Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/11603 E. 2026/12673 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/11603
Karar No
2026/12673
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2026/452 Esas, 2026/1028 Karar BİRLEŞTİRİLEN DAVADA KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen kamulaştırmasız el atılan taşınmazlar bedelinin tahsiline ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kısmen kabulüne, birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA 1. Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi ... ...'e ait Ankara ili, ..., ... Mahallesi 161 28... , 7 ve 8 parsel sayılı taşınmazların Maliye Hazinesi adına haksız olarak kaydedilmesi üzerine Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1985/317 Esas sayılı dosyası üzerinden dava açtıklarını, 22.975 m² yüz ölçümlü taşınmazın muris ... ... adına tesciline karar verildiğini ve kararın Yargıtay tarafından onandığını, muris ... ...'in ... aleyhine kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası açtığını, ancak davanın zamanaşımı yönünden reddedildiğini, bunun üzerine muris aleyhine ... tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) mülga 38 inci maddesi uyarınca açılan tapu iptali ve tescil davasının kabul edilerek söz konusu taşınmazların Maliye Hazinesi adına tesciline karar verildiğini, taşınmazlar üzerine ısı merkezi ve binalar yapıldığını, etrafının tellerle çevirip başına nöbetçi konulmak suretiyle fiilen el atıldığını ileri sürerek kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin davalı idarelerden tahsilini talep etmiştir.

2. Birleştirilen davada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu Ankara ili, ..., ... Mahallesi 161 28... , 7 ve 8 parsel sayılı taşınmazların maliki ortak muris ... ... ...'in vefat ettiği 14.12.1967 tarihinde yasal mirasçılarının ... ... ve ... ... olduğunu, ... ...'nun mirası reddettiğini, ... ...'nun mirasın ortak muris ... ... ...'in vefat ettiği tarihte ... ...'nun çocuklarına geçmesi gerekirken İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1972/1023 Esas sayılı dosyasına ait veraset ilamıyla ... ... çocukları yok sayılmak suretiyle tek mirasçı olarak ... ...'in belirlendiğini, söz konusu veraset ilâmının iptali için Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/483 Esas sayılı dosyasında açılan davanın kabul edilerek söz konusu veraset ilâmının iptal edildiğini ve muris ... ... ...'in mirasçılarının ... ... ..., ... ... Kızıl, ..., ... ... ..., ... ve ... ... olarak belirlenerek kararın kesinleştiğini, asıl davada davacıları ile birlikte müvekkillerinin de muris ... ...'e ait 161 28... , 7 ve 8 parsel sayılı taşınmazlar da hak sahibi olduğu gözetilerek, taşınmazların haksız olarak Maliye Hazinesi adına tesciline karar verildiğini, taşınmazlar üzerine ısı merkezi ve binalar yapıldığını, etrafının tellerle çevirip başına nöbetçi konulmak suretiyle fiilen el atıldığını ileri sürerek kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin davalı idarelerden tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı idareler vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın usulden ve esastan reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 28.03.2017 tarihli ve 2011/422 Esas, 2017/114 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idareler vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 28.09.2017 tarihli ve 2017/1617 Esas, 2017/1589 Karar sayılı kararı ile dava konusu taşınmazların ... Belediye Encümeninin 11.02.1986 tarihli ve 293 sayılı kararı ile onaylanan ... numaralı parselasyon planı kapsamında 161 28... parsel sayılı taşınmazın konut alarm iskan tesisi, 7 parsel sayılı taşınmazın ağaçlandırılacak alan ve 8 parsel sayılı taşınmazın ise ısı merkezi olarak ayrıldığı, fiili olarak 6 parselde öğrenci yurdu binası, 8 parselde ısı merkezi binası bulunduğu, 7 parselde ise herhangi bir yapının bulunmadığı, parsellerin ... yerleşkesi içerisinde lojmanların hemen bitişiğinde bulunduğu İmar Müdürlüğü yazısı ve keşfen tespit edilmiş olup, kamulaştırmasız el atma olgusunun gerçekleştiği, 5999 sayılı Kanun ve sonrasında yürürlüğe