Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/425 E. 2026/4524 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/425
Karar No
2026/4524
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Diyadin Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2015/5 E., 2024/4 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, Ağrı ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 147 ada 3 ve 280 ada 14 parsel sayılı 40.381,32 ve 123.738,30 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu belirtilerek ham toprak vasfıyla davalı Hazine adına tespit edilmiştir.

2. Davacı ... dava dilekçesinde; miras yoluyla gelen hak ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, dava konusu taşınmazların adına tescilini talep etmiştir. 3. Yargılama sırasında ..., davacı ile aynı iddialara dayanarak davaya katılmış; bilahare, dava konusu 147 ada 3 parsel sayılı taşınmaza yönelik davasından feragat etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili duruşmadaki beyanlarında; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 03.01.2014 tarihli ve 2011/3 Esas, 2014/3 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 04.11.2014 tarihli ve 2014/18138 Esas, 2014/12341 Karar sayılı ilamıyla "davacı ve müdahilin murisi ...'nın dosyada bulunan aile nüfus kayıt tablosuna göre, davacı ve müdahil dışında başka mirasçılarının da bulunduğu, miras bırakanın ölüm tarihine göre 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 701. maddesi gereğince terekesi elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi olduğu, elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp, her birinin hakkı ortaklığa giren malların tamamına yaygın bulunduğu, miras bırakandan intikal ettiği iddiasıyla üçüncü kişilere karşı Kadastro Mahkemesinde açılan davalarda, dava dışı mirasçılar olması halinde, miras payı oranında veya tüm mirasçılar adına tescil istenilmesi ya da uyuşmazlık konusu taşınmazların taksim, bağış vb. şekilde mirasçılardan birine veya bir bölümüne bırakıldığının kanıtlanması gerektiği, ne var ki somut olayda davacı ve müdahil kendi adlarına tescil isteminde bulundukları halde dava konusu taşınmazların taksim, bağış vb. gibi hangi şekilde davacı ve müdahile intikal ettiği ve kullanım durumlarının ne şekilde olduğu hususlarında yeterli araştırma yapılmadığı gibi 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14. maddesi gereğince müdahil adına belgesizden tescil edilen taşınmazlar yöntemince araştırılmayarak dava konusu taşınmazlarla birlikte müdahil adına 138.653,35 m² yüzölçümünde taşınmaz tescil edildiği, hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince öncelikle dava konusu taşınmazların davacı ve müdahil tarafından ne şekilde iktisap edildiği yöntemince araştırılmalı, bu doğrultuda pay durumları dikkate alınmalı, bundan sonra 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde düzenlenen miktar sınırlamaları gözönünde bulundurularak sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dava konusu 147 ada 3 ve 280 ada 14 numaralı pasel sayılı taşınmazların çayır vasfında kişiler adına tespit edilen kesinleşen parseller ile çevrili olduğu, keşif ile uyumlu ziraat ve fen bilirkişisi raporları ile mahalli ve tespit bilirkişisinin beyanları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu taşınmazların çayır vasfında taşınmazlar olduğu, dava konusu taşınmazlarda davacı ve müdahil davacının kök murisi ile birlikte eklemeli zilyetlik yolu ile 100 yıldan fazla sürdürülen zilyetliğin iktisap sağlayıcı nitelikte bir zilyetlik olduğu; Yargıtay bozma ilamında elbirliğiyle mülkiyete tabi taşınmazda davacıların kendi adına tescil istemesinin taksim, bağış vb. şekilde mirasçılardan birine veya birkaçına bırakıldığının kanıtlanmasın gerektiğine değinilmiş olması karşısında mahalli bilirkişilerin taksim