Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/11243 E. 2026/8354 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/11243
- Karar No
- 2026/8354
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/86 Esas, 2024/128 Karar KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili ve munzam zarar istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın davalı ... yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine, munzam zarar talebinin reddine, dahili davalı ... yönünden tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı dahili davalı ... vekilince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir.
Dahili davalı ... vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 05.05.2026 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
Duruşma günü davacılar vekili Avukat ... gelmiş, davalı idareler vekilleri duruşmaya katılmamıştır.
Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin ve murislerinin maliki oldukları ... ili, ... ilçesi, ... köyü 13... parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında Hazine adına tespit edildiğini, müvekkilleri tarafından kadastro tespitine itiraz edildiğini, ... Kadastro Mahkemesince yapılan yargılama sırasında dava konusu taşınmazın ... tarafından kamulaştırıldığını, ... tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) mülga 16 ncı maddesi uyarınca tescil davası açıldığını ve taşınmazın idare adına tescil ediliğini, sonrasında imar uygulamalarına tabi tutularak 3. kişiler adına tescil edildiğini, ... Kadastro Mahkemesinde yapılan yargılama sonucunda taşınmazın davacılar ve murislerine ait olduğunun anlaşıldığını; ancak kamulaştırma nedeniyle tapusu ... adına tescil edilip, imar uygulamaları ile 3. Kişilere tescil edildiğinden tescil hükmü kurulamadığını, 13... parselin ve gittisi olan parsellerin tamamının 76473 pay kabulüyle 22063/76473 payının müvekkillerine aidiyetinin tespitine karar verildiğini, bu kararın Yargıtay denetiminden geçerek 17.04.2012 tarihinde kesinleştiğini, dava konusu taşınmaza kamulaştırmasız el atıldığını ileri sürerek alacağın belirsiz olması nedeniyle fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 5.000.000,00 TL tazminat alacağı ile yine fazlaya dair talep haklarını saklı tutarak şimdilik 1.000,00 TL munzam zarar tazminatının mevduata verilen en yüksek banka faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle zaman aşımı itirazları olduğunu, 20 yılı aşan süreler için açılan davanın hak düşürücü süre ve zaman aşımı yönünden reddinin gerektiğini, yine husumet itirazlarının da olduğunu, dava dilekçesinde ileri sürülen kusurlu iş ve işlemlerin tamamının ... Belediye Başkanlığına yönelik olduğunu, dava konusu taşınmazda ve bu taşınmazdan gelen geldi parsellerin hiç birisinde müvekkilinin tapuda kayıt maliki olmadığını, yine açılan davaların tamamının ... aleyhine açıldığını ileri sürerek davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Dahili davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kamulaştırma kararının iptal kararının 25.05.1993 tarihinde kesinleştiğini, o tarihte taşınmazın halen tarla niteliğinde olduğunu, taşınmaza el atılmadığını, evrak üzerinde işlemler yapıldığını ileri sürerek mahkemenin Yargıtay kararına uymamasını, dahili dava talebinin reddini, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 24.11.2015 tarihli ve 2012/326 Esas, 2015/566 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne, bedelin davalı ... Başkanlığından alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 24.11.2015 tarihli ve 2012/326 Esas, 2015/566 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dava konusu edilen 76473 m² yüzölçümlü 13... parsel sayılı taşınmazın mülkiyeti ihtilaflı iken ... Belediye Encümeninin 12.06.1990 tarihli kararı ile gecekondu önleme bölgesi olarak kamulaştırıldığı ve mülkiyet ihtilafına ilişkin davanın sonucu beklenmeksizin ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1990/767 Esas, 1991/403 Karar sayılı kararı ile 2942 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesi uyarınca ... adına tapuya tesciline karar verildiği ve anılan belediyece tescil kararından sonra taşınmazın kamulaştırma amacı doğrultusunda kooperatiflere ve üçüncü şahıslara tahsis