Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2025/626 E. 2026/293 K. – Hizmet Tespiti
Konu: Hizmet Tespiti
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Hukuk Genel Kurulu
- Esas No
- 2025/626
- Karar No
- 2026/293
- Karar Tarihi
- Konu
- Hizmet Tespiti
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1954 E., 2024/2442 K. ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 01.04.2024 tarihli ve 2024/2139 Esas, 2024/3506 Karar sayılı BOZMA kararı
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle dahili davalı hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalı yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... ve ferî müdahil Sosyal Güvenlik Kurumu vekillerinin temyizi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı davalı ... ve ferî müdahil Sosyal Güvenlik Kurumu vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı asıl; davalı ...’ya ait ticari taksi işletmesi ( 35... plakalı araçta) işyerinde 28.06.2013–27.09.2017 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı şoför olarak aralıksız çalıştığını ancak hizmetlerinin eksik bildirildiğini ileri sürerek eksik bildirilen hizmetlerinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili; davanın hak düşürücü süreden reddi gerektiğini, davacının 35... plakalı ticari takside sürekli ve kesintisiz bir çalışmasının olmadığını, uyuşmazlık konusu dönemde herhangi bir trafik cezası bulunmadığını, davacının takside yedekçi olarak çalıştığı süreye ilişkin primlerinin ödendiğini, davacı ile müvekkili arasında hizmet akdinin unsurlarının oluşmadığını, davacının talep konusu dönemde Bağ-Kur sigortalısı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. Fer'î müdahil Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK/Kurum) vekili; Kurum kayıtlarının aksinin aynı nitelikte belgelerle ispatlanması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. 3. Dahili davalı ...; davalı ... ile dava dışı ... şirketi arasında kira sözleşmesi olduğunu, davacının limit usulüyle kendi nam ve hesabına çalıştığını, sürekli ve kesintisiz çalışmasının bulunmadığını, dosyada dinlenen tanık beyanlarından da anlaşıldığı üzere davacının dava dışı ... şirketinde kiralık iki ayrı araçtan sorumlu olduğunu ve araç sahibi ile muhatap olunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 20.04.2021 tarihli ve 2017/440 Esas, 2021/149 Karar sayılı kararı ile; uygulamada ticari taksi sahiplerinin taksi plakalarını altı ay veya bir yıllığına kiraya verdikleri ve ticari taksinin işletilmesini tamamen aracı kiralayan kişiye bıraktıkları, dinlenen tanık beyanları ve dosyaya celbedilen resmi belgeler birlikte değerlendirildiğinde davacı ile davalılar arasında hasılat kirası ilişkisinin söz konusu olduğu, hizmet akdinin yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 04.07.2023 tarihli ve 2021/1479 Esas, 2023/1751 Karar sayılı kararı ile; komşu taksi işletmesi işyerinde 14.12.2011-10.04.2014 tarihleri arasında şoför olarak çalıştığı anlaşılan ... ve 01.10.2011-31.05.2018 tarihleri arasında yine şoför olarak çalışan ...’in anlatımları, bordro tanıklarından özellikle ..., ..., ... ve ...'ın davacının kendi çalıştıkları dönemde davalı işverene ait ticari takside devamlı ve kesintisiz çalıştığı yönündeki ayrıntılı beyanları ile İzmir İl Emniyet Müdürlüğünün davacıya 19.12.2013 tarihinde trafik cezası (yüze karşı) yazıldığına ilişkin 12.01.2018 tarihli cevabi yazısı ve ticari takside olağan iş ve çalışma koşullarına göre iki şoför çalışması gerektiği hâlde dönem bordrolarında bildirilmeyen dönemde bir sigortalının bulunduğu gözetildiğinde, davacının 28.06.2013-29.07.2017 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak devamlı ve kesintisiz çalıştığının