Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/9976 E. 2026/3420 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/9976
Karar No
2026/3420
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/398 Esas, 2025/1201 Karar KARAR : Husumetten ret / Kısmen kabul / Zamanaşımı nedeniyle ret

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen taşınmazın tapu kaydının mahkeme kararı ile iptalinden kaynaklanan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin asıl ve birleştirilen davalarda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davalı ... yönünden asıl ve birleştirilen davaların husumetten reddine; davalı Hazine yönünden asıl davanın kısmen kabulüne, birleştirilen davanın zamanaşımından reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar ve davalı Hazine vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili asıl ve birleştirilen davada dava dilekçelerinde özetle; davacıların murislerinden kendilerine miras kalan İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 969 ada ve 9 71... parsel sayılı ve ... ilçesi, ... Mahallesi 9 17... parsel sayılı taşınmazlarda devlet tarafından yapılan orman tahdit çalışmaları sonucunda davacıların hisselerinin tamamının ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1973/1000 Esas, 1979/856 Karar sayılı kararı ile orman alanında kaldığını ve bedel ödenmeden tapularının iptal edildiğini, bu suretle mülkiyet hakkı ihlal edildiğini ileri sürerek 4721 sayılı 1007 nci maddesi uyarınca zararın tazmini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların ... ilçesi, ... Devlet Ormanını sınırları içinde bulunduğunu, ... Devlet Ormanı 3 numaralı tahdit heyeti tarafından devlet ormanı olarak 1940 yılında sınırlandırılma yapıldığını, 1945 yılında çıkan 4785 sayılı Orman Kanunu'na göre bu ormanın devletleştirilmiş olduğunu, mülkiyeti Hazineye ait olmak üzere tescili orman işletmesinin "... Bölgesi" adına yapılmış olup 03.07.1947 tarihinde tapuya bağlandığını, 19 numaralı Orman kadastro komisyonuna bağlı ekip başkanlığı tarafından tapu sınırları esas alınarak ... Devlet Ormanının kadastro çalışmasına tabi tutulduğu çalışmanın 17.09.1982 yılında mahallinde ilan edildiğini, dava konusu yere ilişkin orman idaresince tapu iptali ve meni müdahale davası açıldığını, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1972/1000 Esas, 1979/856 Karar sayılı kesinleşmiş Mahkeme kararı ile taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tescil edildiğini belirterek davacının talebin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, kısmi dava şartlarının gerçekleşmediği için dava dilekçesinin reddi gerektiğini, ormanların kamu malı olduğunu, kamu mallarının özel mülkler gibi devir ve temlik edilemeyeceğini, 2/B uygulaması ile orman dışına çıkarılan arazi vasıflı yerler için 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırlan Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hâzineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) gereğince tapu maliklerine haklar tanındığını, davacılann 6292 sayılı Kanun gereğince süresi içinde idareye başvurarak tapularının iadesini talep edebileceklerini, tapusu iptal edilen taşınmazın 6292 sayılı Kanun'un sözü edilen hükümlerine göre tekrar tapu sahibine iade edilmesi hâlinde davacı tarafın zararı izale edilmiş olacağını, davacıların süresi içerisinde idareye başvurmaması hâlinde ise haklarının sona ereceğini, idareden başkaca taleplerinin bulunmadığının kanunda açıkça hüküm altına alındığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.

3. Davalı Hazine vekili 30.03.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile asıl davaya verdiği cevap dilekçesini ıslah ederek zamanaşımı definde bulunmuştur.

