Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/5522 E. 2026/945 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5522
- Karar No
- 2026/945
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2971 Esas, 2025/562 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/614 Esas, 2024/335 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkin asıl ve birleştirilen davalarda yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekili dava dilekçelerinde özetle; dava konusu ...... ili, .....ilçesi, .......Mahallesi 917 58... parsel sayılı taşınmaza imar planında ... eğitim alanı olarak ayrılmak suretiyle el atıldığını, taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Asıl ve birleştirilen davalarda davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle husumet, süre, görev ve yetki başta olmak üzere ilk itiraz konusu unsurların ve dava şartlarının değerlendirilerek davanın usulden ve esastan reddi gerektiğini, dava konusu taşınmaza müvekkili idare tarafından fiili olarak el atılmadığını, imar planında eğitim alanı olarak ayrılan yerlerin kamulaştırma işlemlerinden imar planını yapmaya ve uygulamaya yetkili olan Belediye veya Valiliğin (İl Özel İdaresinin) sorumlu olduğunu, husumetin ilgili belediyeye yöneltilerek müvekkili idare yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, talep edilen tazminat bedelinin yüksek olduğunu, ıslah edilen kısım için ıslah tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiğini, davanın kabulü halinde 4721 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na (2942 sayılı Kanun) eklenen Ek Madde 4 uyarınca harç maktu olarak belirleneceğinden davacılar lehine hükmedilen vekâlet ücretinin de maktu olması gerektiğini ileri sürmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davaların kabulüne ve el atma tazminatının davalı idareden tahsil edilerek davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza müvekkili idare tarafından fiili olarak el atılmadığını, davacıların paylarının açık şekilde tespit edilemediğini, dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin yüksek olduğunu, emsal seçimi ve karşılaştırmasının kanunun aradığı şartlara uygun olarak yapılmadığını, imar planında eğitim alanı olarak ayrılan yerlerin kamulaştırma işlemlerinden imar planını yapmaya ve uygulamaya yetkili olan Belediye veya Valiliğin (İl Özel İdaresinin) sorumlu olduğunu, husumetin ilgili belediyeye yöneltilerek müvekkili idare yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, uzlaşma dava şartı yerine getirilmeden açılan davanın reddine karar verilmesini, ıslah yoluyla arttırılan kısım için ıslah tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmaza fiilen el atılmadığından 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 4 uyarınca maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın 2012 yılı onay tarihli imar planında eğitim tesis alanı olarak ayrıldığı, yapılan keşif sonucu taşınmaz üzerinde ayrılma amacına uygun herhangi bir yapı ve tesisin bulunmadığı, bu yönüyle davalı idare tarafından fiilen el atma olgusunun gerçekleşmediği anlaşılmış ise de uzun yıllar programa alınmayan imar planının hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı idarece, pasif ve suskun kalınmak ve işlem tesis edilmemek suretiyle taşınmaza müdahale edildiği; bu haliyle idarenin mülkiyet hakkının özüne dokunan ve onu ortadan kaldıran bu eylemi ile kamulaştırmasız el koyma olgusunun gerçekleştiğinin kabulü gerektiği, kamulaştırmasız el koyma olgusunun varlığının doğal sonucu, idarenin hukuka aykırı eylemiyle mülkiyet hakkı engellenen taşınmaz mal sahibi davacının, dava yoluyla kamulaştırmasız el koyma hükümleri doğrultusunda mülkiyetin bedele çevrilmesini, eş söyleyişle idareden değer karşılığının verilmesini isteyebileceğinin açık olduğu, bu itibarla arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değerinin tespit edilip faizi ile birlikte davalı idareden tahsiline, taşınmazdaki davacılar payının iptali ile Hazine adına tesciline dair kararda, her ne kadar alınan teknik bilirkişi raporunda dava konusu taşınmaz üzerinde ......... Sokak olarak asfalt yol bulunduğu belirtilmiş ve daha önce Dairelerine intikal etmiş paydaş dosyalarında yolun sorumluluğunun Keçiören Belediye Başkanlığına ait olduğu belirtilmiş ise de söz konusu yolun bariyerlerle kapalı olduğu, halkın kullanımına ait olmadığı, gerek bu dosyada gerekse Dairelerinin 2023/2631 Esas sayılı dosyasında tespit edildiği, paydaşa ait Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2023/5068 Esas sayılı kararı ile onanarak kesinleşen bedel de gözetildiğinde, ayrıca bazı davacıların payı raporda yazılmamış ise de Dairelerince getirtilen tapu kayıtlarındaki paylar ve dosya içindeki mirasçılık belgeleri incelendiğinde yapılan pay hesaplamasının doğru olduğu ve davacılardan ...’ın 09.10.2024 tarihinde vefat ettiği, ancak adı geçenin ölümünden önce karar ve istinaf tebliğinin usulüne uygun şekilde yapıldığı, istinaf süresinin de geçtiği, Anayasa Mahkemesinin 13.11.2014 tarihli ve 2013/95 Esas, 2014/176 Karar sayılı 04.11.1983 tarihinden sonraki döneme ilişkin el atmalarda nispi vekâlet ücretine hükmedilmesine dair kararı ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13 üncü maddesi birinci bendinde yer alan " Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. " şeklindeki düzenleme dikkate alınarak hükmedilen bedel üzerinden nispi vekâlet ücreti takdirine karar verildiği de dikkate alındığında, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı tapu malikleri ile davalı idare arasında kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili hususundadır.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında eğitim tesisleri alanı olarak planlanan dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesi ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında eğitim tesis alanında kalan taşınmazın bedelinin alınan rapor uyarınca davalı idareden tahsiline karar verilmesi yerindedir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve istinafta ileri sürülmeyen sebeplerin temyiz aşamasında ileri sürülemeyeceği kuralına göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
4. Buna karşın, dava konusu taşınmazın 25.03.2025 tarihinde imar uygulaması ile pasife alınıp aynı yer 917 58... parsel sayılı taşınmaz olduğu, taşınmazın yüzölçümü ile davacıların hissesinin aynı olduğu anlaşılmış olup yeni parsel numarası üzerinden tescil kararı verilmesi gerekmektedir.
5. 26.11.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 7421 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 4 ile ''Bu Kanun kapsamında açılan davalarda verilen bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçları, davalı idare tarafından ödenmek üzere maktu olarak belirlenir." hükmü ve Dairemizin yerleşik uygulamaları gereği maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, davalı idare vekilinin temyiz itirazının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (A), (B) ve (C) bentlerinin (2) numaralı alt bentlerinde yer alan "6" sayılarının hükümden çıkartılması, yerlerine ayrı ayrı "11" sayısının yazılması, hüküm fıkrasının (D) bendinin (3) numaralı alt bendinde yer alan "324.073,99" sayısının hükümden çıkartılması, yerine "17.900,00" sayısının yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.