Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/344 E. 2026/10382 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/344
Karar No
2026/10382
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1444 Esas, 2025/1833 Karar KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 11. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/225 Esas, 2023/262 Karar

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı idare vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin İstanbul ili, Pendik ilçesi, ... köyü 392, 1 22... parsel sayılı taşınmazlarda hisselerinin bulunduğunu, taşınmazlara ... Genel Müdürlüğü tarafından kamulaştırmasız el atıldığını ileri sürerek dava tarihi itibari ile bedellerinin tespit edilerek dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın usul yönünden reddinin gerektiğini, taşınmazlara kamulaştırmasız el atılmadığını, usulüne uygun olarak kamulaştırıldığını, bu nedenle davanın reddinin gerektiğini, yapılan araştırmada, 3.020,00 m² alanlı 122 nolu parselin Kıymet takdir komisyonu tarafından takdir edilen 18.120,00 TL bedelle kamulaştırılarak bedelin 06.08.1975 tarihli ve ... nolu çekle T.C. Merkez Bankasına ..., ... ve müşterekleri adına bloke edildiğini, .... Noterliğinin 05.07.1975 tarihli ve ... sayılı 23.07.1975 tarih ve ... yevmiye no ile noter tebligatlarının yapılarak tebliğ şerhlerinin alındığını, 27.600,00 m² alanlı 369 nolu parselin tamamının Kıymet Takdir Komisyonu tarafından takdir edilen 165.600,00'TL bedelle kamulaştırılarak bedelin 06.08.1975 tarihli ve ... nolu çekle T.C. Merkez Bankası'na ... ve müşterekleri adına bloke hesaba yatırıldığını, .... Noterliğinin 23.07.1975 tarih ve ... sayılı 05.07.1975 tarihli ve ... yevmiye no ile noter tebligatlarının yapılarak tebliğ şerhlerinin alındığını, 13.720,00 m² alanlı 392 nolu parselin tamamının Kıymet Takdir Komisyonu tarafından takdir edilen 68.600,00 TL bedelle kamulaştırılarak bedelin 04.02.1976 tarihli ve ... nolu çekle T.C. Merkez Bankası'na ... ve müşterekleri adına bloke edildiğini, kamulaştırma yapıldığı tarihte tapu sicil kaydının maliklerin tespit edilememesinden dolayı tebligatın yapılamadığını, 30 günlük hak düşürücü sürenin geçtiğini, süre yönünden de davanın reddinin gerektiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların usulüne uygun olarak kamulaştırıldığını, bedellerinin ödendiğini, 30 günlük hak düşürücü süresi geçirilmiş olduğundan davanın süre yönünden reddinin gerektiğini, el atma tarihindeki niteliklerine göre taşınmazın tarla olarak değerlendirilmesi zorunluluğunun bulunduğunu, bilirkişi raporundaki emsal uygulamasının hatalı olduğunu, vekâlet harcı ve keşif harcının harçtan muaf olan davalıdan alınmasının doğru bulunmadığını ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İstanbul ili, Pendik ilçesi, ... köyü 122, 3 69... parsel sayılı taşınmazların davalı idarece kamulaştırıldığı, fakat davacıların payı için kamulaştırma belgelerinin noter aracılığıyla usulüne uygun olarak hak sahiplerine tebliğ edildiği ya da kamulaştırma bedellerinin ödendiğinin ispat edilemediği, dava konusu taşınmazların kadastro tutanaklarının 2008 yılında kesinleşmesinden itibaren 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12 nci maddesi uyarınca 10 yıllık hak düşürücü süre içinde dava da açılmadığı anlaşıldığından işin esasının incelenmesi doğru olduğu gibi, kadastro tutanaklarının kesinleşme tarihine göre dava konusu taşınmazlara 1983 yılı sonrası el atıldığının kabulü gerektiği, uygulama imar planı kapsamında bulundukları için arsa niteliğindeki taşınmazlara emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinin 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun değerlendirmeye ilişkin hükümlerine aykırılık teşkil etmediği, taşınmazların hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirlenen niteliklerine göre kamulaştırma bedelinin adil ve hakkaniyete uygun olduğu, davalının 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 123 üncü maddesinin 23.07.2010 tarihli ek fıkrası uyarınca keşif harcından muaf olmaması nedeniyle keşif harcının davalıdan yargılama gideri olarak tahsiline karar verilmesi yerinde olup, davalı vekilinin sair istinaf itirazları uygun görülmemiş ancak; davalının harçtan muaf olduğunun belirtilmesine rağmen vekâlet harcının yargılama giderlerine dâhil edilerek davalıdan alınmasına karar verilmesi ve dava konusu taşınmazlar baraj gölünde bulunduğundan terkin kararı verilmesi gerekirken tescile hükmedilmesi doğru görülmediğinden davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu 369 parsel sayılı taşınmazın arsa vasfında olduğu kabul edilerek emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmişse de Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Parsel Sorgu Sisteminden yapılan gözlem ve İstanbul Anadolu 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/202 Esas, 2019/384 Karar sayılı kararında taşınmazın 09.05.2016 tarihinde arazi kabul edildiği ve Dairemizin 10.06.2021 tarihli ve 2020/10602 Esas, 2021/8704 Karar sayılı kararı ile kararın onandığı anlaşıldığından dava tarihi olan 11.04.2022 itibarıyla taşınmazın niteliği hususunda tereddüt oluşmuştur.

3. Dava konusu taşınmazların değerlendirme tarihi itibarıyla imar planı içerisinde olup olmadığı, imar planı içerisinde ise tarihi, ölçeği ve türü (1/1000, 1/5000, 1/25000, Uygulama, nazım...) araştırılarak 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı içerisinde olmadığının tespiti durumunda belediye veya mücavir alan sınırları dahilinde bulunup bulunmadığı, belediye hizmetlerinden yararlanıp yararlanmadığı ve etrafının meskun olup olmadığı diğer ölçekli plan dahilinde ise plandaki konumu, plan kapsamında alınma amacı, yerleşim yerine uzaklığı, şehrin gelişme istikametinde olup olmadığı hususları Taraklı Belediye Başkanlığından sorulup, alınacak yazı cevabına göre, taşınmazların vasfının tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlenmesi gerekir.

a) Arsa olduğunun tespiti halinde, 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca taşınmazın bedelinin değerlendirme gününden önceki yakın tarihte yapılan emsal satışlara göre hesaplanması zorunludur. Bu itibarla, emsal satışların değerlendirme tarihindeki karşılıklarının fiyat artış endekslerinin uygulanması suretiyle tespiti, bundan sonra emsal ile dava konusu taşınmazın eksik ve üstün yönlerinin neler olduğu ve oranları açıklanmak suretiyle değer biçilmesi gerekir. Bu durumda, taraflara dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın, değerlendirme tarihi itibarıyla, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi gerekir.

b) Arazi olduğunun belirlenmesi halinde ise aynı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca o yörede mutat olarak ekilen münavebeli ürünleri ve münavebeye alınan ürünlerin dekar başına verim miktarları İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünden, değerlendirme tarihi olan 2021 yılı dekar başına üretim masrafları ile hasat dönemindeki ortalama toptan kilogram satış fiyatlarının da ilgili resmî kuruluşlardan sorulmasından sonra taşınmazın olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelirine göre bedeli tespit edilmelidir.

Bu durumda taşınmazın niteliklerine uygun şekilde oluşturulacak bilirkişi kurulu eşliğinde keşif yapılarak alınacak rapora göre hüküm kurulması gerekirsen eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2026/344, K. 2026/10382, T. 04.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2026-344-e-2026-10382-k-e96c53e7c24a