Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/12 E. 2026/10298 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/12
Karar No
2026/10298
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2087 Esas, 2025/3488 Karar KARAR : Ret/ Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: İzmir 10. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/466 Esas, 2025/104 Karar

Taraflar arasındaki hukuki el atmanın önlenmesi, mümkün olmadığı takdirde kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında yapılan yargılama sonunda hukuki el atmanın önlenmesi talebinin reddine, tazminat talebinin davalı ... yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, davalı ... yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı ve davalı ... vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun feragat nedeniyle reddine, davalı ... vekilinin başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu İzmir ili, Buca ilçesi, ... Mahallesi 6 58... parsel sayılı taşınmaza 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında kısmen yol, kısmen belediye parkı ve su kuyuları koruma alanı olarak ayrılmak suretiyle el atıldığını belirterek öncelikle hukuki el atmanın önlenmesi, mümkün olmadığı takdirde kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin davalı idarelerden tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; el atmayı kabul anlamına gelmemek üzere görev, yetki ve sorumluluğun ilçe belediyesine ait olduğunu, dava konusu taşınmazın 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında "Belediye Parkı Su Kuyuları Koruma Alanı ve 17 metrelik Taşıt Yolu" kullanım kararında kaldığını ve bu planın yürürlükte olduğunu, parselin 4. ve 10. Beş Yıllık İmar Programlarına alındığını, ancak onama süreçlerinin devam ettiğini, davanın usulden, olmadığı takdirde esastan reddini, aksi kanaate varılması halinde ise taşınmaz üzerindeki tüm takyidatların bedele yansıtılması ile taşınmazın takyidatlardan ari olarak müvekkili Belediye lehine terkini gerektiğini ileri sürmüştür.

2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça aynı taşınmaza ilişkin daha önce açılmış üç adet dava bulunduğunu, dava konusu taşınmazın kamulaştırma yetki ve sorumluluğunun müvekkili idarede olmadığı gibi müvekkili idare tarafından fiili olarak el atılmadığını, bu nedenle müvekkili idare yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilerek husumetin ... ile ... Genel Müdürlüğüne yöneltilmesini, taşınmazın metrekare birim bedelinden %45 oranında düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılması gerektiğini ileri sürmüştür.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hukuki el atmanın önlenmesi talebine ilişkin davanın reddine, tazminat talebine ilişkin davalı ... yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, davalı ... yönünden davanın kabulüne ve el atma tazminatının davalı idareden tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı ... vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın metrekare birim bedelinden en yüksek oran olan %45 oranında düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, taşınmazın fiilen el atılan kısmına ilişkin 2012 yılında açılan davada %40 oranında düzenleme ortaklık payı kesintisi yapıldığını, taşınmazın yakın çevresinde belediyece uygulanan düzenleme ortaklık payı kesinti oranının araştırılması gerektiğini, emsal seçimi ve karşılaştırmasının kanunun aradığı şartlara uygun olarak yapılmadığını, emsalin dava konusu taşınmazla benzer nitelikte olmadığı gibi satışının da eski tarihli olduğunu, dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin düşük olduğunu ileri sürmüş; ancak sonradan verdiği dilekçe ile istinaf başvurusundan feragat ettiğini belirtmiştir.

2. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; el atmanın hangi kurum tarafından ne zaman yapıldığının tespit edilmesi ve imar planına göre kamulaştırma sorumluluğunun hangi kurumda olduğu belirlenerek sorumlulukları ölçüsünde hüküm kurulması gerektiğini, emsal seçimi ve karşılaştırmasının kanunun aradığı şartlara uygun olarak yapılmadığını, dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin yüksek olduğunu, tapu kaydında yer alan 2.519 m² fazlalık şerhinin tazminat hesaplamasında dikkate alınması gerektiğini, davacının müvekkili idareye yönelttiği hukuki el atmanın önlenmesi talebinin reddine karar verildiği hâlde, müvekkili idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmediğini, 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na (2942 sayılı Kanun) eklenen Ek Madde 4 uyarınca maktu harca hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekili dosyaya sunduğu 18.08.2025 UYAP kayıtlı dilekçesi ile istinaf talebinden feragat ettiğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 349 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerektiği, davalı ... vekilinin istinaf talebi açısından yapılan incelemede; dava konusu 11.110,00 m² alanlı taşınmazın 780/11110 hissesinin davacı ... adına kayıtlı olduğu, yerinde yapılan inceleme ve tetkiklere göre dava konusu taşınmazın bir kısmına asfalt yol yapılarak fiili el atıldığı, 11.110,00 m² alanlı taşınmazın fiili olarak el atılan 78,00 m²lik kısmı yönünden İzmir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/239 Esas sayılı dosyası ile karar verildiği ve kararın Yargıtay onama kararı ile kesinleştiği, 78,00 m²lik kısım dışında dava konusu yapılan alanda fiili bir el atmanın bulunmadığı ve ... tarafından yapılan imar planı ile 09.08.2012 tarihli ve 01.556 sayılı Encümen kararı ile "1/1000 ölçekli Uygulamalı İmar Planında Kısmen Belediye parkı ve Su kuyuları kısmen de 17 metrelik yolda kalmasından" dolayı işbu taşınmaz kısmı bakımından hukuki el atmanın var olduğunun görüldüğü, 2942 sayılı Kanun'un Ek 1 inci maddesine 16.11.2022 tarihli ve 7421 sayılı Kanun ile son cümle olarak "Bu süre içinde belirtilen işlemlerin yapılmaması halinde, taşınmazların malikleri tarafından mülkiyet hakkından kaynaklı bedele ilişkin açılacak davalar adli yargıda görülür" hükmü eklendiği, dava konusu taşınmazın 2012 yılından beri devam eden kısıtlılık durumunun sorumlu idarece makul süre içinde giderilmediği anlaşıldığından, taşınmaza kamulaştırmasız el atıldığı kabulünün yerinde olduğu, dava konusu taşınmazın belediye cevabi yazısında arsa olarak nitelendirilmesinin doğru olduğu, bilirkişi raporunda dava konusu taşınmaza yakın konumda yer alan İzmir ili, Buca ilçesi, ... Mahallesi 103 89... parselin emsal alındığının görüldüğü, emsal olarak alınan taşınmaza ilişkin eksik evraklar Mahkemesince tamamlanarak rapor denetimi yapılmış olup, dava konusu taşınmazın emsalin 1,20'si oranında değerli olduğunun tespit edildiği, dava konusu taşınmazın olduğu gibi bırakılmış kadastral parsel, emsal alınan taşınmazın ise imar parseli olması nedeniyle dava tarihi itibarıyla %45 oranında düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılarak sonuca gidilmesi ve metrekare birim fiyatının 10.813,00 TL/m² olarak tespitinin yerinde olduğu, davanın açıldığı 2023 yılı itibarıyla dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazın emlak vergisine esas rayiç değerleri ile bilirkişi raporunda yapılan değerlendirme arasında mübayenet bulunmadığı, dava konusu taşınmaz ile benzer özellikteki Kızılçullu Mahallesi 5 62... parsel sayılı taşınmaz açısından 2018 yılı itibarıyla belirlenen 2.644,00 TL/m² birim fiyatının Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2021/10329 Esas, 2022/3861 Karar sayılı kararı ile uygun görüldüğü nazara alındığında hükme esas alınan raporda bir olumsuzluk görülmemiş olup, davalının bedele yönelik istinaf taleplerinin yerinde bulunmadığı, dava dilekçesindeki talep doğrultusunda taşınmazın Hazine fazlalığı dışındaki kısmı üzerinden değer tespiti ve dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesinin doğru olduğu, dava konusu taşınmaza fiili olarak el atılmadığından harç ve vekâlet ücretinin maktu olarak belirlenmesinin yerinde olduğu, 6100 sayılı Kanun'un "Yargılama Giderlerinden Sorumluluk" başlıklı 326 ncı maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır." şeklindeki düzenlemenin kamulaştırmasız el atma sebebine dayalı tazminat davaları yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 30.11.2023 tarihli ve 2023/101 Esas, 2023/207 Karar sayılı kararının 18.01.2024 tarihli ve 32433 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandığı gözetilerek reddedilen kısım bakımından davalı ... lehine vekâlet ücretine hükmedilmemiş olmasının doğru olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun feragat nedeniyle reddine, davalı ... vekilinin başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş; ayrıca hukuki el atma iddiasına dayalı davanın idari yargı mercilerinde görülmesi gerektiğinden görevsizlik nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, temel olarak davacı tapu maliki ile davalı idareler arasındaki hukuki el atmanın önlenmesi, mümkün olmadığı takdirde kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili hususundadır.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi ve alınan rapor uyarınca bedelinin davalı ... Başkanlığından tahsiline karar verilmesi yerindedir.

3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve istinafta ileri sürülmeyen sebeplerin temyiz aşamasında ileri sürülemeyeceği kuralına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davalı ... tarafından peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2026/12, K. 2026/10298, T. 04.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2026-12-e-2026-10298-k-1eabee88bb5d