Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/10687 E. 2026/3429 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/10687
- Karar No
- 2026/3429
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3566 Esas, 2023/523 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 19. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/413 Esas, 2021/326 Karar
Taraflar arasındaki tapu kaydının hatalı oluşması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinden ... ve müteveffa ...'nin İzmir ili, ... Köyü, ... Mevki, 11 pafta , 235 parsel sayılı 16.600 m²lik taşınmazı tapuda hiçbir sınırlayıcı kayıt olmadan 09/11/1976 yılında satın ve devir aldıklarını, taşınmazın alındığı tarihte zeytinli tarla olarak tapuda geçtiğini, 16 yıl sonra Orman İdaresi Genel Müdürlüğünce taşınmazın 9270 m²sinin kesinleşmiş orman tahdit sınırında kalması nedeni ile ... 1 Asliye Hukuk Mahkemesinin 1991/8 05... /329 sayılı Kararı ile taşınmazın 9270 m²sinin orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilerek müvekkilleri adına olan kaydın iptal edildiğini, müvekkillerine herhangi bir ödeme yapılmadığından maddi ve manevi mağduriyet yaşadıklarını izah edilen nedenlerle iptali yapılan 9.270 m² yerin bugün itibari ile orman vasfı taşımadığı kanaati ile iptali ile müvekkilleri adına tesciline bu talepleri kabul edilmediği takdirde yerin iptali ile oluşan zararın tam ve kesin tespiti ile şimdilik 10.000 TL tazminatın iptalin tapuya tescil tarihi olan 13/09/1994 yılından itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıların mülkiyet haklarının ihlal edildiğini, davacılar bakımından, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18/11/2009 tarihli 2009/4-383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararı ile 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi ile düzenlenen tazminat için hukuk yolunun etkili hale geldiği dikkate alındığında zaman aşımı süresinin geçmediğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar murisleri adına olan eski tapu kaydına dayalı olarak dava konusu taşınmazın 16.600 m² iken, kadastro tespiti ile taşınmazın 9270 m² kısmının orman vasfı ile Hazine adına tespit görmüş olması ve murisleri adına 7330 m² için kadastro tespiti yapılmış olması nedeniyle, murislerinin ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1991/805 Esas, 1992/329 Karar sayılı kadastro tespitine itiraz ederek dava açtığı, davanın reddine ilişkin kararın kesinleşmesi üzerine, 13.09.1994 tarihinde 7330 m² yüz ölçümü ile taşınmazın tapuya hükmen tescil edildiği, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesinden kaynaklanan tazminat davalarında, mülkiyet kaybının kesinleştiği tarihten itibaren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 146 ncı maddesine göre 10 yıllık genel zamanaşımı süresi içinde dava açılması gerektiği, her ne kadar dava Hazine'ye yöneltilmesi gerekir ise de usul ekonomisi gereği taraf değiştirilen prosedürün işletilmesinın sonuca etkili olmayacağı davalılar vekilince Anayasa Mahkemesinin 2014/6673 başvuru sayılı 25.07.2017 tarihli, 29.09.2017 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ... kararı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli 2009/4-383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararı ile yapılan içtihat değişikliği sonucunda davacılar bakımından iç hukuk yolu etkin hale geldiği gerekçesi ile zaman aşımı oluşmadığını ileri sürmüş ise de Hukuk Genel Kurulu karar tarihi olan 18.11.2009 tarihinden önce zamanaşımı süresi dolanlar açısından dava açılmasının mümkün kılacak makul süre içinde 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi dayanarak dava açılması gerektiği bu nedenle somut olayda makul sürenin geçtiği, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesindeki "bu tutanaklarda belirtilen haklara sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz" maddesi gereği dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin kesinleşmesinden itibaren 20 yıldan fazla süre geçtiği, davacıların murisi adına kadastro sonucu herhangi bir tapu kaydı oluşmadığı, kadastro sırasında revizyon görmeyen ve hukuki niteliğini kaybetmiş tapu kaydına dayanılarak 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince tazminat talep edilemeyeceği de dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçeleriyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.