Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1785 E. 2026/4522 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1785
- Karar No
- 2026/4522
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/92 E., 2023/18 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacılar ... mirasçıları ... ve arkadaşları vekili ve ... ile ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sırasında, Antalya ili.. . ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 28... , 2 ve 3 parsel sayılı ve 336,81 m², 265,50 m² ve 203,84 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, tapu kaydı, harici taksim, satın alma nedeniyle 1 sayılı parsel eşit paylarla ... ve ...; 2 sayılı parsel 50/160'şar payla ... oğulları... ve ..., 10/160 payla ...kocası ...; 3 sayılı parsel 75/160'şar payla ... ve ..., 10/160 payla ...kocası ... adına tespit edilmiş; bilahare, Sulh Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek tutanaklarına davalı şerhi konulmuştur. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; tapu kaydına ve miras yoluyla gelen hakka dayanarak miras payının adına tescili istemiyle 1 28... parsel sayılı taşınmaza dava açmıştır. 3. Davacılar ..., ..., ... ve ... vekili dava dilekçesinde; aynı nedene dayanarak, taşınmazların tamamı hakkında tapu malikleri mirasçıları adlarına tescili istemiyle dava açmışlardır. II. CEVAP Davalılar aşamalarda, dava konusu taşınmazların kök muristen intikal ettiği ve taksim iddiasına dayanarak davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 21.06.2016 tarihli ve 1991/16 Esas, 2016/21 Karar sayılı kararı ile davacı ...'nın davasının reddine, davacı ...'in davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine, 1 28... parsel sayılı taşınmazın tespit maliki mirasçıları adlarına payları oranında tesciline, malik hanelerinin bu şekilde doldurulmasına, 1 28... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptaline, taşınmazın dosya içerisinde mevcut fen bilirkişisi ...'ın dosyaya sunduğu 08.12.2014 tarihli rapor eki hisse döküm çizelgesinde ... ve ...oğlu 1872 doğumlu ...'ın mirasçıları adlarına payları oranında, 1 28... parsel sayılı taşınmazın aynı rapordaki hisse döküm çizelgesi uyarınca tespit malikleri ... ve ... mirasçıları adlarına payları oranında tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin 21.06.2016 tarihli kararına karşı davacılar ... mirasçıları vekili ve ... ile ... tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 17.11.2021 tarihli ve 2021/9805 Esas, 2021/11383 Karar sayılı ilamıyla "gerekçeli kararın açıklama kısmında dava konusu taşınmazın kök muris ...'ten intikal ettiği ve taşınmazda davacıların da paylarının olduğu açıklandığı ve murisin mirasçıları oldukları halde, hüküm fıkrasında davacılar ... ve ...'e pay verilmediği, açıklanan bu haliyle, kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmış olması usul ve kanuna aykırı olduğu, öte yandan çekişmeli 1 28... ve 3 parsel sayılı taşınmazlar hakkında, davacıların davası yönünde olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi de isabetsiz olduğu açıklanarak sair yönler incelenmeksizin" İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Mahkemece, 18 Teşrinisani 1928 tarihli satış senedinde alıcı olarak gösterilen ... ve ...’nün satış tarihinde küçük yaşta olmaları nedeniyle tasarruf ehliyetlerinin bulunmadığı, ... yönünden ise satışa konu taşınmazın zilyetliğinin kendisine devredildiğinin kanıtlanamadığı, ayrıca 1928 tarihi ile 1955 tarihi arasında taşınmazı malik sıfatıyla kullandığını gösteren delil bulunmadığı, bu nedenle ...’in oğulları ..., .. ve ...’ye yaptığı satışın geçerli olmadığı; ...kocası ... olarak kayıtlı kişinin kim olduğunun yapılan araştırmalara rağmen belirlenemediği, taşınmaz üzerinde zilyetlik kurduğuna dair delil bulunmadığı, bu nedenle olayda 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 13/B-c maddesinde düzenlenen “tapu sicilinden malikinin kim olduğu anlaşılamayan kişi” halinin gerçekleştiği, ...’in muris ...’dan önce vefat ettiği, tek çocuğu ...’in de bekâr ve çocuksuz olarak öldüğü, bu nedenle ...nın eşi ... ile onun diğer eşlerinden olan çocuklarının ...’a mirasçı olamayacakları, ...’nın miras payının kardeşlerine intikal ettiği, ...’in taşınmazdaki hissesini ...’e devrettiğinin anlaşıldığı, bu nedenle ...’nın 1 28... parsele ilişkin talebinin yerinde olmadığı, ... ve ...’in ise muris ...’