Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/98 E. 2026/1500 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/98
- Karar No
- 2026/1500
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/98 KARAR NO : 2026/1500
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09/10/2025 NUMARASI : 2024/604 Esas - 2025/645 Karar
DAVACI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... - ... DAVALI : ... (T.C. NO:...) - ... VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVA : Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 20/09/2024 KARAR TARİHİ : 10/09/2026 KR. YAZIM TARİHİ : 10/09/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Sakarya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/366 E - 2009/178 K sayılı dosyası ile Asit Sanayi A.Ş.'nin tasfiyesine karar verildiğini, Tasfiye memuru tarafından yapılan tasfiye işlemlerinde ... isimli hissedarın payının dikkate alınmaması sebebiyle ... tarafından Asit Sanayi A.Ş.'nin ek tasfiyesi için dava açıldığını, Sakarya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/505 esas (eski 2013/219 Esas) sayılı dosyasında ek tasfiyeye karar verildiğini ve atanan ek tasfiye memuru tarafından ...'a isabet eden ancak diğer hissedarlara ödenen (toplam 418.539,70 TL'nin) payları gösterir bilirkişi raporu hazırlandığını, bu rapor doğrultusunda davalıya 19/01/2023 tarihinde Beşiktaş 11. Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderilerek davalının sorumluluğunda kalan 20.927,00-TL asıl alacağın işlemiş yasal faiziyle ödenmesinin talep edildiğini, davalının borcu ödememesi üzerine Sakarya 4. İcra Dairesinin 2024/4185 Esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı ile takibin durduğunu, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlandığını belirterek sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı bu alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalının yaptığı itirazın iptalini ve takibin devamı ile icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zaman aşımına uğradığını, davacının ek tasfiye kararında bir eda hükmüne yer vermemesine rağmen doğrudan icra takibi yapılmasının mümkün olmadığını, Sakarya 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/505 E. 2015/1009 Karar sayılı ek tasfiye dosyasında tasfiye memuru olarak atanan ...'ın aynı zamanda davaya dayanak oluşturan bilirkişi raporu düzenlemesinin usule aykırı olduğunu, ayrıca bu raporun hatalı olduğunu belirterek davanın reddini ve kötüniyet tazminatına hükmolunmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...Davanın zamanaşımı sebebiyle REDDİNE,..." şeklinde hüküm kurulmuştur. İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece her ne kadar davaya konu şirketin tasfiyesinin 31/10/2010 tarihinde tamamlanmış olması sebebiyle zamanaşımı süresinin bu tarih itibariyle başladığı gerekçe gösterilmişse de; hissedar ...'ın 31/10/2010 tarihinde yapılan tasfiye işlemlerinden hiçbir şekilde haberdar olmadığını, borcun zaman aşımına uğramasının söz konusu olması için; ek tasfiye dosyasının bulunmaması gerektiğini; ek karar sonucu şirketin yeniden tesciliyle tekrar bir tasfiye yetkisinin doğduğunu, bu sebeple zamanaşımı süresinin başlamadığını, kaldı ki; hissedarların sorumlu oldukları meblağ likit hale gelmeden alacağın zamanaşımına uğramasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu; dava açılmışsa, dava süresince zamanaşımının işlemeyeceğini, eldeki dava dosyasında da; borçluya karşı ihtarnamenin gönderildiği, icra takibi ve davanın açıldığını, mahkemece ek tasfiye sürecinin göz önünde bulundurulmadığını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Davalı vekili tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir. DELİLLER:Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesinin 09/10/2025 tarih, 2024/604 Esas - 2025/645 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava fazla ödenen kar payı alacağının iadesin talepli itirazın iptaline ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır. İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; davacı şirketin Sakarya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/366 E - 2009/178 K sayılı dosyası ile tasfiyesine karar verildiği, tasfiye işlemlerinin 30.11.2010 tarihinde tamamlanarak şirketin tasfiye edildiği, şirket ortaklarından ...’a tasfiyede kar payı ayrılmaması nedeniyle tasfiyenin hatalı olduğundan bahisle ek tasfiye talepli dava açıldığı, Sakarya 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/505 E. 2015/1009 Karar sayılı kararı ile şirketin tasfiyesinin eksik yapılması nedeniyle tasfiye işlemleri ile sınırlı olmak üzere ihyasına karar verildiği, bilirkişi tarafından yapılan tespitlere göre ...’ın payı dahil edilerek yapılan hesaplamaya göre davalıya 20.927,00 TL fazla kar payı hesaplaması yapıldığı, anılan bedel kadar fazla pay aldığı ve davalının anılan bedelden sorumlu olduğundan bahisle davalı hakkında takip başlatıldığı, davalının itirazı üzerine eldeki davanın açıldığı, mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verildiği, karara karşı davacının istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür. Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu "eksik bir borç" haline dönüştürür ve "alacağın dava edilebilme özelliği"ni ortadan kaldırır. Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu incelemesi mümkün değildir. Diğer bir anlatımla zamanaşımı, bir borcu doğuran, değiştiren ortadan kaldıran bir olgu olmayıp, salt doğmuş ve var olan bir hakkın istenmesini ortadan kaldıran bir savunma aracıdır. Bu bakımdan zamanaşımı alacağın varlığını değil, istenebilirliğini ortadan kaldırır. Bunun sonucu olarak da, yargılamayı yapan yargıç tarafından yürüttüğü görevinin bir gereği olarak kendiliğinden göz önünde tutulamaz. Borçlunun böyle bir olgunun var olduğunu, yasada öngörülen süre ve usul içinde ileri sürmesi zorunludur. Demek oluyor ki zamanaşımı, borcun doğumu ile ilgili olmayıp, istenmesini önleyen bir savunma olgusudur. Şu durumda zamanaşımı, savunması ileri sürülmedikçe, istemin konusu olan hakkın var olduğu ve kabulüne karar verilmesinde hukuksal ve yasal bir engel bulunmamaktadır. 6098 sayılı TBK'nın 82. maddesine göre sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Somut olayda; davacı şirketin Sakarya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/366 E - 2009/178 K sayılı dosyası ile tasfiyesine karar verildiği, tasfiye işlemlerinin 30.11.2010 tarihinde tamamlanarak şirketin tasfiye edildiği, şirket ortaklarından ...’a tasfiyede pay verilmemesi nedeniyle ek tasfiyeye ilişkin işlemlerin yürütüldüğü, davacının iddiasına göre davalıya payından fazla ödenen 20.927,00 TL bedelin iadesi için eldeki davanın açıldığı, davalı tarafça süresi içinde sunulan cevap dilekçesi ile zamanaşımı definin ileri sürüldüğü görülmüştür. Davalı ortağa payından fazla ödenen 20.927,00 TL’nin iadesinin talep edildiği eldeki olayda sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanmasının gerekmekte olup, 6098 sayılı yasanın 82. maddesine göre bu istemlerde zamanaşımı süresi hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yıldır. Eldeki olayda tasfiye işlemlerinin tamamlandığı ve şirketin kar payının dağıtılarak tasfiyenin sona erdiği 30.11.2010 tarihinden eldeki davaya konu takibin başlatıldığı 28.03.2024 tarihine kadar 2 ve 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşıldığından mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi isabetlidir. Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 615,40-TL'nin mahsubu ile kalan 116,60-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, 4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.10/09/2026
... Başkan ... ¸e-imzalıdır
... Üye ... ¸e-imzalıdır
... *Üye ... ¸e-imzalıdır
... Katip ... ¸e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*