edilerek imar uygulamaları ile muhtelif ada ve parsellere şuyulandırılıp, üzerinde çok katlı binalar ve inşaatlar yapıldığı, bu işlemlerden sonra taşınmazın mülkiyetine ilişkin olarak ... Kadastro Mahkemesinin 1993/15 Esas, 2009/1 Karar sayılı kararı ile mülkiyet ihtilafına ilişkin dava devam ederken taşınmazın kamulaştırıldığı ve üçüncü şahıslara tahsis edildiği, bu nedenle de tescil yönünden karar verme imkanı bulunmadığı gözetilerek 22063/76473 payın davacılar murisine ait olduğunun tespitine dair hüküm kurulduğu ve söz konusu kararın Yargıtay denetiminden de geçmek suretiyle 17.04.2012 tarihinde kesinleşmesinden sonra, davacılar tarafından kamulaştırmasız el atma hukuksal nedenine dayalı olarak iş bu davanın açıldığı anlaşıldığı, dava konusu taşınmaza ilişkin olarak davacılar yönünden tamamlanmış geçerli bir kamulaştırma kararı bulunmaksızın taşınmaza fiilen el konulduğu tüm dosya kapsamı ile sabit ise de somut olayda, taşınmazla ilgili olarak ... tarafından kamulaştırma kararı alınıp, aynı belediye adına 2942 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesi uyarınca hükmen tescil kararı verildiği ve yine taşınmazın kooperatiflere ve üçüncü şahıslara tahsisinin sağlandığı, bu nedenle de ortada ... Belediye Başkanlığına devredilecek bir taşınmaz bulunmadığı gibi dava konusu parsele özgü olarak ... Belediyesine devri gereken bir alan da olmadığı ve meydana gelen kamulaştırmasız el atma eyleminden ... Belediye Başkanlığının sorumlu olduğu anlaşıldığından, ... Belediye Başkanlığının davaya dahil edip sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden bahisle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 17.12.2019 tarihli ve 2019/24 Esas, 2019/366 Karar sayılı kararı ile davanın davalı ... yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine, dahili davalı ... yönünden tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 17.12.2019 tarihli ve 2019/24 Esas, 2019/366 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde dahili davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; usul ve kanuna uygun Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.
3. Dahili davalı ... Dairemiz onama kararına karşı karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
4. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dava konusu taşınmazla ilgili olarak davacılar yönünden tamamlanmış bir kamulaştırma kararı bulunmaksızın, taşınmaza fiilen el konulduğu anlaşılmış olup 21.12.2019 tarihinde kabul edilerek 24.12.2019 tarihli ve 30988 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7201 sayılı Kanun'un 6 ncı ve 7 nci maddesi ve 09.06.2021 tarihinde kabul edilerek 19.06.2021 tarihli ve 31516 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7327 sayılı Kanun'un 20 nci ve 27 nci maddeleri ile 2942 sayılı Kanun'a Eklenen Ek Madde 3, Geçici Madde 15 ve Geçici Madde 17 nci maddeleri uyarınca hesaplama yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden karar düzeltme talebinin kabulü ile onama ilamının kaldırılmasına ve Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar Mahkemenin ilâm başlığında belirtilen kararı ile davanın davalı ... yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine, munzam zarar talebinin reddine, dahili davalı ... yönünden tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde dahili davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Dahili davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, dava konusu taşınmaza ilişkin kamulaştırma noter tebligatlarının davacılara tebliğ edildiğini, sonrasında davacılar tarafından bedel artırım davası açıldığını, davacılar bu davayı takip etmediğinden davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, davacıların kamulaştırma işleminden 1989 tarihinde resmen haberdar olduklarını, 7201 sayılı Kanun'la eklenen Ek Madde 3 üncü maddesinde idareler aleyhinde açılacak her türlü davada taşınmazın idare adına tescil edildiği tarihin değerlendirme tarihi olarak esas alınmak ve taşınmazın o tarihteki nitelikleri gözetilerek değer tespit edileceğinin düzenlendiğini, bu madde ve Geçici 17 nci madde halen yürürlükte olduğundan bu maddenin eldeki davaya uygulanması gerektiğini, ilk bozma kararı uyarınca dava konusu taşınmazda ... Belediye Başkanlığına devredilecek bir alan bulunup bulunmadığı hususu mahkemece yeterince araştırılmadığını, eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğini, harç ve vekâlet ücretinin maktu olarak hesaplanması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı tapu malikleri ile davalı idareler arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Mahkemelerinin nihaî kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... köyü 13... parsel sayılı taşınmazın mülkiyeti ihtilaflı iken ... Belediye Encümeninin 12.06.1990 tarihli kararı ile gecekondu önleme bölgesi olarak kamulaştırıldığı ve mülkiyet ihtilafına ilişkin davanın sonucu beklenilmeksizin açılan dava sonucunda, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1990/767 Esas, 1991/403 Karar sayılı kararı ile 2942 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesi uyarınca taşınmazın tapusunun iptali ile ... adına tapuya tesciline karar verildiği ve anılan belediyece tescil kararından sonra taşınmazın kamulaştırma amacı doğrultusunda kooperatiflere ve üçüncü şahıslara tahsis edilerek imar uygulamaları ile muhtelif ada ve parsellere şuyulandırılıp, üzerinde çok katlı binalar ve inşaatlar yapıldığı, bu işlemlerden sonra taşınmazın mülkiyetine ilişkin olarak ... Kadastro Mahkemesinin 1993/15 Esas, 2009/1 Karar sayılı kararı ile mülkiyet ihtilafına ilişkin dava devam ederken üçüncü şahıslara tahsis edildiği, bu nedenle de tescil yönünden karar verme imkanı bulunmadığı gözetilerek taşınmazın 22063/76473 payının davacılar murisine ait olduğunun tespitine dair hüküm kurulduğu ve söz konusu kararın Yargıtay denetiminden de geçmek suretiyle 17.04.2012 tarihinde kesinleşmesinden sonra, davacılar tarafından kamulaştırmasız el atma hukuksal nedenine dayalı olarak iş bu davanın açıldığı, dava konusu taşınmaza fiilen el konulduğu anlaşılmıştır.
3. 21.12.2019 tarihinde kabul edilerek 24.12.2019 tarihli 30988 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7201 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile eklenen 2942 sayılı Kanun'un Geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan; “…ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak…” ibaresi 28.07.2023 tarihli ve 32262 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiştir.
4. Bu durumda Kanun'un yürürlük tarihinden önce açılan eldeki davada; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3, 990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alınarak Ek Madde 3'ün uygulanma imkanı kalmadığından dava konusu taşınmaza dava tarihi itibarıyla değer biçilmesi yerindedir.
5. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Dahili davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Mahkeme kararının ONANMASINA, Dahili davalı ...'ndan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Aleyhine temyiz olunan davacı yararına 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 40.000,00 TL vekâlet ücretinin temyiz edenden alınmasına, 05.05.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
2019 yılında 7201 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na (2942 sayılı Kanun) eklenen Ek Madde 3’ün birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümleleri mülga 6830 sayılı Kanun ve 2942 sayılı Kanun’un mülga 16 ncı ve 17 nci maddelerine göre usulüne uygun kamulaştırılıp, idareler adına tescil edilen ancak bedelleri eski malikleri adına bankaya yatırıldığı halde hak sahiplerine ödenmeyen taşınmazların kamulaştırma bedellerinin belirlenmesi yöntemini düzenlemektedir. 7201 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile getirilen 2942 sayılı Kanun’un Geçici 15 inci maddesinin 2 nci fıkrası ise Ek Madde 3 ün birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin derdest davalarda da uygulanmasını öngörmektedir. Bu düzenleme Dairemizin de kabulünde olduğu üzere; hukuka uygun geçerli bir kamulaştırma bulunmadan ve mülga 16 ncı ve 17 nci maddelerde belirtilen şartlar yerine getirilmeden tescil kararı verilmiş taşınmazlara ilişkin olarak açılan kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı davaları kapsamamaktadır (Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 16.01.2020 tarihli ve 2019/7050 Esas, 2020/577 Karar sayılı kararı) .