hususunda detaylı ve istikrarlı şekilde diğer mirasçılara bırakılan yerlerin nereler olduğunu belirtmeleri, tüm mirasçıların imzasını taşıyan miras taksim sözleşmesinin dosyaya sunulmuş oluşu, diğer mirasçılardan davaya katılma yönünde bir talep gelmemesi, davacı ve asli müdahilin uzun süredir sürdürdükleri zilyetliğin taksimin yapıldığına dair karine teşkil etmesi birlikte değerlendirildiğinde davalı taşınmazların davacı ve asli müdahile taksim yoluyla bırakıldığı konusunda Mahkememizde ikna edici ve yeterli kanaat uyandırdığı; dava konusu Ağrı ili ... ilçesi ... köyü 147 ada 3 parsel yönünden; asli müdahilin feragatte bulunduğu, davadan feragatin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 307 ve 312 maddelerine göre kesin hükmün sonuçlarını doğuran ve davayı sonuçlandıran bir taraf işlemi olduğu ve karşı tarafın kabulüne bağlı olmadığı ve feragat tarihi itibarıyla hüküm ve sonuç doğuracağı" gerekçesiyle asli müdahil ...'nın Ağrı ili ... ilçesi ... köyü 147 ada 3 parsel sayılı taşınmaza ilişkin davasından feragat ettiği anlaşılmakla, davanın reddine; davacı ...'nın davasının kabulüne, dava konusu 147 ada 3 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile 22.09.2023 tarihli fen bilirkişisi ...'in raporuna ekli krokide (A) harfiyle belirtilen 20.190,66 m²lik kısmının ifrazı ile aynı ada son parsel numarası verilmek sureti ile çayır vasfıyla davacı ... adına, (B) harfiyle belirtilen 20.190,66 m²lik kısmının aynı ada aynı parsel numarası ile ham toprak vasfıyla Hazine adına, davacı ve müdahilin dava konusu 280 ada 14 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile 280 ada 14 parsel sayılı taşınmazın 22.09.2023 tarihli fen bilirkişisi ...'in raporunda ekli krokide (C) harfiyle belirtilen 43.406,46 m²lik kısmının ifrazı ile aynı ada son parsel numarası verilmek sureti ile çayır vasfıyla müdahil ...ı, (D) harfiyle belirtilen 61.869,15 m²lik kısmının ifrazı ile aynı ada son parsel numarası verilmek sureti ile çayır vasfıyla davacı ..., (E) harfiyle belirtilen 18.462,69 m²lik kısmının aynı ada aynı parsel numarası ile ham toprak vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması ve davanın kanuni süresinde açılmamış bulunması nedeniyle davanın reddi gerektiğini, ayrıca hükme esas alınan bilirkişi raporlarının tebliğinden sonra 6100 sayılı Kanun'un 281. maddesinde öngörülen iki haftalık itiraz süresi beklenmeden karar verilmesinin savunma hakkını kısıtladığını, davada, 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmediği, hava fotoğraflarının dava konusu taşınmazlarda tarımsal faaliyet ile imar ve ihya bulunmadığını gösterdiği halde davacı lehine zilyetlik kabul edildiği, ayrıca ziraat bilirkişi raporunun kurul yerine tek bilirkişi tarafından düzenlendiğini, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının tarafsız ve güvenilir olmadığını, eklemeli zilyetlik bakımından aynı çalışma alanında belgesizden zilyetliğe dayalı başka taşınmaz edinimleri bulunup bulunmadığının araştırılmadığı, 3402 sayılı Kanun'un 40 ve 100 dönümlük sınırlamaların incelenmediği, imar ve ihyanın başlangıç ve tamamlanma tarihi, zilyetliğin kimden kime geçtiği ve ekonomik amacına uygun kullanılıp kullanılmadığı hususlarında yeterli araştırma yapılmadan hüküm kurulduğu, tarafsız yerel bilirkişi ve tanık beyanlarıyla desteklenmiş kapsamlı bir inceleme yapılması gerektiği, davanın kısmen reddedilmiş olması nedeniyle lehlerine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesinin de hukuka aykırı olduğu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, askı ilan süresi içerisinde açılan kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun(1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/425, K. 2026/4524, T. 23.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-425-e-2026-4524-k-b87f313dfbfa