Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/3043 E. 2026/4521 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/3043
- Karar No
- 2026/4521
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/468 E., 2024/461 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kullanım kadastrosu sırasında, İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan 3 69... parsel sayılı ve 356,38 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine "6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı, ... ve ...'nun üzerindeki bina ise ..., ..., . .., ... . ve ...'in fiili kullanımında olduğu" şerhi yazılarak bahçe vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. 2. Asıl davanın davacıları vekili dava dilekçesinde; müvekkilleri olan davacıların murisi ...’nin tapudaki kayda istinaden İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi 46 parsel sayılı 255 m² yüzölçümündeki taşınmazı 18.12.1969 tarihinde ...’dan satın aldığını, taşınmazın tapu kaydının orman sınırlarında kaldığından bahisle mahkeme kararı ile iptal edildiğini, taşınmazın kadastro çalışmaları esnasında dava dışı ...’na ait 45 parselle birleştirilerek 3 69... parsel numarası aldığını ve 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına tescil edildiğini, ..., dava dışı ..., ... ve ...’in zilyetliğinde olduğu şerhi düşülerek 01.04.2013 tarihinde askı ilanına çıkarıldığını, bu tespite İstanbul Anadolu 2. Kadastro Mahkemesinin 2013/501 Esas sayılı dosyasında dava konusu olduğunu ve davanın halen derdest olduğunu, müvekkilleri tarafından 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun'un (6292 sayılı Kanun) 7. maddesi uyarınca her iki taşınmazın aynı oluğu sadece numaralarının değiştiği belirtilerek, taşınmazın bedelsiz iadesinin talep edildiğini, ancak davalı tarafından taşınmazların farklı taşınmazlar olabileceği ve bu nedenle tespite yapılan itirazın sonuçlanması gerektiğinden bahisle talebin işleme alınmadığını ileri sürerek, gerekirse Kadastro Mahkemesinin kararının bekletici mesele yapılması suretiyle 46 parsel taşınmaz ile 3 69... parselde bulunan taşınmazın Alemdağ caddesi cepheli olan kısmının aynı taşınmaz olduğunun tespiti ile bu durumun tapunun beyanlar hanesine şerh verilmesini, davacılar muris ... mirasçıları olduklarından taşınmazın müvekkillerine bedelsiz iadesini ve adlarına tescilini talep etmiştir. 3. Birleşen davanın davacıları vekili dava dilekçesinde; müvekkilleri olan davacıların murisi ...’nun İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi 45 parsel sayılı 255 m² yüzölçümündeki taşınmazı 04.04.1970 tarihinde satın aldığını, üzerine 5 katlı bina inşa ettiğini, o tarihten beri kullanıldığını, taşınmazın orman olduğundan bahisle mahkeme kararıyla tapularının iptal edildiğini, kadastro çalışmaları ile davacıların binasının 3 69... parsel içerisinde kaldığını, dava dışı ... mirasçıları tarafından Kadastro Mahkemesinde dava açıldığını, davanın 08.12.2015 tarihinde kesinleşerek ... Caddesine bakan kısmının dava dışı ... mirasçılarının, diğer tarafın ise müvekkillerinin zilyetliğinde olduğunun tespit edilerek tapuya tescil edildiğini, müvekkilleri tarafından 12.02.2016 tarihinde 6292 sayılı Kanun'un 7. maddesi gereğince bedelsiz iade talep edilmişse de başvurunun süresinde yapılmadığından bahisle bedelli olarak satın alınabileceği belirtilerek, talebin reddedildiğini, Kadastro Mahkemesi kararının 22.01.2016 tarihinde tapuya tescilin yapıldığını, başvurunun da ancak Hazine adına tescili sonrasında yapılabileceğini, öncesinde yapılacak başvurunun da bu sebeple reddedileceğinin sabit olduğunu, Milli Emlak Müdürlüğünce de kararın kesinleşmesi sonrası başvurulması gerektiğinin beyan edildiğini ileri sürerek, eski 45 parsel ile yeni 3 69... parselin aynı parseller olduğunun tespiti ile tapunun beyanlar hanesine şerh verilmesini, 3 69... parselin 6292 sayılı Kanun uyarınca ... mirasçıları