anlaşıldığı, öte yandan davalı ile aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmayan ...'nın dahili dava yöntemiyle davalı konumuna getirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle ... hakkında karar verilmesine yer olmadığına, ... hakkındaki davanın kabulüne karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... ve fer'î müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...3. Somut olayda, davacı davalılardan ...'ya ait ticari taksi işletmesinde 35... plakalı araçta 28.06.2013 - 27.09.2017 tarihleri arasında hizmet akdine tabi şoför olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davacının 28.06.2013 - 02.09.20 13... .07.2015 - 20.07.2015 tarihleri arasındaki çalışmaları davalılardan ... tarafından bildirmiştir. Ancak bir kısım tanıkların taksinin Akçakayalar şirketine ait olduğunu beyan etmesi üzerine ...'ya usulüne uygun olarak husumet yöneltilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davanın kabulü ile davacının davalılardan ... nezdinde talebe konu sürede hizmet akdine tabi çalıştığının tespitine karar verilmiştir. Ne var ki davacının çalışmalarının hangi işveren nezdinde geçtiği şüpheye yer vermeyecek şekilde tespit edilmemiştir. 4. Davacının şoför olarak çalıştığını iddia ettiği 35... plaka sayılı taksi hakkında davalılar ... ile ... arasında 07.07.2009 tarihli adi yazılı kira sözleşmesi düzenlendiği anlaşılmaktadır. Davalı ... 03.09.2020 tarihli duruşmadaki beyanlarında anılan sözleşmenin feshedilmediğini, söz konusu aracın halen kendi uhdesinde bulunduğunu ve şirketi tarafından işletildiğini belirtmiştir. İlk Derece Mahkemesinin araştırmalarında davalı ...'e ait şirket kayıtlarına ulaşılamamıştır. Ancak ... adına tescilli iş yeri bulunup bulunmadığı araştırılmamıştır. 5. Mahkemece, ... adına kayıtlı iş yeri ve vergi kayıtları araştırılmalı, gerekirse ...'nın yeniden beyanı alınmalı, aracın sigorta primleri ile vergilerini kimin ödediği belirlenmeli, araç üzerinden tasarruf ve işletme yetkisinin ...'nın elinde olup olmadığı irdelenmeli, davalı ...'nın yurtdışında yaşadığı iddia edildiği nazara alınarak davalılar arasındaki ilişkinin niteliği araştırılmalı, gerçek işveren tespit edilmelidir. Böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir..." gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava dilekçesinde işveren ve davalı sıfatıyla husumet yöneltilen kişinin 35... plakalı aracın işletilmesi nedeniyle ... sicil numaralı işyeri işvereni davalı ... olmasına rağmen Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 124. maddesindeki koşullar ve zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı hâlde ...'nın davaya dahil edildiği, davacının bahsi geçen ve hâlen faal olan işyerinden bildirilen çekişmesiz sigortalılığının mevcut olduğu ve tescil iptali konusunda herhangi bir girişimde bulunmayan işverenin resmi kayıtlardaki konumunun mahkemece tartışma konusu yapılmasının ve aracın aynı dönemde bir başkası adına işyeri tesciline konu edilmesinin de mümkün olmadığı, bozma ilamında atıf yapılan 07.07.2009 tarihli kira sözleşmesinin üç yıl süreyle yapıldığı ve sözleşme hükümleri uyarınca dahili davalı ... tarafından herhangi bir sigortalı bildirimi veya işyeri tescili yapılmadığı, aksine ... adına işyeri tescilinin de söz konusu sözleşmeden sonra gerçekleştirildiğinin kayıtlarla sabit olduğu, ayrıca ...’nın 03.09.2020 tarihli beyanında gerçek kişi işveren olduğunu belirtmediği ve araç işletmesinin ... şirketi üzerinden gerçekleştirildiğini belirttiği, ilk derece mahkemesince şirket adına işletme konusunda yapılan araştırmadan da sonuç alınamadığı, kayıtların aksine beyana dayalı araştırma gereği öngören bozma gerekçelerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Direnme