giren 6487 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeler uyarınca kesin hükmün dikkate alınamayacağı anlaşılmış olup, davalı idareler vekilinin beyanlarına itibar edilmediği, dava konusu taşınmazların arsa niteliğinde kabulü ile emsal karşılaştırması yapılarak değerlerinin tesbit edilmesinde ve davanın kabulüne dair kararda, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı, taşınmazların 902 kadastral parsele bitişik olduğu ve işbu parsel üzerinde ... Konutlarının yapımının devam ettiği, bu taşınmaza kamulaştırmasız el atıldığından bahisle açılan davaların gerek Yargıtay denetiminden gerekse Dairelerinin denetiminden geçerek kesinleştiği, bulunan bedelin güçlü delil niteliğinde olan kesinleşen dava dosyalarındaki metrekare birim fiyatlarla uyumlu olması nedeniyle bedel yönünden itirazların yerinde görülmediği, dava konusu taşınmazlara el atma tarihleri dikkate alındığında vekalet ücretinin maktu olması gerekirken nispi olarak tahsili yönünde hüküm kurulması doğru değilse de davalı idareler vekilinin bu konuda açık istinaf talebinin bulunmadığı ve bu hususun kamu düzenine girmeyen hallerden olduğu gözönüne alınarak resen dikkate alınmadığı, ancak dava konusu taşınmazlar yönünden kamulaştırma kararı alan; ancak kamulaştırma işlemleri kesinleşmeden fiilen el atan ve hâlen de kullanan idare ... olup davanın bu idare yönünden kabulüne, karar verilmesi gerekirken her iki davalı yönünden de davanın kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın davalı ... yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... yönünden kabulüne karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... ve talepte bulunanlar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; dava konusu taşınmazların, öncesinde kök 1340 tarih ve 56 numaralı tapu kaydıyla tapuda tescilli iken 1955 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında tescil harici bırakıldığı, 1979 yılında ikinci kez yapılan tespitte 798 parsel numarası ile senetsizden Hazine adına tespit görerek yapılan imar uygulaması sonucunda 161 28... , 7 ve 8 parseller olarak Maliye Hazinesi adına tescil edildikleri, davacılar murisi ... ... tarafından ... Belediye Başkanlığı ve Maliye Hazinesi aleyhine tescil istemiyle Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1985/317 Esas sayılı dosyasında tescil davası açtıkları, davada davacılar murisi ... ...’in 340 tarih ve 56 numaralı tapu kaydının maliki olan ...’nın yegane mirasçısı olduğu ve Hazine adına tescil edilen yerlerin adına tescilini talep ettiği, Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne taşınmazların davacılar murisi ... ... adına tesciline dair karar verildiği, verilen kararın Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 1986/5006 Esas, 1986/4694 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleşmesi üzerine 161 28... parselin 2.400 m²sinin, 7 parselin 12.600 m²sinin, 8 parselin 5.600 m²sinin 1987 yılında hükmen muris adına tapuda tescil edildiği, tescili müteakip ... ... tarafından Maliye Hazinesi aleyhine Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan kamulaştırmasız el atmadan kaynaklı tazminat davasının yargılaması sonunda Mahkemenin 1988/162 Esas, 1991/408 Karar sayılı kararı ile 20 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğundan bahisle 2942 sayılı Kanun'un 38 inci maddesi uyarınca süre yönünden davanın reddine dair kararın temyiz üzerine Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, bu kez davalı ... Bakanlığınca malik aleyhine açılan 2942 sayılı Kanun'un 38 inci maddesine dayalı tapu iptal tescil davasının kabulü ile muris paylarının iptaliyle Hazine adına tesciline dair Ankara 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1992/850 Esas, 1993/357 Karar sayılı kararının kesinleşmesi üzerine davacılar murisi ... ... adına olan payların 6 parselde 2.400 m², 7 parselde 12.600 m² ve 8 parselde 5.600 m² olmak üzere toplam 20.600 m² hissenin 10.11.1993 tarihli ve ... yevmiye numarası ile hükmen Maliye Hazinesi adına tescil edildiği, ancak daha sonra 30.06.2010 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 5999 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 6 ncı maddenin sekizinci fıkrası uyarınca davacıların uzlaşma başvurularının sonuçsuz kalması üzerine dava konusu taşınmazlardaki muris payları için davacıların kamulaştırmasız el atmadan kaynaklı tazminat istemli iş bu davayı açtıklarının anlaşıldığı, dosyada bulunan kanıt ve belgelere göre, İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Ankara 21. