Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/6743 E. 2026/657 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6743
Karar No
2026/657
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/82 Esas, 2025/94 Karar KARAR : Kabul

Taraflar arasındaki 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22 nci maddesi gereğince yapılan yenileme nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin ... köyü 20.750 m² alanlı 281 parsel sayılı taşınmazı tapu siciline güvenerek ve inanarak 27.04.2007 tarihinde 1/2 oranında malik olacak şekilde satın aldıklarını, taşınmaz satın alındıktan 4 yıl sonra bölgede yeniden kadastro çalışması yapıldığını, davacıların satın aldığı taşınmazın 1 07... parsel olarak numaralandırıldığını, 20.750 m² olarak satın alınan yerin gerçekte 17.900,70 m² olduğunun tespit edildiğini, 2.849,30 m² küçülme meydana geldiğini, bu miktar taşınmazın dava tarihindeki ederinin m²si 45 TL'den 112.018,50 TL olduğunu, bu zarardan davalıların 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince sorumlu bulunduklarını, davalılara başvuruya rağmen zararın ödenmediğini belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL'nin 08.12.2011 başvuru tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkillerine verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına izafeten Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; Devletin kusursuz sorumluluğundan söz edebilmek için hukuka aykırılık, zarar ve uygun illiyet bağı koşullarının bir arada olması, ayrıca illiyet bağının kesilip kesilmediği ve zarar görenin kusurunun bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, Tapu ve Kadastro Modernizasyon Projesi (TKPM) kapsamında günümüz teknolojisiyle sayısal ve hukuksal formda bilgisayar ortamına aktarılarak sunulmasının amaçlandığını, dava konusu parselin 1953 yılında tapuya tescil edildiğini, ilk tescil tarihinde teknik yetersizliğin yüzölçümü hatası olarak yansıdığını, 02.06.2011 tarihinde çalışmalara başlanarak 20.06.2011 tarihinde son verildiğini, askı ilanının 11.08.2011 tarihinde son bulduğunu ve 12.08.2011 tarihinde askı ilanının kesinleştiğini, davacının taşınmazı satın aldığı kişiye karşı dava açması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 17.09.2015 tarihli ve 2012/93 Esas, 2015/304 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne, 56.986,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden tahsili ile davacı tarafa ödenmesine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 17.09.2015 tarihli ve 2012/93 Esas, 2015/304 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı idareler vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmişse de eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulduğunu, yörede 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosu sonucu dava konusu taşınmazın yüzölçümünde azalma meydana geldiğini, Mahkemece yapılan inceleme ve keşif sonrası düzenlenen raporlarda; yapılan uygulama kadastrosunun hatalı olduğu, kadastroca yapılacak çalışma ile bu hatanın düzeltilebileceği belirtilmiş olup davacı tarafından 3402 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin 2 nci fıkrasının (a) bendi gereğince yapılan bu çalışmadan dolayı dava konusu taşınmazın eksilen kısmı için komşu parsellere karşı tapu iptali ve tescil davası açabileceği, bu davanın sonucunda ortaya çıkan duruma göre davacının zararının nereden kaynaklandığının tesptinden sonra tazminat talebinde bulunacağı gözetilmeden davanın esası hakkında karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olduğu belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 05.12.2017 tarihli ve 2017/105 Esas, 2017/467 Karar sayılı kararı ile verilen kesin sürelere rağmen davacı vekilince tapu iptal ve tescil davası açılmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 05.12.2017 tarihli ve 2017/105 Esas, 2017/467 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda, Mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda tapu iptal ve tescil davası açması konusunda davacı vekiline 11.05.20 17... .09.2017 tarihlerinde kesin süre verildiği, yerine getirilmemesi nedeniyle de davanın reddine karar verildiği, Mahkemece 11.05.2017 tarihli duruşmada davacıya değil davalı vekiline süre verildiği gibi verilen sürelerin de davanın mahiyeti gereği uygun olmadığı anlaşıldığından öncelikle davacıya tapu iptal ve tescil davası açması konusunda davanın mahiyetine göre makul ve usule uygun şekilde süre verilmesi, tapu iptal ve tescil davası açılması durumunda anılan dava sonucunun bekletici mesele yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken hatalı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmeyerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.

D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 10.11.2022 tarihli ve 2021/829 Esas, 2022/459 Karar sayılı kararı ile davacıların davalılar tarafından zarara uğradığını kanıtlayamamış olması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.

E. Üçüncü Bozma Kararı 1. Mahkemenin 10.11.2022 tarihli ve 2021/829 Esas, 2022/459 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda, dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede 3402 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendine göre yapılan uygulama kadastrosu sonucu dava konusu taşınmazın yüzölçümünde azalma meydana geldiği, Mahkemece yapılan inceleme ve keşif sonrası düzenlenen raporlarda; yapılan uygulama kadastrosunun hatalı olduğu, kadastroca yapılacak çalışma ile bu hatanın düzeltilebileceğinin belirtildiği, davacı tarafından 3402 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi gereğince yapılan bu çalışmadan dolayı dava konusu taşınmazın eksilen kısmı için komşu parsellere karşı tapu iptali ve tescil davası açabileceği hususunun Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 15.12.2016 tarihli ve 2015/15019 Esas, 2016/12269 Karar sayılı kararıyla da vurgulandığı; ancak uygulama kadastrosunun tespitinin 13.07.2011-11.08 2011 tarihleri arasında askı ilanına çıkarıldığı, 12.08.2011 tarihinde ise tespitin kesinleştiği, 3402 sayılı Kanun’un 12 nci maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin 12.08.2021 tarihinde dolduğundan yargılamanın geldiği aşama gözetildiğinde uygulama kadastrosuna itiraz yoluna başvurulmasının hak düşürücü süre nedeniyle mümkün olmayacağı gözetildiğinde, uygulama kadastrosu ile davacı tarafın zararının doğduğu anlaşılmakla mahallinde keşif yapılmak suretiyle işin esasına girilerek dava konusu taşınmazın yüzölçüm miktarında eksilen kısmın değeri belirlenerek hüküm kurulması gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirdiğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.

D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar Mahkemenin 25.02.2025 tarihli ve 2024/82 Esas, 2025/94 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; kadastro yenileme çalışmalarının mevzuata ve teknik yöntemlere uygun yapıldığını, aradaki alan farkının günümüz teknolojisiyle yapılan ölçüm nedeniyle meydana geldiğini,uygulamadan kaynaklanan eksilme için komşu parsellere tapu iptal ve tescil davası açılabileceğini ve davanın sonucunda ortaya çıkacak sonuca göre tazminat talebinde bulunulabileceğini, zamanaşımı itirazlarının değerlendirilmediğini, tespit edilen bedelin yüksek olduğunu, faiz hükmünün hatalı olduğunu, ıslahla arttırılan miktara ıslah tarihinden faiz işletilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesi gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Dava konusu taşınmaza net geliri esas alınarak değer biçilmesi ve taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline karar verilmesi yerindedir.

3. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

19.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/6743, K. 2026/657, T. 19.01.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-6743-e-2026-657-k-f81da36def7f