ın mirasçısı olmadıkları gerekçesiyle 1 28... , 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazlara yönelik taleplerinin reddedilmesi gerektiği, 1 28... parsel sayılı taşınmazın mülkiyetinin ...’den ...’e, ondan ... ve ...’e, daha sonra da ...’e geçtiğinin anlaşıldığı, bu nedenle ... ve ...’nun 1 28... ve 3 parsellere yönelik davasının yerinde olmadığı, buna karşılık, 18 Teşrinisani 1928 tarihli satış senedinin geçersiz olduğu sonucuna varıldığından, ... ve ...’nun 1 28... parsele ilişkin davalarının kabulüne karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle davacı ...'nın 1 28... parsele yönelik davasının reddine, davacılar ...'in ve ...'in 1 28... , 2 ve 3 parsellere yönelik davasının reddine, davacı ...'in ve ...'nun 1 28... ve 3 parsellere yönelik davasının reddine, 1 28... parsele yönelik davasının kabulüne, 1 28... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptaline, taşınmazın dosya içerisinde mevcut fen bilirkişisinin Mahkememize sunduğu 08.12.2014 tarihli rapor eki hisse döküm çizelgesinde ... ve ...oğlu 1872 doğumlu ...'ın hüküm yerinde gösterilen payları oranında ... ve arkadaşları adlarına, 1 28... parsel sayılı taşınmazın, dosya içerisinde mevcut fen bilirkişisinin Mahkememize sunduğu 08.12.2014 tarihli rapor eki hisse döküm çizelgesi uyarınca; 1/2 hissesinin ... ve ... oğlu 1918 doğumlu ...'in mirasçıları ... ve arkadaşlar adlarına hüküm yerinde gösterilen payları oranında, 1/2 hissesinin ...'ün mirasçıları ... ve arkadaşları adlarına hüküm yerinde gösterilen payları oranında tesciline, taşınmazın beyanlar hanesine "Altında dükkanı olan kargir evin 1/2 hissesi ..., 1/2 hissesi de ... tarafından inşa edilmiştir" ibaresinin şerhine, 1 28... numaralı parsel sayılı taşınmazın, dosya içerisinde mevcut fen bilirkişisi Mahkememize sunduğu 08.12.2014 tarihli rapor eki hisse döküm çizelgesi uyarınca; 1/2 hissesinin ...'nun mirasçıları ... ve arkadaşları adlarına hüküm yerinde gösterilen payları oranında tesciline, 1/2 hissesinin ...'nun mirasçıları ... ve arkadaşları adlarına hüküm yerinde gösterilen payları oranında ve malik hanelerinin bu şekilde doldurulmak suretiyle tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar ... mirasçıları ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; ...’in senet kapsamındaki hissesini oğlu ...’e satışının gerçek bir satış işlemi olmayıp muris muvazaası niteliğinde bulunduğunu, ...’in satış tarihinde paraya ihtiyaç duyduğuna ilişkin herhangi bir delilin bulunmadığı yönündeki iddiaların Mahkemece değerlendirilmediğini, davacı tarafça sunulan bu hususlara ilişkin açıklamaların gerekçede tartışılmadığını, buna karşılık davalı tarafın somut delille desteklenmeyen beyanlarına itibar edilerek sonuca gidildiğini, bu nedenle eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, Kadastro Mahkemelerinin gerçek hak sahibini belirlemekle yükümlü olup resen araştırma ilkesi uyarınca gerekli araştırmaları yapmak zorunda bulunduğunu, buna rağmen ...’in taşınmazı oğluna devrindeki gerçek iradenin ve muris muvazaası iddiasının araştırılmadığını, bu yönüyle kararın eksik incelemeye dayandığını, inşaat yapım sözleşmesinde ... ve ...’in imzalarının bulunmasının davacı lehine veya aleyhine delil oluşturmayacağını, zira müvekkili ...’nın söz konusu sözleşmede taraf ya da tanık sıfatıyla yer almadığını, ...ile davalı taraf arasındaki hukuki ilişkinin ve sözleşmenin sürdürülmüş olmasının müvekkilinin iddialarını çürüten bir delil olarak kabul edilemeyeceğini, hükmün esas alınan teknik bilirkişi raporuna dayandırıldığını, ancak bilirkişinin teknik inceleme sınırlarını aşarak hukuki değerlendirmelerde bulunduğunu, taşınmazın kim adına tescil edilmesi ve pay aktarımının nasıl yapılması gerektiği yönünde