerinin Hesabında Kullanılacak 2016 Yılı Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkındaki Tebliğe göre yapı sınıfı ve bu yapı sınıfına uygun birim fiyatlar esas alınıp, tespit edilen yaşına göre yıpranma payı da düşülerek değer biçilmesi gerektiği, dosyadaki bilgi ve belgelerden, dava konusu taşınmaz üzerindeki yapının zemin + 4 kat + teras kattan oluştuğunun anlaşıldığı, değerlendirme yılı olan 2017 yılı Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkında Tebliğinin incelenmesinde, III. sınıf A grubu yapıların üç kata kadar, üç kat dahil, asansörsüz yapılar olarak tanımlandığı, III. sınıf B grubu yapıların ise yapı yüksekliği 21.50 metreden az yapılar olarak belirlendiği, III. sınıf B grubu yapılar tanımlanırken yalnızca yükseklik şartı getirildiği, bunun haricinde kaloriferli ya da asansörlü olma şartının aranmadığı, bu itibarla, dava konusu taşınmaz üzerindeki yapının sınıfı tespit edilmek suretiyle sonucuna göre hüküm tesis edilmesi gerektiğinin düşünülmemesinin doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile işbu bedelden acele el koyma bedelinin mahsubu suretiyle fark kamulaştırma bedelinin bozma kararı öncesi hüküm altına alınan kısmına davanın dört ay içinde sonuçlandırılmadığı gözetilerek bu sürenin bitiş tarihi olan 20.05.2017 tarihinden İlk Derece Mahkemesinin son karar tarihi olan 23.06.2022 tarihine kadar; bozma kararı sonrası hüküm altına alınan kısmına ise 20.05.2017 tarihinden karar tarihi olan 15.01.2026 tarihine kadar yasal faiz işletilerek işleyecek faiziyle birlikte davalıya derhal ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; tespit edilen kamulaştırma bedelinin yüksek olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; değerlendirmeye esas alınan emsal taşınmaz satışının Yargıtay içtihatlarına uygun olmadığını, 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrasındaki faize ilişkin düzenlemenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği göz önüne alınarak kamulaştırma bedeline dava tarihinden ödeme tarihine kadar kamu alacakları için öngörülen en yüksek faize hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmazın zeminine 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak; üzerindeki yapılara ise aynı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca resmi birim fiyatları esas alınıp yıpranma payı düşülerek değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

3. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı idare vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

4. Tespit edilen kamulaştırma bedeline 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 46 ncı maddesinin son fıkrasındaki düzenleme uyarınca dava tarihinden itibaren kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz uygulanması gerekirken, yazılı şekilde faize hükmedilmesi bozmayı gerektirir.

Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı idare vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

2. Davalı vekilinin temyiz itirazının kısmen kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (5) ve (6) numaralı bentlerinde yer alan " 4 ay sonrası olan 20.05.2017 tarihinden " ibarelerinin hükümden tamamen çıkarılması; aynı bentlerde yer alan " yasal faiz " ibarelerinin çıkarılarak yerlerine " ayrı ayrı kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz " ibarelerinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Davacı idareden peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, davalıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2026/4579, K. 2026/12106, T. 25.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2026-4579-e-2026-12106-k-7254def00090