Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/6184 E. 2026/286 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6184
Karar No
2026/286
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2978 Esas, 2025/458 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/500 Esas, 2024/410 Karar

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın davalı Hazine yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı .............. yönünden reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın davalı Hazine yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine dair verilen karar kesinleşmiş olduğundan yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davalı ...........A.Ş. yönünden kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı ... A.Ş vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... A.Ş vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir.

Davalı ... A.Ş. vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 13.01.2026 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.

Duruşma günü davacılar vekili Avukat ..., davalı Hazine vekili Avukat ... ve davalı ... A.Ş. vekili Avukat... gelmişlerdir.

Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.

Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisleri ... ve ............'nin Ankara ili, ..., ...........-... (..........) Mahallesi 270 12... (eski 326) parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sonucunda maliki olduklarını, kadastro çalışmalarının ... Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin 1954/430 Esas, 1955/146 Karar sayılı kararı ile sonuçlandığını ve iş bu kararın 01.07.1979 tarihinde kesinleşerek müvekkilleri adına 26.07.1979 tarihinde tapuda tescil edildiğini, dava konusu taşınmaza 16.10.1951 tarihinde ve 1225 sayılı Ankara Valiliği İdare Kurulunca verilen Menafiiye Umumiye Kararı gereği kamu yararı kararı alınarak davalı ... A.Ş (o dönem ... Genel Müdürlüğü) tarafından telsiz ve alıcılar yerleştirilmek suretiyle dava konusu taşınmaza fiilen atıldığını, 221 sayılı Kanun'un 1 ve 4 üncü maddesi gereği 221 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 1961 yılından itibaren 2 sene içerisinde, 1956 yılından önce el atılan taşınmazlara ilişkin davaların açılması gerektiğini, bu süre hak düşürücü süre olarak nitelendirilmişse de bu maddenin kuralı ve istisnasının 1963 yılından sonra kadastro çalışmaları ile malik olanlara ilişkin olduğu, bu kişilerin dava hakkının malik olduğu tarih ile başladığını, fazlaya ilişkin dava ve ıslah hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 10.000.00 TL bedelin dava tarihinden itibaren kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiziyle birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın halihazırda Anayasa Mahkemesi arazisinde olduğunu, husumetin Maliye Hazinesine yöneltilmesi gerektiğini, usulüne uygun kamulaştırma yapıldığını, aynı davacılar tarafından aynı taşınmaza ilişkin olarak aynı taleple Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/524 Esas sayılı dosyasında dava açtıklarını, açılan davanın reddine karar verildiğini ileri sürerek açılan davanın önce usulden, Mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; ... Genel Müdürlüğünün 11.10.1951 tarihli yazısı üzerine Ankara Valiliği tarafından 16.10.1951 tarihinde eski 3 21... yeni 270 12... parselin kamulaştırılmasına karar verildiğini, kamulaştırma işleminin usul ve hukuka uygun yapıldığını, kamulaştırma bedelinin ödendiğini, Maliye Hazinesinin kamulaştırma işlemine taraf olmadığını, bu nedenlerle, haksız ve dayanaksız davanın öncelikle usulden, usulden reddedilmediği taktirde davanın esastan reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın davalı Hazine yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine dair verilen karar kesinleşmiş olduğundan yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davalı ... A.Ş yönünden kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... A.Ş vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davalı ... A.Ş vekili istinaf dilekçesinde özetle; kendilerine husumetin yöneltilemeyeceğini, husumetin Hazineye yöneltilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazın usulüne uygun olarak bedeli ödenerek kamulaştırıldığını, kamulaştırma işlemi sonrasında taşınmazın bir kısımının Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay Başkanlığı Binası yapılması amacıyla Hazineye devredildiğini, müvekkili şirketin özelleştirildiğini, kamulaştırma yapma yetkisinin de bulunmadığını bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, aksi kanaat hasıl olacak ise ... İşletmesi Genel Müdürlüğünün iki ayrı şirket olarak yapılandırılması öngörüldüğünden diğer şirket olan ........... A.