adına bedelsiz iadesini ve Hazine adına olan tapunun iptali ile hisseleri oranında davacılar adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili her iki dosyaya ayrı ayrı sunduğu cevap dilekçelerinde; haksız ve mesnetsiz davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 09.10.2020 tarihli ve 2018/335 Esas, 2020/138 Karar sayılı kararı ile Yargıtay bozma ilamı gereğince yapılan araştırma ve birleştirilen dosya ile işbu dava dosyasında aldırılan bilirkişi raporları doğrultusunda, davacıların dayandığı ... tarafından 04.04.1970 tarihinde satın alınarak iktisap edilen 45 parsel ve ... tarafından 18.12.1969 tarihinde satın alınarak iktisap edilen 46 parsel sayılı taşınmazların evveliyatının 09.10.1957 tarih cilt no: 137, sayfa 22, sıra 33 de kayıtlı eski zabıt kaydına dayandığı, bu kaydın da geldisinin Ağustos 296 tarih, cilt 5, sayfa 103, sıra 384 kaydına dayandığı, bu itibarla söz konusu taşınmazların iskanen dağıtılan taşınmazlardan olmadığı, kayıtların tapulama çalışmalarında 19 30... parsellere revizyon görerek kayıt malikleri adına tespit edilmişseler de, daha sonra yapılan kadastro çalışmalarında orman sınırları dışına çıkarılan alan içinde kalması nedeni ile Hazine adına tescil edildiği, dava konusu yerin 6292 sayılı Kanun'un 1/a bendi kapsamında kaldığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne, dava konusu İstanbul , ... ve ... Mahallesi 3 69... parsel sayılı taşınmazın; asıl dava dosyasında; 16578/142552 payın ..., 8289/142552 payın ..., 8289/142552 payın ..., 8289/142552 payın ..., 8289/142552 payın ..., 8289/142552 payın ..., 8289/142552 payın ..., birleşen dava dosyasında; 19060/142552 payın ..., 19060/142552 payın ..., 19060/142552 payın ..., 19060/142552 payın ... adına 6292 sayılı Kanun'un 7. maddesinin 1/a bendi gereğince bedelsiz iadesine, bu şekilde tapuya tesciline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 06.07.2023 tarihli ve 2021/6915 Esas, 2023/4131 Karar sayılı ilamıyla "açılan davanın, 2577 sayılı Kanun'un 2. birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde belirtildiği üzere; “İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları” ve “İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları” kapsamında, idari yargı yerince çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Nitekim Uyuşmazlık Mahkemesinin 25.02.2019 tarihli ve 2018/820 Esas, 2019/117 Karar ve 28.05.2020 tarihli ve 2020/56 Esas, 2020/309 Karar sayılı kararları da bu doğrultudadır. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, asıl davanın davacılarının ve birleşen davanın davacılarının davalarının az yukarıda açıklanan gerekçelerle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. " gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda; davanın idari yargı yerince çözümlenmesi gerektiği," gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114/1-b ve 6100 sayılı Kanun'un 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine, 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesi gereğince İdare Mahkemelerinin görevli olduğuna karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın müvekkillerinin murisi tarafından 18.12.1969 tarihinde ...'dan "tapu mevzuatına" uygun olarak satın alındığını, dava konusu taşınmaz üzerine 5 katlı bina inşa ederek o tarihten bu yana muris ve müvekkilleri tarafından kullanıldığını, davanın 6292 sayılı Kanun kapsamına girdiğini, Hazine adına tescil edilmesi gerektiğini, Hazine adına tescil edildikten sonra aynı kanun kapsamında müvekkillere bedelsiz iadesi gerektiği hususunun adli mahkemenin görev ve yetki alanına girdiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6292 sayılı Kanun'un 7. maddesi gereğince bedelsiz iade talebine dayalı tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 732,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,22.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.