Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/6287 E. 2026/983 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6287
Karar No
2026/983
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/430 Esas, 2025/488 Karar KARAR : Esastan ret / Düzeltilerek yenide esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziosmanpaşa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/28 Esas, 2023/737 Karar

Taraflar arasındaki tapu kaydının hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul ili, ..., ... Mahallesi 1034 parsel numaralı 45850 m² miktarlı taşınmazda 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi gereği Kadastro Teşkilatınca 2013 yılında yenileme yapıldığını, davaya konu taşınmazın yeni parsel numarasının 1 33... parsel olarak ve yeni alanının da 45.474,29 m² olarak tescil edildiğini, 2013 yılında yapılan kadastro yenilemesinden kaynaklı olarak taşınmazın alanında 375,22 m²lik bir azalma olduğunu, 1 33... parselin 5/8 hissesinin ..., 3/8 hissesinin ... adlarına kayıtlı iken 02.04.2021 tarihinde satıldığını ilk hali 1034 parsel olan taşınmazın 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi gereğince yenilenmesinden kaynaklı yüz ölçümündeki azalıştan dolayı müvekkillerin uğradıkları zararının davalı idareden tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat koşulları oluştuğundan davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın yenileme çalışmaları sonrasında 1 33... parsel olarak ve yeni alanının da 45.474,29 m² olarak tescil edildiğini, 5/8 hissesinin ..., 3/8 hissesinin ... adlarına kayıtlı iken 02.04.2021 tarihinde satıldığını, 2013 yılında yapılan kadastro yenilemesinden kaynaklı olarak taşınmazın alanında 375, 71... 'lik azalmadan dolayı müvekkillerin uğradıkları zararın 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince tazmini talebinden ibaret olduğunu, davanın kısmen reddine dair karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması gerektiğini belirterek; usul ekonomisi, enflasyonist ekonomik koşullar, Kanal İstanbul Projesi ile oluşan değer artışı karşısında İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak talep ve ıslah beyanları doğrultusunda belirlenen bedelin ve bu bedele işletilecek yasal faiz de nazara alınarak davanın bu yönüyle kabulüne, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini, bu mümkün değilse yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın mahal mahkemesine gönderilmesini belirterek; istinaf başvurularının kabulü ile kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının uğradığını iddia ettiği zarar için açtığı davanın ve ıslahla talep edilen alacak zamanaşımı itirazları nedeniyle sona erdiğinden; davanın reddi gerekirken, kabulüne karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda zamanaşımını düzenleyen 72 nci maddesi uyarınca tazminat isteminin, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı itirazlarını tekrar ettiklerini, davanın 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesine dayanılarak açılan bir tazminat davası olduğunu, Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre Devletin sorumluluğundan söz edilebilmesi için, tapu sicilinin tutulmasında sicil muhafızı ya da memurun hukuka aykırı bir işleminin bulunmasının ve bununla beraber zararla sonuç arasında bir nedensellik bağının varlığı gerektiğini, devletin sorumluluğunu doğuracak uygun illiyet bağı olmadığını, devlete atfedilecek bir kusur bulunmadığından Hazine yönünden davanın reddi gerektiğini, uygun illiyet bağının aranmasının yanında ayrıca zarara uğrayanın kötüniyeti, yani sicildeki yolsuzluğu bilerek veya bilmesi gerekirken bir hukuki işleme girişmiş olması zarar ile sicilin yolsuz tutulması arasındaki uygun illiyet bağını keseceğinden, bu zarardan dolayı Devlet'in sorumluluğuna gidilemeyeceğini, bu sebeple bu hususların da araştırılması gerektiğini, İlk Derece Mahkemesinin kararının eksik inceleme üzerine kurulduğunu, hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkeme hükmünün kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince tazminat koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermiş ise de mahkemece verilen karar usul ve kanuna uygun olmadığı somut olayda, davacılar, tespit malikinin mirasçıları konumunda olup, taşınmaz yüzölçümünün düzeltilmesinden kaynaklı bir zararın varlığının söz konusu olmadığı tesis kadastrosunda kesinleşen taşınmaz çapında bir değişiklik bulunmadığı gibi davacıların fiilen tasarruf ettikleri yüzölçüm miktarında bir azalma bulunmadığı bir başka ifadeyle, kadastro paftasındaki sınırlar ile uygulama kadastro işlemi sonucu oluşan sınırların birebir örtüştüğü, sınırlar arasında herhangi bir değişiklik olmadığı, dolayısıyla taşınmaz maliklerinin, tespit tarihinden bu yana kesinleşen çapa bağlı olarak zeminde kullandığı taşınmazda fiilen bir yüz ölçüm kaybının olmadığı nazara alındığında, uygulama kadastro işlemi sonrasında bir zararın varlığından bahsedilmeyeceği dava konusu taşınmazdaki küçülme tesis kadastrosu sırasındaki teknolojik olarak ölçüm yetersizliğinden kaynaklanmakta olup küçülmenin tecviz sınırları içinde kaldığı, davacıların tespit malikinin mirasçıları olmaları hasebiyle, taşınmazın gerçek çap ve yüzölçüm miktarını bilebilecek durumda oldukları, 4721 sayılı Kanun'un 2 nci Maddesi kapsamında tazminat talebinde bulunmalarının, dürüstlük kuralına uygun düşmediği ve hukuken himaye görmelerini gerektiren bir durumlarının olmadığı anlaşıldığından mahkemece 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci madde hükmü yönünden tazminat koşullarının oluşmadığı bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek davanın kabulü gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihaî kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitlendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

22.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/6287, K. 2026/983, T. 22.01.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-6287-e-2026-983-k-4ee8743bd4e6