Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/440 E. 2026/1800 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/440
Karar No
2026/1800
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/440 KARAR NO : 2026/1800

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06/02/2026 NUMARASI : 2025/655 Esas - 2026/119 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 03/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 03/09/2026

Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında ticari ilişkinin bulunduğu, bu kapsamda müvekkilinin davalı şirketten mal satın aldığı, aralarındaki anlaşma gereğince müvekkilinin önceden çek, senet ve nakit olarak ödeme yaptığı, davalının ise malları teslim ettiği, müvekkili firmanın ön ödeme yaptığı, ancak davalı firmanın parasını almasına rağmen müvekkiline mal vermediği gibi fazla aldığı bedeli de iade etmediği, bu kapsamda müvekkili tarafından davalı hakkında icra takibi başlatıldığı, ancak davalının haksız itirazı nedeniyle icra takibinin durduğundan bahisle davalının itirazının iptaline, icra takibinin devamına ve %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça iddia edildiği gibi müvekkili şirket tarafından fazla bedel tahsil edilmesi ve bunun iade edilmediği hususunun gerçeği yansıtmadığı, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında her bir sipariş ve ödeme işleminin açıkça belirlendiği, tüm ödemelerin davacı tarafın onayı ve bilgisi dahilinde olduğu, davacı tarafça ön ödeme yapılmasına rağmen mal tesliminin yapılmadığını iddia ettiği, ancak bu iddianın hangi tarihi ve süreyi kapsadığının belirtilmediği, davacı tarafça herhangi bir hukuki prosedürün yerine getirilmeden doğrudan icra takibi başlattığından bahisle açılan davanın reddine ve %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "...,Davanın; İİK 67.maddesi gereğince açılmış itirazın iptali davası olup, davanın bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmış olduğu, Taraflar arasındaki ihtilafın takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan takibe konu edilen miktar kadar alacaklı olup olmadığı noktasında toplandığı, Torbalı İcra Müdürlüğü'nün 2025/4829 Esas sayılı icra takip dosyasının bir sureti getirtilmiş olup, incelenmesinden, davacı tarafça, davalı aleyhinde, 16.06.2025 tarihinde 416.640,00 TL üzerinden ilamsız icra takibinin başlatıldığı , davalı borçlunun icra takip dosyasına sunmuş olduğu borca itiraz dilekçesi kapsamında takibin durduğunun anlaşıldığı, Mahkememizce yapılan yargılama sırasında davalıya HMK 222.maddesi gereğince ticari defter ve kayıtlarının mahkememize ibraz edilmesi veya yerinin bildirilmesi açısından düzenlenen meşruhatlı davetiyenin davalı tarafa 26.11.2025 tarihinde tebliğ edildiği, verilen kesin süreye rağmen davalı tarafça ticari defterlerin yerinin bildirilmediği ve ibraz edilmediğinin tespit edildiği, Mahkememizce yapılan yargılama sırasında davacı tarafa ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, mali müşavir bilirkişi ..... tarafından düzenlenen rapordan ; davacı tarafın incelemeye esas olan 2024 ve 2025 yılı ticari defterlerinin e-defter şeklinde olduğu, ticari defterlerin usulüne uygun olarak tutulduğu ve birbirini doğrulayacak şekilde istikrarlı olduğu, davacı tarafa ait ticari defter ve kayıtlarda 02.06.2025 icra takip tarihi itibariyle davalının davacıya 416.644,34 TL borçlu olduğunun kayıtlı olduğunun tespit edildiği, Tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda alınan bilirkişi raporu, tüm dosya kapsamı belgelerin birlikte değerlendirilmesi ile, davalıya usulüne uygun ihtarata rağmen ticari defter ve kayıtlarını mahkememize sunmadığı ve bulunduğu yeri bildirmediği, 6100 sayılı HMK'nın 222/3. maddesi uyarınca usulüne uygun yapılan ihtarata rağmen defter ve kayıtlarını sunmayan davalının davacının defter kayıtlarının aksini ispat etmesi gerektiği, davalının dosya kapsamı itibariyle herhangi bir ispat vasıtası sunmadığı, bu halde davalının karşı ispat yükümlülüğünü yerine getirmediği, davacıya ait incelenen ticari defter ve kayıtların davacı lehine delil teşkil ettiği ve ticari defter ve kayıtların