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/422 Esas, 2017/114 Karar sayılı kararı ortadan kaldırılarak, arsa niteliğindeki ... Mahallesi 161 28... ,7 ve 8 parsel sayılı taşınmazlara 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde yöntem itibarıyla bir isabetsizlik görülmediği, ancak davalı ... tarafından sunulan 22.01.2020 tarihli dilekçeye göre dava konusu taşınmazların da içerisinde bulunduğu askeri birlik tel örgü sınırının yeniden düzenlenerek 161 28... parsel sayılı taşınmazın bütünü ile tel örgü sınırı dışına çıkartıldığı, dava konusu taşınmazlardaki davacıların hissesine tekabül eden 20.600 m² kısmın ifraz edilerek ayrı bir parsel oluşturulduğu ve el atmanın sona erdirildiği bildirildiğinden; öncelikle, yeni oluşturulan tapu kayıtları ile çaplı krokiler ilgili Kadastro Müdürlüğünden getirtilip mahallinde yeniden keşif yapılarak, dava konusu taşınmaza serbestçe ulaşımın, tasarrufun mümkün olup olmadığı, taşınmazların tel örgü dışına çıkartılıp çıkartılmadıkları, tel örgü dışına çıkartılmış ise de askeri alanın bütünlüğü içerisinde kalıp kalmadığı hususlarında keşif gözlemi tutanağa da geçirilmek suretiyle; yeni parsellerin tapu kaydı zemine uygulanıp, yeni oluşan parsellere davalı idarece fiilen el atılıp atılmadığı, yeni oluşan parsellere fiilen el atılmasa bile imar planındaki durumu sorularak kamuya tahsisli alan olarak ayrılıp ayrılmadığı tespit edilerek, temyiz aşamasında 24.04.2019 tarihli dilekçe ile dava konusu taşınmazların kök maliki ... ... mirasçısı olduğunu iddia eden .... tarafından dosyaya sunulan dilekçeye göre Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1985/317 Esas sayılı dosyasında hükme esas olan veraset ilamının iptal edildiği, bu kararın kesinleştiği dikkate alındığında iptal edilen veraset ilâmın doğrultusunda Tapu Sicil Müdürlüğünde herhangi bir işlem yapılıp yapılmadığı, talepte bulunanların dava konusu taşınmazla ilgili mülkiyet tespitine ilişkin bir karar alıp almadığı araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arsa niteliğindeki taşınmazlara emsal karşılaştırması yapılarak, dava konusu taşınmazlar ile emsallerin vergiye esas değerleri de kıyaslanmak suretiyle asıl ve birleştirilen dava değerlendirme tarihleri itibarıyla değerlerinin tespit edilmesinde, davaya konu 6 ve 8 parsel sayılı taşınmazların ... yerleşkesi içerisinde lojmanların hemen bitişiğinde bulunduğu ve bu idare tarafından kullanıldığının kabulü ile bedellerinin davalı ... Bakanlığından, ifrazen oluşan 16 parsel sayılı taşınmazın ... yönünden lojmanların güvenliği için tel örgü ile ayrılmış olduğu, diğer yönlerden tel örgü bulunmadığı, üzerinde moloz ve hafriyat yığıntılarının bulunduğu, askeri alan bütünlüğü içinde olmadığı, 17 parsel sayılı taşınmazın etrafının çevrili olmadığı, kısmen ağaçlandırılmış olduğu, askeri alan dışında olup yapılaşmaya elverişli olmadığı ve her iki taşınmazın Maliye Hazinesi adına tescilli olduğu dikkate alınarak bedellerinin adı geçen davalı idareden tahsiline, davacıların taşınmazlarda ilk kez 1987 yılında hükmen tescil ile mülkiyetin kazanıldığı bu tarihten itibaren hakların kullanılmasının ve dava açma haklarının oluştuğu dikkate alındığında davacılar lehine nispi vekalet ücreti takdirine dair kararda, taşınmazların 902 kadastral parsele bitişik olduğu ve iş bu parsel üzerinde ... Konutlarının yapımının devam ettiği, bu taşınmaza kamulaştırmasız el atıldığından bahisle açılan davaların gerek Yargıtay denetiminden gerekse Dairelerinin denetiminden geçerek kesinleştiği, bulunan bedelin güçlü delil niteliğinde olan kesinleşen dava dosyalarındaki metrekare birim bedelleriyle uyumlu olduğu da dikkate alındığında Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığından taraf vekillerinin bu yönlere ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmediği gibi asıl ve birleştirilen davada dava açılırken yasal faiz talep edildiği, alınan bilirkişi raporları üzerine yapılan ıslah / bedel arttırım dilekçelerinde de hükmedilecek bedellere yasal faiz işletilmesinin talep edildiği dikkate alındığında davacılar vekillerinin faize yönelik istinaf itirazlarının da yerinde görülmediği, ancak 08.01.2024 tarihli ve 32433 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 30.11.2023 tarihli ve 2023/101 Esas, 2023/207 Karar sayılı kararı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 326 ncı maddesinin ikinci fıkrasının "kamulaştırmasız el atmaya dayalı tazminat davaları yönünden" iptal edildiği dikkate alınarak yargılama giderlerinin tamamının davalılardan tahsiline ve davalı idareler lehine vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken aksine hüküm tesis edilmesinin doğru görülmediği sonucuna varılmış olup, düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın kısmen kabulüne, birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Asıl davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazlar için belirlenen bedelin düşük olduğunu, taşınmazların konumu ve nitelikleri itibarıyla kıymetli bir bölgede yer aldığını, emsal seçimi ve karşılaştırmasının kanunun aradığı şartlara uygun olarak yapılmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun güncelliğini yitirdiğini, hükmedilen bedele dava tarihinden itibaren kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranının uygulanması gerektiğini, davalı idareler lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını ileri sürmüştür.

2. Birleştirilen davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilleri yönünden belirlenen tazminat miktarının düşük olduğunu, dava konusu taşınmazlar için belirlenen bedelin düşük olduğunu, hükmedilen bedele dava tarihinden itibaren kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranının uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür.

3. Davalı idareler vekili vekili temyiz dilekçesinde özetle; zamanaşımı ve kesin hüküm itirazlarının dikkate alınmadığını, davacıların mülkiyet iddialarına karşı itirazlarının değerlendirilmediğini, sonuç olarak dava konusu taşınmazların bugün için tamamının Maliye Hazinesi adına hükmen tescil edildiğini, davacıların mülkiyet haklarının bulunmadığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, 6487 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 7 nci madde uyarınca davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin yüksek olduğunu, taşınmazın değerinin hesaplanmasında el atma tarihindeki niteliğinin esas alınması gerektiğini, dava konusu 161 28... parsel sayılı taşınmazın ifrazı ile oluşan 16... parsel sayılı taşınmazların tel örgü dışına çıkarıldığı, askeri alan bütünlüğü içerisinde bulunmadığı ve taşınmazlara serbestçe girilip çıkılabildiği hususları tespit edildiği halde el atma davasının kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığını, dava konusu 161 28... parsel sayılı taşınmazın ifrazı ile oluşan 16... parsel sayılı taşınmazlar parselasyon planında "Ağaçlandırılacak Alan" olarak ayrıldığına göre bu parseller yönünden sorumluluğun ... Belediye Başkanlığı ve ... Belediye Başkanlığına ait olduğunu, 2942 sayılı Kanun’un Geçici 6 ncı maddesi uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, davanın kısmen kabulüne karar verildiği hâlde, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin tümüyle müvekkili idare aleyhine hükmedildiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı tapu malikleri ile davalı idareler arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazlar bedelinin tahsili hususundadır. 2. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeple; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Davalı idareler harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacılardan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.09.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2026/11603, K. 2026/12673, T. 10.09.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2026-11603-e-2026-12673-k-641b5c135e5a