Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/7126 E. 2026/3213 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/7126
Karar No
2026/3213
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/112 Esas, 2025/536 Karar KARAR : Yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/47 Esas, 2024/628 Karar

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazlar bedelinin tahsili istemine ilişkin asıl ve birleştirilen davalarda yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı idare vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı idare vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleştirilen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verilmiştir. Davacılar vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 24.02.2026 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir. Duruşma günü taraf vekilleri duruşmaya katılmadıklarından incelemenin evrak üzerinden yapılmasına karar verilmiştir. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili asıl ve dava dilekçelerinde özetle; müvekkillerinin mirasçısı oldukları ..., ... ve ...'un 1967 yılında yapılan ilk tesis tapulamasında kayıt maliki sıfatıyla hissedarı olduğu ... ilçesi, ... Mahallesi 13 01... parsel sayılı taşınmazlara usulüne uygun kamulaştırma yapılmaksızın davalı idare tarafından taşınmazların tamamına fiilen el atıldığını, miras bırakanlarının kamulaştırma tarihinde ölü olduğunu, kamulaştırmadan herhangi bir biçimde haberdar edilmeyen kök muris mirasçılarına herhangi bir bedel ödenmediğini, taşınmazlara davalı idarenin fiilen el atmış olduğunu ileri sürerek belirlenecek gerçek bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi, karar kesinleşme tarihinden itibaren ise kamu alacaklarına uygulanmakta olan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı idare vekili asıl ve birleştirilen davalarda cevap dilekçelerinde özetle; davanın zamanaşımı, aktif husumet yokluğu ve esas yönünden reddi ile yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, taşınmazın el atma tarihindeki niteliklerine göre bedel belirlenmesi gerektiğini, emlak rayiç değerinin dikkate alınmadığını, emsal seçimi ve değerlendirmesinin hatalı yapıldığını, tapu maliki kişi ile murisin aynı kişi olup olmadığının araştırılmadığını, taşınmaz usulüne uygun kamulaştırıldığı için davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) Ek Madde 4 üncü maddesi uyarınca maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kamulaştırma işleminin tebliği sırasında davacıların murisleri kök kayıt maliklerinin vefat etmiş olması nedeniyle kamulaştırma işleminin malik yönünden kesinleşmediği, davacıların mirasçı sıfatı ile hak sahibi olduğu anlaşıldığından işin esasına girilerek davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı; ancak dava konusu taşınmazların 2942 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesi uyarınca davalı idare adına tapuya tesciline karar verildiği dikkate alınarak; dava tarihinde yürürlükte bulunan 2942 sayılı Kanun'un Ek Madde 3 üncü maddesi uyarınca dava tarihi itibarıyla günceleme yaparak hesaplama yapan rapor doğrultusunda hüküm kurulması gerektiğinden davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleştirilen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; kamulaştırma işlemlerinin müvekillerinin kamulaştırma tarihindeki ölü murislerine karşı yürütüldüğünü, bedelin ödenmediğini, tescilin yolsuz tescil niteliğinde olduğu, bu nedenle 2942 sayılı Kanun'un Ek Madde 3 üncü maddesinin eldeki davalara uygulanmasının mümkün olmadığını, eldeki davanın kesinleşmiş mahkeme kararıyla idare adına tescil edilip, bankaya yatırılan bedellerin ilgililere ödenmemesi nedeniyle açılmış bir dava olmadığını, Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının görülmekte olan davalara uygulanması gerektiğini, bu nedenle karar tarihine en yakın tarih itibarıyla güncellenen karar doğrultusunda karar verilmek üzere kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, temel olarak davacılar ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazlar bedelinin tespiti ve sorumlu idareden tahsili istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Dosyada bulunan bilgi ve belgelerden, dava konusu 13 01... parsel sayılı taşınmazların davalı ... tarafından kamu ihtiyacı nedeniyle kamulaştırılmasına karar verildiği, bu işlemin davacılara/murislerine usulüne uygun şekilde tebliğ edilmeksizin 2942 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesi uyarınca tescil davaları açıldığı, 1301 parsel sayılı taşınmazın ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.09.1987 tarihli ve 1988/388 Esas, 1988/510 Karar sayılı kararı ile, 1302 parsel sayılı taşınmazın ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.09.1987 tarihli ve 1990/401 Esas, 1992/164 Karar sayılı kararı ile taşınmazların ... adına tapuya tesciline karar verildiği, davaların ölü kök murise karşı açıldığı, bu mahkeme kararına göre taşınmazlara ilişkin kamulaştırma bedellerinin bankaya depo edildiği, kararların ölü muris adına ilanen tebliğ ile usulsüz şekilde kesinleştirildiği, davacılar murisine ya da davacılara ödeme yapıldığının ispat edilemediği anlaşılmıştır.