4. Davalı Hazine vekili birleştirilen dosyaya karşı 19.03.2018 tarihinde sunduğu cevap dilekçesi ile zamanaşımı definde bulunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 16.03.2021 tarihli ve 2012/335 Esas, 2021/104 Karar sayılı kararı ile asıl ve birleştirilen davaların ... yönünden husumetten reddine, Hazine yönünden kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine ve ... vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 21.06.2022 tarihli ve 2022/796 Esas, 2022/1793 Karar sayılı kararı ile dava konusu taşınmazın mahkeme kararı ile tapusunun iptal edildiği 1983 yılından itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçmiş olduğu, davalı Hazine vekilinin süresinde zamanaşımı definde bulunduğu, eldeki davanın Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli kararından yaklaşık 3 yıl sonra açıldığı ve 18.11.2009 tarihinden itibaren oluşan iç hukuk yolu itibarıyla, eldeki davanın makul süre içinde açıldığının kabulünün mümkün olmadığı, aynı parsellere ilişkin olarak diğer hissedarlar tarafından 3,5 yıl sonra açılan İstanbul Anadolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/191 Esas, 2017/368 Karar sayılı dosyada davanın zamanaşımı nedeniyle reddine ilişkin kararın Yargıtay 5. Hukuk Dairesince onandığı anlaşıldığından Mahkemece Hazineye yönelik davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olduğu; Orman Genel Müdürlüğüne karşı açılan davanın husumet yönünden reddine karar verilmesine rağmen bu idare lehine vekâlet ücreti takdir edilmemesinin hatalı olduğu belirtilerek İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine dair hüküm kurulmuştur.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı Hazine vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; asıl dava açısından Hazine vekili süresinde cevap dilekçesi sunmadığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.02.2020 tarihli ve 2017/2782 Esas, 2020/87 Karar ve 12.06.2013 tarihli ve 2012/10 Esas, 2013/825 Karar sayılı kararları gözetildiğinde süresinde verilmeyen cevap dilekçesinin ıslahı suretiyle zamanaşımı definde bulunulamayacağından asıl dava yönünden işin esasına girilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Bölge Adliye Mahkemesinin 29.05.2024 tarihli ve 2023/2817 Esas, 2024/1565 Karar sayılı kararı ile ... yönünden asıl ve birleştirilen davaların husumetten reddine, Hazine yönünden asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın zamanaşımından reddine karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dava dilekçesine göre asıl davanın 25.09.2012 tarihinde fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak kısmı dava olarak açıldığı, davacı tarafın davasını 17.02.2021 tarihinde ıslah ettiği, davalı Hazine vekilinin ıslah talebine karşı süresinde 18.02.2021 tarihinde zamanaşımı definde bulunduğu gözetildiğinde dava dilekçesindeki bedelle sınırlı olarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde fazla bedele hükmedilmesi doğru görülmeyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

D. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında belirtilen kararı ile davalı ... yönünden asıl ve birleştirilen davaların husumetten reddine; davalı Hazine yönünden asıl davanın kısmen kabulüne, birleştirilen davanın zamanaşımından reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı Hazine vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; zamanaşımı hesabının dava tarihi esas alınarak yapılması gerektiğini, zamanaşımı definin ıslah tarihine göre değil, dava tarihine göre değerlendirilmesi gerektiği, bu hususun hem uygulamada hem de Yargıtay içtihatlarında (Hukuk Genel Kurulu 2018/1394 Karar) kabul edildiğini, kısmi davanın hangi şartlarda açılabileceğini kanun koyucunun belirlediğini, davasını açma şartlarını elde ettiğinde asıl amacı ve muradı alacağının tamamını dava etmek ve tümü hakkında karar verilmesini olduğunu, yani kısmi dava açarak alacağının bir kısmını dava etmek olmadığını, dava dilekçesinde belirttiği talep sonucunun da geçici olduğunu, kanun koyucu bu hakkı davacıya tanıdığına göre davacı talebi hangi tarihte kesin olarak belirlenirse belirlensin dava açıldığı tarihte zamanaşımı süresi kesilmiş sayılması gerektiğini, mülkiyet ihlali devam ettiği süzece zamanaşımının başlamayacağını, hem dava konusu taşınmazlara kamulaştırmasız el atma söz konusu olduğunu, hem de 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi hükmü hem de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları gözetildiğinde mülkiyet hakkının ihlalinin açık olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2.Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava kısmen reddedildiğinden reddedilen bölüm üzerinden Hazine lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, temel olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Dava dilekçesine göre asıl davanın 25.09.2012 tarihinde fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak kısmi dava olarak açıldığı, davacı tarafın davasını 17.02.2021 tarihinde ıslah ettiği, davalı Hazine vekilinin ıslah talebine karşı süresinde 18.02.2021 tarihinde zamanaşımı definde bulunduğu gözetildiğinde dava dilekçesindeki bedelle sınırlı olarak davanın kabulüne karar verilmesi isabetlidir. 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13 üncü maddesinin 2 nci fıkrasına göre hükmedilen vekâlet ücreti kabul veya reddedilen miktarı geçemeyeceğinden asıl dava yönünden davalı Hazine yararına 10.000 TL vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekmekte ise de bu husus davacı tarafça temyize konu edilmediğinden bozma sebebi yapılmamıştır.

4. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII.KARAR Açıklanan sebeple; Davacılar vekili ile davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde olmadığından usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacılardan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/9976, K. 2026/3420, T. 26.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-9976-e-2026-3420-k-c362706d3918