usulüne uygun olarak tutulduğu, davacı tarafa ait ticari defter ve kayıtlarında davalı tarafa ilişkin işlemlerin 320-35-0686 kodlu Satıcılar hesabının 01.01.2025 açılış fiş kaydı ile davalı tarafın 416.644,34 TL borç bakiyesi kaydının bulunduğu, davacı tarafa ait ticari defterler ve kayıtlar kapsamında icra takip tarihi itibariyle davalının davacıya 416.644,34 TL borçlu olduğunun kayıtlı olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla davanın kabulüne, Torbalı İcra Dairesi'nin 2025/4829 Esas sayılı icra takip dosyasında davalının itirazının iptali ile icra takibinin aynen devamına, likit olduğundan kabul edilen kısım üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur," gerekçesi ile; Davanın KABULÜNE, Torbalı İcra Dairesi'nin 2025/4829 Esas sayılı icra takip dosyasında davalının itirazının iptali ile icra takibinin aynen devamına, Kabul edilen kısım olan 416.640,00 TL üzerinden hesaplanan 83.328,00 TL %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, "şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin gerekçeli kararında, müvekkili şirkete ticari defterlerin ibrazı için kesin süre verildiği ve meşruhatlı davetiye tebliğ edildiğinin iddia edildiğini, ancak 21/11/2025 tarihli duruşma zaptı incelendiğinde; mahkemenin davacı vekili için doğrudan kesin süre ve ihtarat kurduğu, müvekkili şirket yönünden ise yalnızca "meşruhatlı davetiye çıkartılmasına" karar verdiğinin görüldüğünü, müvekkili şirketin ticari kayıtlarını yargı denetiminden kaçırma gibi bir kastının bulunmadığını, nitekim; müvekkilinin İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2025/865 Esas sayılı bir başka dosyasında, mahkemenin ara kararı uyarınca ticari defterlerin bulunduğu adres bilgilerinin 27/02/2026 tarihinde delil dilekçesi ile ilgili mahkemeye sunulduğunu, bu durumun, müvekkilinin defterlerinin ulaşılabilir olduğunu ve her türlü adli incelemeye açık tutulduğunu tartışmasız bir şekilde ispatladığını, huzurdaki dosyada defterlerin incelenememiş olmasının tek sebebinin, yerel mahkemenin usulüne uygun bir inceleme süreci işletmemiş olması olduğunu, somut olayda bilirkişinin yalnızca davacı defterlerini incelediğini, davalı defterlerinin değerlendirilmediğini, buna rağmen kesin borç tespitinin yapıldığını, tek taraflı kayıt incelemesi ile borcun sabit kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ispat yükünün yer değiştirmediğini, teslimatın yapılmadığını ispat külfetinin davacıda olduğunu, yerel mahkemece alacağın likit olduğu gerekçesiyle %20 icra inkar tazminatına hükmedildiğini, oysa taraflar arasındaki uyuşmazlığın mal teslim edilip edilmediği ve hesap bakiyesi noktalarındaki yargılamayı gerektiren bir ihtilaf olduğunu, alacak miktarının likit olmayıp, ancak yargılama neticesinde saptanabileceğini, bu nedenle, yasal şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin kabulünün de usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Mahkemece verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edildiği, davalı vekilinin 22/07/2026 tarihli dilekçesi ile istinaf başvurusundan feragat ettiği görülmüştür. Davalı vekilinin Torbalı 6. Noterliğinin 07/02/2020 tarihli ve 01004 yevmiye numaralı vekaletnamesinin incelenmesinde; kanun yollarından feragat etmeye yetkili olduğu görülmüştür. Bu durum karşısında, 6100 sayılı HMK’nın 349. maddesi gereğince istinaf başvurusunun feragat nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 349. maddesi uyarınca FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE, 2-Davalının yatırmış olduğu; a-2.002,00 TL istinaf kanun yolu başvuru harcının üzerinde bırakılmasına, b-7.115,16 TL istinaf nispi karar harcının istemi halinde davalıya ödenmesine, 3-İstinaf eden davalının yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına ücreti vekalet takdirine yer olmadığına, 5-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve yargılama giderlerinin iadelerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 03/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/440, K. 2026/1800, T. 03.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-440-e-2026-1800-k-ddc1033b424d