Yukarıda anılan Dairemiz kararından sonra bu tür kamulaştırmasız el atma sayılabilecek halleri de kapsamak üzere TBMM tarafından 2942 sayılı Kanun’un Ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına 2021 yılında 7327 sayılı Kanun’un 20 nci maddesi ile eklenen, 3 üncü cümle ile usulsüz kamulaştırma işlemlerine rağmen idare adına tescil edilen taşınmazların değerinin tespitinde de 1 inci ve 2 nci cümlelerde belirtilen usulün uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Bununla birlikte 2942 sayılı Kanun’un Geçici Madde 17 hükmü de 7327 sayılı Kanun’un 22 nci maddesiyle ihdas edilmiş olup 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 3 hükmünün usulsüz kamulaştırmalarda bedel tespiti yöntemini düzenleyen birinci fıkrasının 3 üncü cümlesinin derdest davalarda da uygulanmasını hüküm altına almaktadır.
Bir şeyin bütünü ifade edildiğinde, bütünü ile birlikte onun parçalarının da tek tek sayılması gerekmez. Eğer 2942 sayılı Kanun’un Ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümleleri mülga 16 ncı ve 17 nci maddelere göre yapılan bütün tescil hallerini kapsıyor olsaydı, aynı maddeye 3 üncü cümle eklenmez ve 2942 sayılı Kanun’un geçici 17 nci maddesi ihdas edilmezdi.
2942 sayılı Kanun’un geçici 15 inci ve geçici 17 nci maddelerinin her ikisinin de özel hüküm olduğu; Geçici Madde 17 nin sonraki hüküm olduğu da nazardan uzak tutulmamalıdır.
Somut olayımızda nazara alınacak hükümlerden; 2942 sayılı Kanun’un geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “…ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak…” ibaresi Anayasa Mahkemesi’nin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Karar sayılı kararıyla iptal edilmek suretiyle, 2942 sayılı Kanun’un ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin derdest davalarda uygulanamayacağı öngörülmüş ise de; bahse konu iptal kararından etkilenebilecek derdest davalar, mülga 16... nci maddelere göre usulünce kamulaştırılıp da bedeli malikleri adına bankaya yatırılmış olduğu halde hak sahiplerine ödenmeyen bedellere ilişkin olanlardır.
Bu yöntemin usulsüz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin derdest davalarda uygulanmasını engelleyecek bir iptal kararı ise söz konusu değildir. Zira “… dava tarihi itibariyle…” ibaresi hariç 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 3 hükmünün kalan kısmı yönünden bir iptal durumu söz konusu olmayıp Ek 3 üncü madde hükmü değer tespiti yöntemi yönünden halen yürürlüktedir. 2942 sayılı Kanun’un Geçici Madde 17 hükmü yönünden de herhangi bir iptal durumu söz konusu olmayıp bu madde hükmü de halen yürürlüktedir.
Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya baktığımızda davanın konusunun usulsüz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin olduğu ve bu davada da 2942 sayılı Kanun’un geçici 17 nci maddesi, aynı Kanun’un ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 3 üncü cümlesi ile bu cümlenin atfıyla aynı fıkranın 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin uygulanması gerektiği düşünülmektedir.
Hâl böyle iken eldeki davada uygulanmasına yer olmayan, 2942 sayılı Kanunun geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “...ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak…” ibaresinin, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi gerekçe gösterilerek onama cihetine gidilmesi hukuka uygun görülmediğinden sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir. 05.05.2026