kararına karşı süresi içinde davalı ... ve fer'î müdahil Kurum vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davalı vekili, eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiğini, müvekkili ile davacı arasında emir, talimat ve bağımlılık unsurlarını içerir şekilde işçi işveren ilişkisinin hiçbir zaman kurulmadığını ve hizmet akdinin unsurlarının oluşmadığını, müvekkillinin aracını işletilmek üzere ... ve şirketine kiraladığını, yurt dışında yaşayan müvekkilinin kiraladığı bu araç ile ilgisinin kalmadığını, tüm giderlerin (trafik sigortası, bakım masrafları, vergileri vs.) müvekkili adına kiracı veya kiracının temsilcisi tarafından karşılandığını, bozma ilamında belirtilen aracın sigorta poliçelerinin kimin tarafından ödendiği yönündeki araştırmanın yapılmış olması hâlinde fiili durumun ortaya çıkacağını, taksiyi kullanmak için şoför ayarlanması ve bu şoförlerin çalışmalarının ne şekilde karşılanacağı, çalışma koşullarının ne olacağı konularında karar verme yetkisinin kiracıya bırakıldığını, müvekkilinin aracı kiraladığı kişilerin tekrar alt kiracılara kiralanmasına karışmadığını, her ne kadar Kuruma müvekkil adına bildirim yapılmış görünse de hiç bir şoförün müvekkilini tanımadığını, taksinin ... şirketi tarafından işletildiğini, davacının limit usulü çalıştırdığı şoförlerin anlaşmış oldukları limiti davacıya verdikleri onun da ... şirketine ilettiğinin anlaşıldığını, davacının çalıştığını iddia ettiği aracın ve duraktaki başka araçların da sorumluluğunda olduğu gözetildiğinde davacının kiralama şirketi adına çalışıp hareket ettiğinin anlaşıldığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Fer'î müdahil Kurum vekili; eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğini, yazılı delil bulunmadan tanık beyanları ile sonuca gidilemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Uyuşmazlık Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davacının çalışmalarının geçtiği işverenin şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit edilip edilmediği; buradan varılacak sonuca göre Özel Daire bozma kararında belirtilen araştırma ve incelemeler yapılarak sonucuna göre karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. D. Gerekçe 1. İlgili Hukuk 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun (5510 sayılı Kanun) 86. maddesinin 9. fıkrası. 2. Değerlendirme 1. Öncelikle uyuşmazlığa ilişkin yasal düzenleme ve kavramların açıklanmasında yarar bulunmaktadır. 2. Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 7. maddesinin 1. fıkrasında, "Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı, 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı kanunlar ile 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesine göre sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları kanun hükümlerine göre değerlendirilir." yönünde düzenleme bulunmaktadır. 3. Bu durumda 01.10.2008 tarihinden sonraki dönem bakımından 5510 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerekmekte olup uyuşmazlık konusu dönem dikkate alındığında davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun hükümleridir. 4. Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 86. maddesinin 9. fıkrasında, "Aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde iş mahkemesine başvurarak, alacakları ilâm ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları dikkate alınır." hükmüne yer verilmiştir. 5. Öte yandan Kanun'da öngörülen koşulların oluşmasıyla birlikte çalıştırılanlar, kendiliğinden sigortalı sayılırlar. Ancak bu kimselerin ayrıca Kanun'da sayılan istisnalara girmemesi gerekir. Çalıştırılanların başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın sigortalı niteliğini kazanmaları 5510 sayılı Kanun'un 4. ve 92. maddeleri gereğidir. 