Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/5087 E. 2026/10378 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/5087
- Karar No
- 2026/10378
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/815 Esas, 2024/971 Karar KARAR : Direnme
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen orman vasfı ile Hazine adına tescilli taşınmazdaki muhdesatın aidiyetinin tespiti ve bedelinin kamulaştırmasız el atan idareden tahsili davasında yapılan yargılama sonucunda verilen karar hakkında yapılan temyiz inccelemesi sonucu Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya direnme kararı verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Siirt ili, Pervari ilçesi, ... köyü 1 01... parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan fıstık ağaçlarının maliki olduğunu, yol yapım çalışması esnasında ağaçların zarar gördüğünü, dava konusu taşınmaz üzerindeki muhdesatlara el atılması nedeniyle uğranılan zararın davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın mülkiyetinin davacıya ait olmadığını, orman vasfıyla Hazineye ait olduğunu, bu sebeple muhdesatların da mülkiyetinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un bir şeye malik olan kimse o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur hükmü gereğince Hazineye ait olduğunu, haksız yere el atmanın olmadığını, Karayolları Genel Müdürlüğünün yol olarak kullanım amaçlı 49 yıllığına izinlerinin olduğunu, ormanlar üzerinde tapu ve zilyetlik yoluyla taşınmaz kazanımına olanak sağlayan 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 45 inci maddesinin Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edilmiş olduğunu, aksine dava konusu taşınmazın davacı tarafından izinsiz olarak işgal edildiğini ve haksız zilliyet olarak Maliye Hazinesine herhangi bir ecrimisil bedeli de ödenmediğini, söz konusu yerin orman olduğunu, bilirkişi raporlarını kabul etmediklerini, hesaplamaların yüksek hadden yapıldığını, söz konusu yerin orman olduğunu, bu nedenle davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 09.06.2022 tarihli ve 2022/61 Esas, 2022/434 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde ihbar olunan Mal Müdürlüğü temsilcisi ve davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 03.05.2023 tarihli ve 2022/2946 Esas, 2023/301 Karar sayılı kararıyla ormanların 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (2942 sayılı Kanun) 19 uncu maddesine 5177 sayılı Kanun ile eklenen ek fıkrada açıkça ayrık tutulduğu, anılan hükümde sayılan ve farklı bir hukuki statüsü bulunan “sahipsiz yer” kavramının ormanları kapsamadığı, dolayısıyla ormanlar üzerinde, Kanun'un tarif ettiği biçimde muhdesat oluşturulması ve bedelinin ödenmesi olanağının bulunmadığı, bu suretle özel mülkiyete konu olamayacak yerdeki muhdesata hukuki değer verilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi yerinde görülmediği belirtilerek ihbar olunan Mal Müdürlüğü temsilcisi ve davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; davaya konu taşınmazın tesis kadastrosunun 13.11.2009 tarihinde kesinleştiği, 11.05.2017 havale tarihli bilirkişi raporunda ise taşınmaz üzerinde bulunan fıstık ağaçlarının 15/20 yaşında olduğu anlaşılmakla orman vasfıyla tescil edilen dava konusu taşınmaza tesis kadastrosu öncesi dikilen ağaç bedellerinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmeyerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya karşı direnme kararı karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; muhdesat bedelinin tazminine yönelik açılan dava dosyasın hiçbirinde yapılan kadastro çalışmalarından sonra söz konusu taşınmazlar üzerinde herhangi bir kullanım, ekim veya dikim söz konusu olmadığını, kadastrodan sonra tarımsal faaliyet yapılmadığını, orman arazisine bilerek ağaç dikmek gibi bir durumun söz konusu olmadığını, dava konusu fıstık ağaçlarının idare tarafından söküldüğünü, müvekkilinin mali durumunun yeterli olmadığını, buna rağmen adli yardım taleplerinin reddinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, temel olarak kamulaştırmasız el atılan muhdesat bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun’un (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dairemizce 6100 sayılı Kanun'un 373'üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince yeniden yapılan incelemede ormanların 2942 sayılı Kanun’un 19. maddesine 5177 sayılı Kanun ile eklenen ek fıkrada açıkça ayrık tutulduğu, anılan hükümde sayılan ve farklı bir hukuki statüsü bulunan “sahipsiz ve/veya zilyedi tarafından iktisap edilmemiş yer” kavramının ormanları kapsamadığı, dolayısıyla ormanlar üzerinde, Kanunun tarif ettiği biçimde muhdesat oluşturulması ve bedelinin ödenmesi olanağının bulunmadığı bu kez yapılan incelemede anlaşıldığından direnme kararı yerindedir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.