Ş'nin de davalı yanında yer alması gerektiğini, davacılar ..., ..., ..........., ..., ............, ..., ... ve ... tarafından müvekkili şirket aleyhine aynı taleple Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/524 Esas, 2011/315 Karar sayılı kararı ile dava açıldığını, açılan davanın 221 sayılı Kanun uyarınca reddine karar verildiğini, verilen kararın Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2011/21040 Esas, 2012/7075 Karar sayılı kararı ile onandığını, davacıların karar düzeltme taleplerinin 2014/11197 Esas, 2014/18991 Karar sayılı kararı ile reddedildiğini ileri sürerek aynı taleple açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... Belediye Encümeninin 17.09.1992 tarihli ve 4908 sayılı kararı ile onaylanan ... nolu parselasyon planı uygulaması sonucunda davaya konu 326 parsel sayılı taşınmazdan 1729 m² düzenleme ortaklık payı kesintisi yapıldığı İmar Uygulaması Tahsis Cetveline göre, kalan kısmının 270 12... parsel sayılı imar parseline şuyulandırıldığı, yapılan bu imar uygulamasının 18.01.1993 tarihli ve 384 yevmiye nosu ile tapuya tescil edildiği, imar uygulaması sonucu oluşan dava konusu ... köyü 270 12... nolu ve 270 13... nolu imar parsellerindeki, gerek davacıların murislerinin payının gerekse diğer tapu kayıt maliklerinin paylarının Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1994/812 Esas, 1999/712 Karar sayılı kararı uyarınca ... Genel Müdürlüğü adına tapuya tesciline karar verildiği, bu kararın 09.11.2000 tarihinde kesinleştiği, davacıların murisinin.......... kızı .......... olduğu ve dosyada mevcut veraset ilamına göre kamulaştırma tarihi olan 1951 tarihinden önce 01.08.1917 yılında vefat ettiği, davacılar murisinin ve diğer tapu kayıt maliklerinin taşınmazdaki paylarının tamamının "Kamulaştırma" işlemi sonucunda ... Genel Müdürlüğü adına hükmen tapuya tescil edildiği, akabinde ... Genel Müdürlüğünün taşınmaz üzerindeki "Tam" oranındaki hissesinin 20.10.2006 tarihli ve ... yevmiye ile ... adına "Trampa" işlemi sonucunda tescil edildiğinin anlaşıldığı, dava konusu Ankara ili, ..., ... köyü ... mevkii 3 21... nolu kadastro parsellerinin ... Bölge Başmüdürlüğünün yazılı başvurusu ile Ankara Valiliği'nin 16.10.1951 tarihli 1295 sayılı kararnamesi ile kamulaştırmasının yapıldığı ve istimlak bedelinin de 1951 yılı içinde Ziraat Bankasına yatırıldığı, keşif sırasında yapılan incelemede, dava konusu edilen eski (pasif) 326 parsel sayılı taşınmazın ekli ölçekli krokide görüleceği üzere 270 12... nolu imar parseli içinde kaldığı, dava konusu edilen 326 nolu kadastro parselinin imar uygulaması sonucu şuyulandırıldığı 270 12... nolu imar parseli üzerinde Anayasa Mahkemesine ait yerleşkenin, hizmet binalarının/tesislerinin bulunduğu, davacılar murisine noter tebliği çıkartılmadığı kamulaştırma işleminin usulüne uygun yürütülmediği ve kesinleşmediği dosya içerisinde bulunan evraklardan anlaşılmış ise de dava konusu taşınmazın Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.11.2000 tarihinde kesinleşen 1994/812 Esas, 1999/712 Karar sayılı kararı uyarınca dava konusu taşınmazın davalı ... A.Ş. adına tescil edildiği davacılar murisi adına ..........Bankasına bloke edilen bedelin murise ya da davacılara ödendiğine dair bir belge bulunmadığı anlaşılmış olup, İdare adına tescil edilmiş taşınmaza ilişkin olarak açılan kamulaştırmasız el atma davasında değer; taşınmazın idare adına tescil edildiği tarih değerleme tarihi olarak esas alınmak ve o tarihteki nitelikleri gözetilmek suretiyle arsa niteliğindeki taşınmazın bedelinin tespit edilerek, tespit edilen bu bedelin .........Kurumu tarafından açıklanan ...Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) tablosundaki aylık değişim oranları esas alınmak suretiyle dava tarihi itibarıyla güncellenerek değer biçilmesinde ve davalı ... A.Ş den tahsiline dair kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... A.Ş vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davalı ... A.Ş vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Dava konusu Ankara ili, ..., ... Mahallesi 326 parsel sayılı taşınmazın ... Bölge Başmüdürlüğünün yazılı başvurusu ile Ankara Valiliği'nin 16.10.1951 tarihli kararı ile telsiz alıcı ve verici istasyonu kurulmak amacıyla kamulaştırıldığı, 326 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma tarihinde tapu kaydının itirazlı olduğu, ... Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinde verilen 28.04.1955 tarihli ve 1954/430 Esas, 1955/146 Karar sayılı kararı gereğince hükmen davacılar/murisleri adına tescil edildiği, kararın 01.07.1979 tarihinde kesinleştiği ve taşınmazın hükmen davacılar/murisleri adına 26.07.1979 tarihinde tescil edildiği, ... Belediye Encümeninin 17.09.1992 tarihli ve 4908 sayılı kararı ile onaylanan ... nolu parselasyon planı uygulaması sonucunda davaya konu 326 parsel sayılı taşınmazdan 1729 m²sinin düzenleme ortaklık payı olarak kesildiği, kalan kısmının 270 12... parsel sayılı imar parseline şuyulandırıldığı, yapılan bu imar uygulamasının 18.01.1993 tarihli ve 384 yevmiye nosu ile tapuya tescil edildiği, ... Genel Müdürlüğü tarafından Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1994/812 Esas, 1999/712 Karar sayılı dosyasında tapu iptal ve tescil davası açıldığı, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 38 inci maddesi uyarınca dava konusu taşınmazın ... Genel Müdürlüğü adına tapuya tesciline karar verildiği, bu kararın 09.11.2000 tarihinde kesinleştiği, ... Genel Müdürlüğünün taşınmaz üzerindeki "Tam" oranındaki hissesinin 20.10.2006 tarihli ve ... yevmiye ile ... adına "Trampa" işlemi sonucunda tescil edildiği anlaşılmıştır.

3. Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.09.2011 tarihli ve 2010/524 Esas, 2011/315 Karar sayılı kararı ile eldeki davanın davacıları ..., ..., ..., ..., ..., ... ve eldeki davacılar ... ve ... murisleri .........ile ... ve ... murisi....... tarafından 3 21... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin olarak davalı ... A.Ş ve davalı Hazine aleyhine aynı taleple dava açıldığı, açılan davanın 221 sayılı Kanun uyarınca reddine karar verildiği ve Dairemizin 17.04.2012 tarihli ve 2011/21040 Esas, 2012/7975 Karar sayılı kararı ile onanmasına karar verildiği, davacılar vekilinin karar düzeltme taleplerinin de reddine karar verilerek kararın kesinleştiği tespit edilmiştir.

4.Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2021/19 Esas, 2022/46 Karar sayılı kararı, 04.08.2022 tarihli ve 31913 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmış ve 04.05.2023 tarihi itibarıyla yürürlüğe girmiştir. Bu karar ile 05.01.1961 tarihli ve 221 sayılı Kanun’un; 1., 2., 3., 4., 5., 6., 7., 8. ve 9. maddeleri iptal edilmiştir. 2942 sayılı Kanun'un Geçici 4 üncü maddesiyle Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.02.2016 tarihli 2014/8-1084 Esas, 2016/158 Karar sayılı ve 25.05.2005 tarihli ve 2005/288 Esas, 2005/ 352 Karar sayılı kararı ile bu kararda sözü edilen Anayasa Mahkemesinin 09.12.1989 tarihli ve 1989/14 Esas, 1989/49 sayılı kararı ve 12.12.1989 tarihli ve 1989/11 Esas, 1989/48 Karar sayılı Kararları nazara alındığında Anayasa Mahkemesinin iptal kararının kazanılmış hakları etkilemeyeceği gözetilerek, 221 sayılı Kanun'un iptal edilmiş olmasının davacılara yeni bir dava açma hakkı bahşetmeyeceğinin kabulü gerekir.

5. 6100 sayılı Kanun'un 303 üncü maddesinde belirtildiği üzere; bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. Bir hüküm, davada veya karşılık davada ileri sürülen taleplerden sadece hükme bağlanmış olanlar hakkında kesin hüküm teşkil eder. Kesin hüküm, tarafların küllî halefleri hakkında da geçerlidir.

6. Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.09.2011 tarihli ve 2010/524 Esas, 2011/315 Karar sayılı kararının eldeki davada kesin hüküm teşkil ettiğinin ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararının kazanılmış hakları etkilemeyeceği gözetilerek, 221 sayılı Kanun'un iptal edilmiş olmasının davacılara yeni bir dava açma hakkı bahşetmeyeceğinin ve kesin hükmün varlığını ortadan kaldırmayacağının kabulü ile davanın kesin hüküm dava şartı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı ... A.Ş vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesinden verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Davalı ... A.Ş. kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince belirlenen 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... A.Ş.'ye ödenmesine,

Davalı ... A.Ş'den peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/6184, K. 2026/286, T. 13.01.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-6184-e-2026-286-k-ff1343792944