6. Ne var ki, sigortalılığın oluşumu için fiili çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Fiili ve gerçek bir çalışmanın varlığı tespit edilmediği sürece sigortalılıktan söz edilemez. 7. Gelinen bu noktada fiili çalışmanın varlığının hangi kanıt ve olgularla belirleneceği konusu üzerinde durulmalıdır. 8. Sosyal güvenlik hukukunun hem kamu hukuku hem de özel hukuk alanında kalan özellikleri dikkate alındığında özellikle hizmet tespiti davalarında kendiliğinden araştırma ilkesinin ağır bastığı görülür. Gerçekten de hizmet tespiti davaları, taraflarca hazırlama ilkesi kapsamı dışında olup kendiliğinden araştırma ilkesi söz konusudur. 9. Hizmet tespitine yönelik davaların kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi Yargıtayın yerleşmiş içtihadı gereği olduğundan kamu düzenini ilgilendiren hizmet tespiti davalarında, hâkimin özel bir duyarlılık göstererek delilleri kendiliğinden toplaması ve sonucuna göre karar vermesi gerekir. Kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı bu davalarda ispat yükü bir tarafa yüklenemez. 10. Öte yandan hizmet tespiti davalarının amacı, hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunması olduğundan tespiti istenen dönemde kişinin sigortalı niteliği taşıyıp taşımadığı ile yapılan işin Kanun kapsamına girip girmediği araştırılmalıdır. Çalışma iddiasının gerçeğe uygunluğu ancak bu koşullar varsa inceleme konusu yapılabilecektir. 11. Çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabileceğinden bu davalarda işyerinde tutulması gerekli dosyalar ile Kurumdaki belge ve kanıtlardan yararlanılmalı, ücret bordroları getirtilmeli, müfettiş raporları olup olmadığı araştırılmalı, mümkün oldukça tespiti istenen dönemde işyerinin yönetici ve görevlileri, işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde, tarafları veya işyerini bilen veya bilebilecek durumda olanlar kolluk aracılığıyla araştırılarak saptanmalı, sigortalının hangi işte hangi süre ile çalıştığı, çalışmanın konusu, sürekli, kesintili, mevsimlik mi olduğu, başlangıç ve bitiş tarihleri ve alınan ücret konularında beyanları alınarak tanıkların sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli, beyanları diğer yan delillerle desteklenmelidir. 12. Bu amaçla tanıkların hizmet tespiti istenen tarihte işyeri veya komşu işyeri sigortalısı ya da işvereni olup olmadıkları araştırılmalı, davalı Kurumdan bu kişilerin belirtilen tarihte sigortalılık bildirimlerinin hangi işyerinden yapılmış olduğu sorularak elde edilen bilgilerin beyanlarında belirttikleri olgularla örtüşüp örtüşmediği irdelenmeli, işyerinin kapsamı ve kapasitesi ile niteliği bu beyanlar çerçevesinde kontrol edilmelidir. 13. Diğer taraftan bu davalarda işverenin çalışma olgusunu kabulü ya da reddinin tek başına hukuki bir sonuç doğurmayacağı da göz önünde tutulmalıdır. 14. Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 27.05.2021 tarihli ve 2017/(21)10-2130 Esas, 2021/640 Karar, 09.11.2022 tarihli ve 2021/(21)10-553 Esas, 2022/1475 Karar, 27.09.2023 tarihli ve 2022/10-848 Esas, 2023/853 Karar, 25.09.2024 tarihli ve 2023/10-369 Esas, 2024/462 Karar ile 05.03.2025 tarihli ve 2024/10-286 Esas, 2025/94 Karar sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir. 15. Somut olayda davacının 28.06.2013–27.09.2017 tarihleri arasında davalı ...’ya ait ticari taksi işletmesi ( 35... plakalı araçta) işyerinde hizmet akdi ile çalıştığını iddia ederek hizmetlerinin tespiti istemiyle açtığı eldeki davada, davacı adına talep konusu dönemde 76 gün hizmet bildirimi bulunmakta olup davalı ... ile ... arasında düzenlenen ticari taksi kira kontratı nedeniyle İlk Derece Mahkemesince ... davaya dahil edilerek tarafların bildirdikleri tanıklar ile bordro tanıkları dinlenmiş ve taraflar arasında hasılat kira ilişkisi söz konusu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararı davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından dosya kapsamına göre davacının davalı ... işverenliğinde hizmet akdi ile sürekli çalıştığının ispatlandığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. 