Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/9973 E. 2026/3415 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/9973
- Karar No
- 2026/3415
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/156 Esas, 2025/30 Karar KARAR : Kabul
Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararı ile iptalinden kaynaklanan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacılar ... ve ... ile davalı ... vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, Vekâletnamesinde temyizden feragat yetkisi bulunan davacılardan ... vekili temyizden feragat ettiğini 16.06.2025 tarihli dilekçesi ile açıkça ve kayıtsız şartsız olarak bildirmiştir. Dosyada mevcut 18.04.2022 tarihli ve ... yevmiye numaralı vekâletnamesinde temyizden feragata yetkili bulunduğu anlaşılmış olmakla, temyiz dilekçesinin adı geçen davacı yönünden feragat sebebiyle reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı ... ile davalı ... vekillerinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul ili, ... ilçesi, ... köyü 694 parsel sayılı taşınmazın 24.01.1967 tarihinde yapılan tapulama ile 13 08... sıra nolu tapu kaydına dayanılarak ... ve ... adına tescil edildiğini, aynı zamanda 1744 sayılı Kanun uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığını, ancak Hazine tarafından ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesine açılan dava neticesi 03.12.1986 tarihli ve 1973/58 Esas, 1986/995 Karar sayılı kararı ile 694 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline karar verildiğini ve hiçbir bedel ödenmeden tapusu iptal edilen 694 parsel sayılı taşınmazın rayiç bedeliyle orantılı olarak tazminatın fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00 TL sinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiği, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 1994/6427 Esas, 1994/6096 Karar sayılı kararına göre eski 4721 sayılı Kanun'un 1020 nci maddesi gereğince tapu kayıtlarının aleni olduğunu, kimsenin tapu sicilinde kayıtlı olan hususu bilinmediğini ileri süremeyeceğini, ilgisi bulunduğunu ispat eden herkesin önemli bulduğu başka sahifelerin evrakı müspitesi ile birlikte tapu sicil müdürlüğünün huzurunda kendisine gösterilmesini ve bunların bir suretinin kendisine verilmesini isteyebileceğini, kimsenin tapu sicilinde kayıtlı olan bir hususun kendisince bilinmediğini ileri süremeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 03.12.2012 tarihli ve 2012/770 Esas, 2014/100 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin 03.12.2012 tarihli ve 2012/770 Esas, 2014/100 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi tarafından yapılan inceleme sonucunda; Mahkemece dava konusu taşınmazın kadastro tespitinde esas alınan tapu kaydının dava konusu taşınmaza ait olmadığının, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1973/58 Esas, 1986/995 Karar sayılı dosyası ile tespit edildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmişse de delillerin değerlendirilmesinde hataya düşüldüğü, dava konusu 694 parselin, 1968 yılında yapılan kadastro çalışması sonucunda, tapu kaydına dayanılarak davacılar murisi adına tespit ve tescil edildikten sonra Hazinenin açtığı tapu iptal ve tescil davası sonunda tapusu iptal edildiğinden, artık dayanak tapunun dava konusu taşınmaza ait olmadığından bahisle tazminat talebinin reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, Hazine aleyhine açılan davanın esasına girilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmeyerek mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 04.02.2025 tarihli ve 2024/156 Esas, 2025/30 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ... vd. ve davalı ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı ... temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza düşük bedel belirlendiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece gerekçeli kararda zamanaşımı defiinde bulunmadığı anlaşıldığından sonraki aşamalarda ileri sürülen zamanaşımı itirazına itibar edilmediği belirtilmekte ise de 20.03.2024 tarihli dilekçelerinde zamanaşımı def'ini ileri sürdüklerini, davanın belirsiz alacak davası olarak nitelendirilemeyeceğini, dava dilekçesinde açıkça belirsiz alacak davası nitelemesi yapılmadığından eldeki davanın belirsiz alacak davası olarak kabulünün mümkün olmadığını, ıslahla talep edilen bölüme ıslah tarihinden faiz işletilmesi gerektiğini, Hazinece tazminat ödenmesini gerektirecek koşulların oluşmadığını, bedelin yüksek belirlendiğini, dava konusu taşınmazın arazi vasfında olduğunu, sonuç olarak davanın usulden ve esastan reddi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, temel olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2 . Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dosyadaki belgelerin incelenmesinden; dava konusu İstanbul ili, ... ilçesi, ... köyü 694 parsel sayılı 29.750,00 m² yüz ölçümlü, tarla vasıflı taşınmazın, 24.01.1967 tarihli tapulama suretiyle 1/2 hissesinin ..., 1/2 hissesinin ise ... adlarına kayıtlı iken ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 03.12.1986 tarihli ve 1973/58 Esas, 1986/995 Karar sayılı kararı ile parselin tapu kaydının iptaliyle Maliye Hazinesi adına tapuya tescili yönünde verilen karar uyarınca, taşınmazın tamamının 04.05.1996 tarihli ve 1054 yevmiye ile hükmen davalı Maliye Hazinesi adına tescil edildiği, tapu iptali ve tescil davasının görüldüğü mahkemece kararın kesinleşme tarihi mahkemeye bildirilmemişse de, dosya kapsamında bulunan ... Tapu Müdürlüğünün 26.10.2017 tarihli cevabi yazısı ekinde yer alan Milli Emlak Daire Başkanlığının 02.04.1996 tarihli ve 12619 sayılı yazısında, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 03.12.1986 tarihli ve 1973/58 Esas, 1986/995 Karar sayılı kararı ile parselin tapu kaydının iptali İle Maliye Hazinesi adına tapuya tescili yönünde verilen kararın Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 27.01.1988 tarihli ve 43/549 sayılı kararı ile onanarak 27.01.1988 tarihinde kesinleştiği, 05.04.1996 tarihinde taşınmazın hükmen Hazine adına tescil edildiği, eldeki davanın 03.12.2012 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
3. Dava konusu taşınmazın mahkeme kararı ile tapusunun iptal edildiği 27.01.1988 yılından itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçmiş olduğu, eldeki davanın açılış tarihi gözetildiğinde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli kararı ile oluşan iç hukuk yolu itibarıyla, eldeki davanın makul süre içinde açıldığının kabulünün mümkün olmadığı ancak zamanaşmı defi olarak ileri sürülebileceğinden bu husus mahkemece resen gözetilemeyecektir.
4. Buna göre; dava dilekçesine göre asıl davanın 03.12.2012 tarihinde fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak kısmi dava olarak açıldığı, davacılar ... vd. vekilinin 22.03.2023 tarihinde, ... vd vekilinin 10.04.2023 tarihinde davayı ıslah ettiği, bir kısım davalılar vekilinin ıslah dilekçesinin 27.03.2023 tarihinde Hazine vekiline tebliğ edildiği ve süresinde yapılan itiraz ile 29.03.2023 tarihli dilekçe ile Hazine vekilinin ıslah talebine karşı zamanaşımı definde bulunduğu gözetildiğinde, ıslah dilekçesine karşı zamanaşımı def'inin ileri sürüldüğü davacılar yönünden dava dilekçesindeki paylarına düşen bedelle sınırlı olarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde fazla bedele hükmedilmesi bozmayı gerektirmiştir.
VI.KARAR Açıklanan sebeple; A. Davacı ... Vekilinin Temyizi Yönünden; Davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE,
B. Davacı ... ve Davalı ... Vekillerinin Temyizleri Yönünden; 1.Davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddine,
2. Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının BOZULMASINA, Davacıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine, 26.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.