Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/7600 E. 2026/3212 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/7600
Karar No
2026/3212
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/736 Esas, 2025/1371 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/100 Esas, 2023/795 Karar

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin asıl ve birleştirilen davalarda yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davaların dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir. Davacılar vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 24.02.2026 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir. Duruşma günü davacılar vekili Avukat ... ve davalı ... vekili Avukat ... gelmişlerdir. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili asıl ve birleştirilen dava dilekçelerinde özetle; müvekkillerinin dava konusu Ankara ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 50 parsel sayılı taşınmazda hissedar olduklarını, taşınmazın tamamı 167.135 m² olup 26.07.1955 tarihinde 3779 yevmiye numaralı işlem ile 27.502 m²sinin bedelsiz yola terk edilerek 248 adet ayrı parsele ifraz edildiğini, sonrasında ... Belediye Encümeninin 10.02.2005 tarihli ve 302/559 sayılı kararı ile ... numaralı parselasyon planı ile aynı taşınmazdan %31,94 oranında 61068 m² düzenleme ortaklık payı kesintisi yapıldığını, davalının aynı taşınmazdan ikinci kez düzenleme ortaklık payı adı altında yaptığı kesintinin hukuka aykırı olduğunu belirterek asıl ve birleştirilen dosyalarda fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000 TL şer bedelin dava tarihinden itibaren kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle görev itirazında bulunarak, açılan davanın yerinde olmadığını, maliklerin rızası ile terk ettikleri geri dönülemez ve düzenleme ortaklık payı olarak kesilemez nitelikteki alanlara dair bugünkü malikler tarafından herhangi bir hak talebinde bulunulamayacağını, yine davacıların, kendilerinden önceki dönemlerde terk yapan maliklerin iradeleri ile bağlı olduklarını, gelinen süreçte tesis edilen terk işlemlerin maliklerce yapıldığı ve kişilerin kendi kusurundan bir hak çıkarmasının hukuken mümkün olamayacağını, davacıların iddia ettiği metrekare hesabının da doğru olmadığını, idarelerince karşılanması gereken bir tazminat durumunun söz konusu olmadığını ileri sürerek açılan davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davaların dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu tazminatın taşınmazdan kesilen 2. düzenleme ortaklık payı kesintisine ilişkin olduğunu, bu davada Yargıtay kararlarına göre adli yargının görevli olduğunu, ilk açılan davada Uyuşmazlık Mahkemesi davanın idari yargıda görülmesi gerektiğine karar verilmiş ise de bu karar sonrasından çıkan 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun Ek Madde 1 inci maddesine 7421 sayılı Kanun ile eklenen hukuki el atmaların adli yargıda görüleceğine ilişkin düzenleme nedeniyle davanın yeniden adli yargıda açıldığını, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar hissedarı oldukları taşınmazda 1955 yılında % 16,45 oranında bedelsiz olarak yola terk işlemi yapıldıktan sonra davalı ... Encümeninin 31.05.2005 tarihli kararı ve ... no.lu parselasyon planı ile aynı taşınmazdan bu kez de % 31,94 oranında düzenleme ortaklık payı kesintisi yapıldığını belirterek davalı idarenin aynı taşınmazdan 2. kez düzenleme ortaklık payı adı altında yaptıkları kesintinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açtığı, İlk Derece Mahkemesince bu işlemin idari işlem niteliğinde olup, davanın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (2577 sayılı Kanun) 2/1-6 ncı maddesinde yer alan "idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları" kapsamında imar mevzuatı hükümleri çerçevesinde idari yargı yerinde çözümlenmesi gereken dava olması ve bu konuda Uyuşmazlık Mahkemesince verilen kararlar karşısında davaya bakmaya idare mahkemeleri görevli olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verildiği, Uyuşmazlık Mahkemesinin 19.06.2023 tarihli ve 2022/646 Esas, 2023/457 Karar sayılı ve 19.06.2023 tarihli ve 2022/645 Esas, 2023/457 Karar sayılı kararlarının da bu yönde oldukları, eldeki dosyada davacıların bir kısmının davaya konu taşınmazla ilgili olarak daha önce Ankara 18. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/97 Esas sayılı dosyada açtıkları davada Dairelerince 2017/2268 Esas, 2017/ 2628 Karar sayılı dosya ile verilen kaldırma kararı sonrasında Uyuşmazlık Mahkemesince verilen 30.05.2022 tarihli ve 2021/847 Esas, 2022/343 Karar sayılı kararla da idari yargının görevli olduğunun belirtildiğine dair karar da dikkate alındığında, davanın 2577 sayılı Kanun'un 2/1-b maddesinde yer alan idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan zarar görenler tarafından açılan tam yargı davaları kapsamında idari yargı yerinde görülmesi gerektiğinden dava dilekçesinin yargı yolu nedeniyle reddine dair verilen kararda, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden bir isabetsizlik görülmediğinden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, temel olarak kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Aleyhine temyiz olunan davalı idare yararına 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 40.000,00 TL vekâlet ücretinin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/7600, K. 2026/3212, T. 24.02.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-7600-e-2026-3212-k-3c4092f8f417