Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/5483 E. 2026/943 K. – Kamulaştırmasız
Konu: Kamulaştırmasız El Atılan Taşınmaz Bedelinin Tahsili
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5483
- Karar No
- 2026/943
- Karar Tarihi
- Konu
- Kamulaştırmasız El Atılan Taşınmaz Bedelinin Tahsili
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/312 Esas, 2025/380 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/165 Esas, 2023/679 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu ......... ili, ..., ... Mahallesi 253 86... parsel sayılı taşınmaza imar planında özel sosyo-kültürel tesis alanı olarak ayrılmak suretiyle el atıldığını belirterek taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların bir kısmının güncel tapu kaydında malik olarak gözükmediğini, bu davacılar yönünden aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, davacı ... yönünden ise taşınmazın imar parseli haline dönüştürülerek yapılaşma olanağının tanınması nedeniyle davayı açmakta hukuki yarar yokluğu davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, taşınmazın imar planında kamu kullanımından çıkartılarak özel mülkiyet kullanımına açık olan özel sosyo-kültürel tesis alanına dönüştürüldüğünü, dolayısıyla davacıların mülkiyet hakkına hukuken müdahale edildiğinden söz edilemeyeceğini, davanın esastan reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve el atma tazminatının davalı idareden tahsil edilerek davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza müvekkili idare tarafından fiili veya hukuki olarak el atılmadığını, bu nedenle müvekkili idare yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini, taşınmazın dava dışı paydaşlarından biri tarafından uygulama imar planına karşı Ankara 12. İdare Mahkemesinde açılan iptal davası sonucunda verilen iptal kararının kesinleşerek taşınmazın plansız alanda kaldığını, davacıların davayı açmakta menfaatleri kalmadığından hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin yüksek olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın son onaylı 2012 tarihli 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında özel sosyo-kültürel tesis alanı olarak ayrıldığı, yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporuna göre üzerinde plana uygun herhangi bir yapı veya tesisin bulunmadığı, kamuya özgülenme durumunun devam ettiği, imar planlarının onay tarihi dikkate alındığında makul süre içinde imar planına uygun herhangi bir işlem tesis edilmediğinden kamulaştırmasız el atma olgusunun gerçekleşmiş olduğunun kabulü gerektiği anlaşılmış olup, taşınmazın yakınında bulunan parsellere ilişkin açılan davalarda tespit edilen bedellerin Daire denetiminden geçtiği ve Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin kararları ile de onanarak kesinleştiği ve güçlü delil niteliğinde olduğu da dikkate alındığında, arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değerinin tespit edilip davalı idareden tahsiline davacı taraf payının iptali ile davalı idare adına tapuya tesciline dair kararda, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı tapu malikleri ile davalı idare arasında kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili hususundadır.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi ve alınan rapor uyarınca bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi yerindedir.
3. Dosya kapsamında yer alan fen bilirkişi raporu uyarınca keşif tarihi itibarıyla dava konusu taşınmaza fiilen el atılmadığı, 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında "özel sosyo-kültürel tesis alanı" olarak ayrıldığı ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) Ek Madde1'i uyarınca hukuken el atıldığı anlaşılmakla, 26.11.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 7421 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 4 ile "Bu Kanun kapsamında açılan davalarda verilen bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçları, davalı idare tarafından ödenmek üzere maktu olarak belirlenir." hükmünün getirildiği gözetildiğinde, Dairemizin yerleşik uygulamaları maktu harca tabi davada maktu vekâlet ücretine hükmedilmemesi bozmayı gerektirir ise de; vekâlet ücreti hususu kamu düzeni gereğince resen gözetilecek hususlardan olmayıp, davalı idare vekilinin gerek istinaf gerekse temyiz dilekçesinde bu hususa ilişkin bir başvurusu bulunmadığından, bu husus bozma nedeni yapılmamış eleştirilmekle yetinilmiştir.
4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davalı idareden peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.