Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/13585 E. 2026/3419 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/13585
Karar No
2026/3419
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3176 Esas, 2024/1590 Karar KARAR : Yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/185 Esas, 2023/829 Karar

Taraflar arasındaki tescil olmadığı takdirde tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince tescil talebinin reddine, terditli açılan tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Hazine vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekilince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; tapu sicilinde tescilli bulunan, zabıt kaydında, İstanbul ... (Yeni ...) ilçesi, ... Mahallesi sınırı: ..., ..., ..., ... ve ..., Cilt 131, Sahife no 3, Sıra no 39, 09.06.1965 tarihli ve 382 yevmiye numarasında, 1183 m² yüz ölçümünde taşınmazın davacılar adına tescilini, tescilin yapılamaması halinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, tapulu taşınmazın iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının talebinin usul ve kanuna aykırılık teşkil ettiğini, bu nedenle haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddi ile yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tescil talebinin reddine, terditli açılan tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılmamış olduğunu, usulden ve esastan reddinin gerektiğini, davacı tarafın ileri sürdüğü hususlarda müvekkilinin hiçbir kusuru bulunmadığı gibi hukuki sorumluluğunun da söz konusu olmadığını, davaya konu iddia olunan olaylarda illiyet bağının kesildiğini, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca devlete ait hukuki bir sorumluluktan da bahsedilemeyeceğini, davacının bir zararı mevcut olsa bile bu durumun tapu sicilinin hukuka aykırı tutulmasından doğduğunu, davacı tarafın uğramış olduğu zararı da belgeleyemediğini, davaya esas bilirkişi raporlarında belirlenen teminat miktarlarının fahiş olduğunu, bu rapora istinaden mahkemece verilen kararın da usul ve kanuna aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların tutunduğu eski zabıt kaydının 1972 yılında yapılan arazi tapulama çalışmaları sırasında herhangi bir taşınmaza revizyon görmediği, davacılar ve murisleri tarafından yapılan tapulama çalışmaları sırasında herhangi bir itirazda bulunulmadığı, davacıların keşifte gösterdikleri yer itibari ile tutundukları zabıt kaydının 550 parsel sayılı taşınmaz sınırları içinde olduğu iddia edilmiş ise de söz konusu 550 parsel sayılı taşınmazın harman yeri olarak tapulama tespiti 1975 yılında kesinleştiği, yine ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1972/74 Esas, 1972/361 Karar sayılı dosyasında davaya konu edilen yerin 2973 parsel sayılı taşınmaz sınırları içinde kaldığı, söz konusu 2973 parsel sayılı taşınmazın da 1972 yılındaki tapulama çalışmaları sırasında dava dışı kişiler adına tespit ve tescil edildiği, söz konusu tespite davacılar ve murisleri tarafından herhangi bir itirazda bulunulmadığı, arazi kadastro çalışmaları sırasında revizyon görmeyen ve sonradan herhangi bir tedavül görmeyen, işleme tabi kayıt niteliği kalmayan eski tapu kaydı hukuki değerini yitirdiği 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince hukukî değerini yitiren tapu kaydına dayanılarak tazminat talep edilmesinin mümkün olmadığı, kaldı ki tapunun hukuki değerini yitirdiği 1972 yılından davanın açıldığı tarihe kadar 10 yıllık zamanaşımı süresi çoktan dolduğu, bir an için davacıların zabıt kaydına dayalı olarak tazminat talep hakkı bulunduğu kabul edilse bile, Anayasa Mahkemesinin 25.07.2017 tarihli ve 2014/6673 Karar sayılı kararı gereği. 18.11.2009 tarihinden önce zamanaşımı süresi dolmuş bulunan eldeki dava yönünden Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18.11.2009 tarihli kararından 13 yıl sonra 05.03.2022 tarihinde dava açıldığından 18.11.2009 tarihinden itibaren oluşan iç hukuk yolu itibarıyla davanın makul süre içinde açıldığının kabulünün mümkün olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın, davacıların murisleri tarafından bedel ödenerek satın alındığını, murisin tapu siciline güvendiğini, taşınmazı satın alırken tescil harici bırakılacağını, revizyon görmeyeceğini bilmediğini, taşınmaza kadastro tutanağı düzenlenmediğini, askı ilanı yapılmadığını, tapunun revizyon görmediğinin müvekkillerine bildirilmediğini, müvekkillerinin murisinin vefatından sonra evdeki belgeler içerisinde bulunan tapu kaydı ve diğer bilgiler ile taşınmazın varlığından haberdar olduğunu, taşınmaz tescil harici bırakıldığından zamanaşımının söz konusu olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, temel olarak tescil, olmadığı taktirde 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Yapılan incelemede; davacıların iddialarına dayanak olarak gösterdikleri murislerine ait eski zabıt kayıtlarının 1972 yılında yörede yapılan arazi kadastro çalışmaları sırasında revizyon görmediği anlaşılmakta olup, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca kadastro tutanaklarında belirtilen haklara sınırlandırma ve tespitlere, tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz, yine aynı Kanun'un 12 nci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan, kadastrosu tamamlanan çalışma alanı içerisinde kalan eski tapu kayıtları, işleme tabi kayıt niteliğini kaybeder hükümleri gözetildiğinde, davacılar veya murisleri tarafından 10 yıllık hak düşürücü süre içinde herhangi bir tespite itiraz davasının açılmadığı tespit edilmekle, arazi kadastro çalışmaları sırasında revizyon görmeyen ve işleme tabi kayıt niteliği kalmayan hukukî değerini yitiren tapu kaydına dayanılarak tazminat talep edilmesinin mümkün olmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi doğrudur.

3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacılardan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/13585, K. 2026/3419, T. 26.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-13585-e-2026-3419-k-47075ea7e0f1