Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/18077 E. 2026/10301 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/18077
- Karar No
- 2026/10301
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2299 Esas, 2025/3263 Karar KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara Batı 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/165 Esas, 2024/207 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili ve ecrimisile ilişkin asıl ve birleştirilen davalarda yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davacılar vekilince İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulmadığı gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesince yeniden kurulan hükümde davacılar aleyhine düzeltilen hususlarla sınırlı olarak temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili dava dilekçelerinde özetle; dava konusu Ankara ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 242 parsel sayılı taşınmaza kamulaştırma yapılmaksızın yol ve yeşil alana tahsis edilmek suretiyle fiilen el atıldığını ileri sürerek kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin ve ecrimisilin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Asıl ve birleştirilen davada davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; 1/50 00... /25000 arasındaki her ölçekte Nazım İmar Planını yapmak, yaptırmak ve onaylayarak uygulamak görevinin ... Belediye Başkanlığına ait olduğunu, bu nedenle husumetin ... Belediye Başkanlığına yöneltilmesi gerektiğini, imar düzenlemesi gereği düzenleme ortaklık payı olarak yapılan kesintinin dava konusu edilemeyeceğini, dava konusu taşınmaz üzerinde yer alan genişliği 12 metre ve üzerindeki yollardan ... Belediye Başkanlığının sorumlu olduğunu, bu nedenle adı geçen belediyenin davaya dahil edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davaların kabulüne ve el atma tazminatı ile ecrimisilin davalı taraftan tahsil edilerek davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz üzerinden geçen yolların genişliği hesaplanmaksızın müvekkili idarenin sorumlu olduğuna karar verildiğini, 12 metre ve üzerindeki genişliğe sahip olan yollardan ... Belediye Başkanlığının sorumlu olduğunu, dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin yüksek olduğunu, ecrimisil hesaplamasının emsal kira sözleşmesi ve somut delil sunulmadan yapıldığını, el atma tarihi 04.11.1983 tarihi öncesi olduğundan 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun (2942 sayılı Kanun) Geçici 6 ncı maddesi uyarınca maktu harca ve vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ecrimisil bedeli olarak belirlenen miktardan her bir davacının payına düşen bedel İlk Derece Mahkemesi karar tarihi itibari ile istinaf kesinlik sınırı altında kaldığından, davalı idarenin istinaf dilekçesinin bu istem bakımından reddine karar verildikten sonra el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemi yönünden yapılan istinaf itirazlarının esas bakımından incelenmesine gelindiğinde, dava konusu taşınmazın öncesinde 3.250 m² senet alanlı iken 1967 yılında onaylanan 23 numaralı parselasyon planı ile uygulamaya alınarak 2.283 m²lik bölümünün muhtelif imar ada ve parsellere şuyulandırıldığı, 761 m²lik kısımın yola terk olarak, 206 m²lik bölümünün ise yeşile ayrılarak maliklerinin uhdesinde bırakıldığı ve 16.03.1968 tarihinde planın kesinleşerek tapuya tescilin sağlandığı, daha sonra Belediye Encümeninin 06.03.1973 tarihli ve 124 sayılı kararı ile onaylanıp 1974 yılında kesinleşen 47 numaralı parselasyon planı ile yol ve yeşile ayrılan toplam 967 m²nin uygulamaya alınarak 761 m²nin diğer cetvel olarak gösterilip 51 m²si yola terk olarak ayrılıp, kalan kısmın imar parseline şuyulandırıldığı, 23... numaralı planlar ile yola terk olarak ayrılan toplam 812 m²nin maliklerin uhdesinde bırakıldığı