16. Ancak İlk Derece Mahkemesince yapılan 03.09.2020 tarihli duruşmada davacının "..ben 35... plakalı araçta çalıştığım dönemde aracı ...'dan alıp çalışırdım, ...'nın yetkilisi olduğu ... Ticari Danışmanlık LTD ŞTİ isimli şirketin çalışanı idim, ayrıca bu araç araç sahibi tarafından ...'nın şirketine kiralanmış bir araçtı..." dahili davalı ...’nın "Ben 35... plakalı araç sahibi olan ...'dan 2009 yılında kiraladım, araç sahibi yurtdışında yaşamaktadır, ben aracı kendisinden ilk kiraladığımda sözleşme yapmıştım, bana gösterilen 07/07/2009 tarihli sözleşme bu ilk kiralama sözleşmesidir, kiracı kısmındaki imza bana aittir, kiraladığım bu aracın işletmesini ... Ticari danışmanlık LTD üzerinden yapıyorum, ben şirketin yetkili müdürüyüm, şirket oğlumun üzerinedir, davacı 35... plakalı araçta 2013 yılından beri araçta şoför olarak çalışmaktadır, kendisi limit usulü ile çalışmaktadır, limit usulünde şoför haftalık bir sabit parayı bize verir kalan para ise kendisinin olurdu, aracın yakıt masrafları şoföre aittir, ancak aracın mekanik bakımını biz yaparız, kendisi hatırladığım kadarı ile 4-5 yıl önce kendisi ayrıldı, çalıştığı dönemde de biz sigortasını yaptık, kendisi bizimle çalıştığı dönemde isteğe bağlı sigortaya girişini yaptı bizde kendisinin bu sigortasının primlerini ödedik, 35... plakalı araç halen bizde kiralık haldedir, araç sahibi ile aramızda sadece tek bir yazılı sözleşme vardır bu sözleşmede ban mahkemenizin gösterdiği sözleşmedir bunun dışında başka bir yazılı sözleşme yoktur." şeklinde açıklama yaptıkları, dahili davalının beyanında geçen dava dışı ... şirketi ile ilgili vergi dairesi, Sosyal Güvenlik Kurumu ve ticaret sicil müdürlüğü nezdinde yapılan araştırmalar neticesinde şirket kayıtlarına ulaşılamadığı, öte yandan davacı tanıklarından ...'nun "...davacının çalıştığı aracın ...lar diye bir şirkete ait olduğunu duymuştum.."; ...'in "..bu arabanın şirkete ait olduğunu duymuştum, ...lar şirketine ait olduğunu duymuştum ancak emin değilim, ...’yı tanımam bilmem.."; bordro tanıklarından ...’ün "..araba kiralıktı, kendimiz limit olarak kiralıyorduk.."; ...’in "...babam olan davacı sürekli çalışıyordu.. ...ben ...’nın bulunduğu yere Karabağlar’a bir iki defa para götürdüm yani limiti götürdüm, limiti babam olan davacıdan aldım şirketteki kişiye verirdim sekreter olurdu ona verirdim yada ...’ya verirdim ben onu tanırım diğerlerini bilmem.." ; ...’in "...davacı aracın sorumlusu idi benim çalıştığım 6130’un da sorumlusu idi, şirketten araba veriyorlardı ve her şeyi ile davacı ilgilenmekte idi, ... şirketi araba veriyordu, ben ...’yı tanımam bilmem onlarla hiç muhatap olmadım..."; ...’ın "...beni işe aldıran davacı kendisi aldı, taksiden sorumlu kendisi idi,... ..benim duyduğum kadarı ile davacı birlikte kullandığımız taksi ile birlikte iki araçtan daha sorumlu idi, bu araçların da ... şirketinden kiralık olduğunu zannediyorum, ..davacı bizlerden aldığı günlük parayı ... şirketine haftalık olarak götürürdü bunun dışında ben araç sahiplerini görmedim araç sahipleri ile bir muhataplık da görmedim, bildiğim kadarı ile araç sahibi aracını belli bir tutara ...'ya kiralıyor ... şirketi de şoför bulup taksiyi çalıştırıyordu.." ; ...’