görüş bildirdiğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 266. maddesi uyarınca hukuki konularda bilirkişiye başvurulamayacağını, bu hususların hâkim tarafından değerlendirilmesi gerektiğini, teknik bilirkişinin hukuk uzmanı olmayıp kadastro teknisyeni olduğu gözetildiğinde raporun hükme esas alınmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu, ayrıca vekâlet ücretinin hatalı takdir edildiğini, davanın yalnızca ...’in payına yönelik açıldığını, diğer mirasçılar hakkında herhangi bir talep bulunmadığını, kadastro tespitinin kesinleşmemiş olması nedeniyle taraf sıfatı kazanan kişiler lehine ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ve bu nedenle davacıların birden fazla vekâlet ücreti ödemekle yükümlü tutulamayacaklarını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davacılar ... ve ... temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesinin hatalı değerlendirmesi ile davanın reddedildiğini, kararın usule, kanuna ve hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir. 1. Davacılar ... mirasçıları ... ve arkadaşları vekili ve ... ile ...'in 1 28... parsel sayılı taşınmaza ilişkin verilen hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar ... mirasçıları ... ve arkadaşları vekilinin ve ... ile ...'in temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 2. Davacılar ... ile ...'in 1 28... parsel sayılı taşınmaza ilişki verilen hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar ... ile ...'in temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 3. Davacılar ... ile ...'in 1 28... parsel sayılı taşınmaza ilişkin verilen hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mahkemesince kök muris ...'ın mirasçısı olan kızı ...ın, davacıların babası ... ile evli olduğu, ...'nın ...'ten önce vefat ettiği, ayrıca kök muris ...'dan da önce, 1936 yılında öldüğünün anlaşıldığı gerekçesiyle, eşi ...'in ve dolayısıyla davacılar ... ile ...'in kök muris ...'a mirasçı olmadıkları kabul edilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamı ve kanuni düzenlemelere uygun düşmemektedir. Dosya arasında bulunan Manavgat Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.10.1953 tarihli ve 1953/146 Esas, 1953/112 Karar sayılı ...'a ait veraset ilamının incelenmesinde, davacılar ... ile ...'in de mirasçı olduklarının anlaşıldığı; yine UYAP sistemi üzerinden temin edilen ve dosya arasında bulunan nüfus kayıt örneklerinden, adı geçen davacıların anneleri ....'in kök muris ...'ın kızı olduğunun belirlendiği, İlk Derece Mahkemesi gerekçesine esas alınan ... de ...'ın kızı olmakla birlikte, davacılara kök muristen intikal eden miras payının kendi anneleri ...'den kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince öncelikle, kök muris ...'ın verasete esas nüfus kayıt örnekleri dosya arasına getirtilerek 3402 sayılı Kanun'un 25/1. maddesinde "Kadastro hakimi kadastroya veya kadastro ile ilgili verasete ait uyuşmazlıkları çözümleyebileceği gibi, istek üzerine veraset belgesi de verebilir" hükmü gereğince, anılan şahsa ait veraset ilamı düzenlenmeli, bu yolla mirasçılarının kimler olduğu tereddütsüz olarak belirlenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu husus gözetilmeksizin, yöntemince taraf teşkili sağlanmadan esas hakkında hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan sebeplerle davacılar ... mirasçıları ... ve arkadaşları vekilinin ve ... ile ...'in temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının 1 28... ve 3 parsel sayılı taşınmazlar yönünden ONANMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar ... ile ...'in temyiz itirazları yerinde görüldüğünden, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca 1 28... parsel sayılı taşınmaz yönünden BOZULMASINA, 269,80 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 462,15 TL'nin temyiz eden davacı ... mirasçıları ... ve arkadaşlarından alınmasına, İstek halinde peşin harcın temyiz eden davacılar ... ile ...'e iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,23.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.