ve halen tapuda malikleri adına yaşamaya devam etmekle birlikte imar adaları arasında fiilen yol olarak kullanıldığının anlaşıldığı, davalı idare vekili dava konusu taşınmazın 6785 sayılı İmar Kanunu'nun (6785 sayılı Kanun) 42 nci maddesi uyarınca yola terk edildiğini, düzenleme ortaklık payı karşılığı olduğunu savunmuş ve davanın reddini talep etmiş ise de, aynı yerde bulunan ve aynı parselasyon planları ile işlem gören dava dosyalarındaki belgeler ile sabit olduğu üzere, dava konusu taşınmazın ilk kez 1967 yılında onaylanan 23 numaralı parselasyon planı uyarınca uygulamaya alındığı, uygulama sonucu tapuya tescilin yapıldığı ve kesinleştiği 1968 yılı itibarıyla 6785 sayılı Kanun'un 42 nci maddesinin Anayasa Mahkemesinin 22.11.1963 tarihli ve 1963/65 Esas, 1963/278 Karar sayılı kararı ile iptal edilerek 14.01.1964 tarihli 11606 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiği ve 42 nci maddeyi yeniden düzenleyen mer'i 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18 inci maddesi benzeri düzenlemeyi içeren 1605 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 20.07.1972 tarihine kadar zayiat ya da düzenleme ortaklık payı adı altında yapılan kesintilerin yasal dayanağı kalmadığı gibi taşınmazda yapılan kesintinin zayiat adı altında değil yola terk olarak ayrıldığı da dikkate alındığında 761 m²nin bedelinin ödenmesi gerektiği gibi, yeşile ayrılan 206 m²lik kısım 1973 yılında onaylanarak 1974 yılında kesinleşen 47 numaralı planla ikinci kez uygulamaya alınarak 51 m²si o tarihte yürürlükte bulunan 1605 sayılı Kanun ile değişik 6785 sayılı Kanun'un 42 nci maddesi uyarınca yola terk olarak ayrılmış ise de ilk uygulama sonucu taşınmazın bu bölümünün imar parseli haline dönüştüğü 42 nci maddenin (b) bendinin beşinci fıkrası uyarınca ikinci kez düzenleme ortaklık payı adı altında yasal bir kesinti yapılamayacağı amir hükmü karşısında 51 m²nin de bedeline hükmedilmesi gerektiğinden bu yöndeki savunmaya itibar edilmediği gibi, dava konusu taşınmazın yola terkinine ilişkin imar planlarının ... tarafından yapıldığı, yola terk edilmekle taşınmazlara o tarihte el atıldığı belirli olmakla ... ilçesinin Büyükşehir Belediyesi sınırları dışında kaldığı dönemde gerçekleşen işlemler nedeniyle bütünü ile davalı ... Başkanlığının sorumlu olduğunun değerlendirildiği, zira aynı gerekçelerle davalı idare aleyhine açılan davaların kabulüne dair kararların Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiklerinin de dikkate alındığı, taşınmazın arsa niteliğinde kabulü ile emsal karşılaştırması yapılıp değerinin tespit edilerek davalı idareden tahsiline dair kararda bir isabetsizlik bulunmadığından bu yönlere ilişkin istinaf sebeplerinin yerinde görülmediği, ancak dava konusu taşınmazda davacılar murisi malik olup tapuda intikallerin de gerçekleşmediği, dosyada mevcut veraset ilamına göre mirasçıların tamamının davacı olduğu da dikkate alınarak muris payının yol olarak terkinine karar verilmesi gerekirken infazda tereddüte yol açacak şekilde terkin kararı verilmesinin ve el atma tarihi itibari ile maktu yerine, nispi vekâlet ücretine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; yargılamanın uzun sürmesi sebebiyle dava konusu taşınmaz için belirlenen bedel ile ecrimisilin düşük kaldığını ileri sürmüştür. 2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, temel olarak davacı tapu malikleri ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili ile ecrimisil istemi hususundadır.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi ve alınan rapor uyarınca bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi yerindedir.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve istinafta ileri sürülmeyen sebeplerin temyiz aşamasında ileri sürülemeyeceği kuralına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.