ın "..davacı ... şirketinden aracı alır, bunla çalışır veya şoför çalıştırırdı, araç sahibi ile muhatp olunmazdı çünrkü araç sahibi aracını ... şirketine kiralamış olurdu bu takside çalışan şoförlerde ... şirketi ile muhatap olurdu..."; ve davalı tanığı ...’nun "... benim çalıştığım firma alan ... ticari danışmanlığına aracını vermişti ben kendisini oradan tanırım, ben aynı firmada 5 yıldır çalışmaktayım.. ..davacıyı tanıyorum, dükkana çalıştığı süre içinde para getirdiğini biliyorum, ... plakalı araçta ... taksi durağında yedekçi idi ..benim firmanın sahibi ...’dır, çalıştığı süre içinde arabanın parasını getirirdi araba bizim firmada kiralık olduğu için getiriyordu, 5 yıldır ben oradayım araba bizim firmaya kiralıktır ... bizim firmaya vermişti ilk ne zaman kiraya verildiğini bilemem muhtemelen sözleşmeleri vardır ben sigortalıyım.." yönünde beyanda bulundukları, ancak tanık ...'nun hizmet cetvelinin celbedilmediği anlaşılmıştır. 17. Bölge Adliye Mahkemesince davacının uyuşmazlık konusu dönemde davalı ... işverenliğinde hizmet akdine dayalı olarak devamlı ve kesintisiz çalıştığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de aracın ...'ya kiralandığı ve davacı asılın ... şirketinin çalışanı olduğu yönündeki davacının beyanı ile dahili davalının aracın işletmesini ... şirketi üzerinden yaptığına ve aracın hâlen kendilerinde kiralık olduğuna ve tanıkların aracın ... şirketinden alındığına ilişkin beyanları karşısında davacının çalışmalarının hangi işveren nezdinde geçtiği konusunda yapılan araştırma ve incelemenin yetersiz olduğu açıktır. 18. Sosyal güvenlik hakkının Anayasa ile güvence altına alınan temel bir insan hakkı olması yanında sigortalı olma hak ve yükümünden kaçınılamayacağına ve vazgeçilemeyeceğine ilişkin kanun hükümleri karşısında üstelik Mahkemenin bu tür davaların kamu düzenine ilişkin olmasından ötürü resen araştırma ve delil toplama yükümlülüğü altında olduğu dikkate alındığında, gerçek işveren ya da işverenlerin tespit edilmesi gerekmekte olup somut olayda da davacı ve dahili davalı ile tanık anlatımları gözetildiğinde gerçek işverenin tespiti bakımından gerekli olduğundan öncelikle ilk derece mahkemesindeki yargılama sırasında yapılan araştırmada kaydına ulaşılamayan ... şirketinin tanık ...’nun bu şirkette sigortalı çalıştığına ilişkin beyanı kapsamında tanığın hizmet cetveli getirtilerek ve dahili davalıya da sorularak şirkete ilişkin bilgiler tespit edilmeli, daha sonra şirket kayıtları celbedilerek şirketin HMK’nın 124. maddesine göre yöntemince davaya katılımı sağlanmalı ve göstereceği deliller toplanmalıdır. 19. Bundan sonra ... şirketi ve dahili davalı ... adına tescilli işyeri bulunup bulunmadığı, kayıtlı işyeri ve vergi kayıtları araştırılmalı, gerekirse ...'nın yeniden beyanı alınarak aracın sigorta primleri ile vergilerini kimin ödediği belirlenmeli, araç üzerinde tasarruf ve işletme yetkisinin kimde olduğu irdelenmeli, davalı ...'nın yurtdışında yaşadığının iddia edildiği nazara alınarak davalılar arasındaki ilişkinin niteliği tespit edilerek yapılacak değerlendirme ile elde edilecek sonuca göre gerçek işveren tespit edilerek hüküm kurulmalıdır. 20. Hâl böyle olunca direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen ve yukarıda (§18) açıklanan ilave gerekçe ve nedenlerden dolayı bozulması gerekmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı ... ve fer'î müdahil Sosyal Güvenlik Kurumu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen ve yukarıda açıklanan ilave gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesi gereğince BOZULMASINA, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
Dosyanın HMK'nın 373. maddesinin 2. fıkrası uyarınca kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.05.2026 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.