3. 21.12.2019 tarihinde kabul edilerek 24.12.2019 tarihli 30988 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7201 sayılı Kanun'un 6 ve 7 nci maddeleri ve 09.06.2021 tarihinde kabul edilerek 19.06.2021 tarihli 31516 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7327 sayılı Kanun'un 20 nci ve 22 nci maddeleri ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 3 üncü maddesi ile "Mülga 31.08.1956 tarihli ve 6830 sayılı İstimlâk Kanunu'nun 16 ncı ve 17 nci maddeleri ile bu Kanunun mülga 16 ncı ve 17 nci maddeleri uyarınca kesinleşmiş mahkeme kararlarına istinaden idareler adına tescil edilen taşınmazların eski malikleri adına kamu bankalarına yatırılan ancak hak sahiplerine ödenmediği tespit edilen kamulaştırma bedelleri nedeniyle idareler aleyhine açılacak her türlü davada değer; taşınmazın idare adına tescil edildiği tarih, değerleme tarihi olarak esas alınmak ve o tarihteki nitelikleri gözetilmek suretiyle tespit edilir. Tespit edilen bu bedel, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) tablosundaki aylık değişim oranları esas alınmak suretiyle dava tarihi itibarıyla güncellenir ve ortaya çıkan bedel hak sahibine ödenir. (Ek cümle: 09.06.2021- 7327/20 md.) Bu hüküm, tebliği dâhil eksik veya hatalı kamulaştırma işlemleri bulunmasına rağmen idare adına tescil edilmiş olan taşınmazlar hakkında da uygulanır." hükmü getirilmiştir.

4. 21.12.2019 tarihinde kabul edilerek 24.12.2019 tarihli ve 30988 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7201 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen Ek Madde 3’ün birinci fıkrasının ikinci cümlesindeki; “…dava tarihi itibarıyla…” ibaresi ve 7201 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile eklenen Geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan; “…ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak…” ibaresi 28.07.2023 tarihli ve 32262 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiştir.

5. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasındaki; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan; “… dava tarihi itibarıyla…” ibaresini içeren Ek madde 3 nazara alındığında, davaya konu taşınmazın idare adına tescil edildiği tarih, değerlendirme tarihi olarak esas alınmak ve o tarihteki nitelikleri gözetilmek suretiyle tespit edilecek bedelin Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi tablosundaki değişim oranları esas alınmak suretiyle “dava tarihi” itibarıyla güncellenmesi sonucu ortaya çıkan bedelin hak sahibine ödenmesi gerekir.

6. Bu durumda dava konusu taşınmazlara yukarıda açıklanan şekilde davaya konu taşınmazın idare adına tescil edildiği tarih, değerlendirme tarihi olarak esas alınmak suretiyle, taşınmazların değerlendirme tarihindeki niteliği tespit edilerek tespit edilen bedelin Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi tablosundaki değişim oranları esas alınmak suretiyle “dava tarihi” itibarıyla güncellenmesi sonucu ortaya çıkan bedelin hak sahiplerine ödenmesine karar verilmesinde ve 04.11.1983 tarihinden sonra el atılan taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkin davada nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

7. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, davalı idareden aşağıda yazılı kalan harcın alınarak Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/7126, K. 2026/3213, T. 24.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-7126-e-2026-3213-k-52c6e287768d