Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1881 E. 2026/1650 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1881
Karar No
2026/1650
Karar Tarihi

T.C.

KAYSERİ

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

6. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO: 2026/1881

KARAR NO : 2026/1650

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 23/06/2026

NUMARASI: 2026/402 D.İş Esas- 2026/403 D.İş Karar

DAVANIN KONUSU: İhtiyati Haciz

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/09/2026

İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ:15/09/2026

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:İhtiyati haciz talep eden vekilince sunulan talep dilekçesinde:

"1. Müvekkil şirket, sigorta acenteliği faaliyetlerini yürütmekte olup, borçlu tarafın talebi ve talimatı doğrultusunda ... ve... yıllarında ...sigorta poliçeleri tanzim etmiştir. Bu kapsamda borçlu adına zorunlu trafik sigortası, kasko ve ... poliçeleri usulüne uygun olarak düzenlenmiş ve borçluya teslim edilmiştir. (Düzenlene sigorta poliçeleri ekte sunulmuştur.) Düzenlenen bu poliçeler ile borçlunun araçları ve taşınmazı teminat altına alınmış, sigorta himayesi eksiksiz bir şekilde başlatılmıştır. Söz konusu poliçelerin düzenlenmiş olması, taraflar arasındaki akdi ilişkinin ve borçlunun prim ödeme yükümlülüğünün açık bir kanıtıdır.Toplam ana alacak 83.923,27TL, işlemiş faizler 26.892,95TL olmak üzere TOPLAM ALACAK 110.816,22TL'DİR. (fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak üzere)

2. TTK m. 1430 uyarınca, sigorta primini ödeme borcu kural olarak sigorta ettirene aittir. Ancak somut olayda borçlu, poliçe primlerini vadesinde ödememiş; müvekkil acente, sigorta şirketine karşı olan yükümlülüklerini yerine getirmek ve poliçelerin iptal edilerek borçlunun mağdur olmasını engellemek amacıyla söz konusu prim bedellerini kendi imkanlarıyla ödemek zorunda kalmıştır. Bu ödemeler, müvekkil şirket yetkilisinin şahsi kredi kartı üzerinden gerçekleştirilmiş olup, ödeme dekontları ve kredi kartı ekstreleri ile bu durum sabittir. (Ödeme dekontları ekte sunulmuştur.)

3. Müvekkil tarafından borçlu adına yapılan bu ödemeler sonucunda, borçlu taraf hiçbir külfete katlanmaksızın sigorta teminatından yararlanmaya devam etmiş ve müvekkil aleyhine sebepsiz zenginleşmiştir. Borçlunun bu tutarları müvekkile iade etme yükümlülüğü muaccel hale gelmiş olmasına rağmen, yapılan tüm şifahi uyarılara rağmen herhangi bir ödeme yapılmamıştır.

4. Alacağımız rehinle temin edilmemiş olup, borçlunun içinde bulunduğu mali durum ve ödemeden kaçınma gayreti, alacağın tahsilinin tehlikeye düşeceğine dair haklı bir kanaat uyandırmaktadır. İcra ve İflas Kanunu m. 257 uyarınca, vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmemiş bir borcun alacaklısı, borçlunun mallarına ihtiyati haciz konulmasını talep edebilir. Müvekkillerin alacağı, sunulan poliçeler, ödeme makbuzları ve banka kayıtları ile yaklaşık ispat kuralı çerçevesinde tam bir kanaat uyandıracak mahiyettedir.

5. Borçlunun mal kaçırma ihtimali ve mevcut borç yükü dikkate alındığında, mahkemenizce ihtiyati haciz kararı verilmemesi durumunda ileride telafisi imkansız zararlar doğacak ve olası bir icra takibi semeresiz kalacaktır. Bu nedenle, borçlunun taşınır ve taşınmaz malları ile bankalardaki mevduatları ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasını talep etme zorunluluğu doğduğunu, açıklanan nedenlerle;

- Talebin KABULÜNE, - Borçlunun borcuna yetecek miktarda taşınır, taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının İHTİYATEN HACZİNE, " karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk derece Mahkemesi 23/06/2026 tarihli gerekçeli kararı ile;"...."....Somut uyuşmazlık, yapılan genel açıklamalar ve bahse konu yasa maddeleri ile bir bütün halinde değerlendirildiğinde, ihtiyati haciz talep eden davacının poliçe ve ödeme makbuzlarına dayanarak ihtiyati haciz talep ettiği anlaşılmıştır.Her ne kadar ihtiyati haciz talep eden tarafından bir kısım sigorta poliçe örnekleri ile ödeme makbuzları sunularak karşı taraf hakkında ihtiyati haciz talebinde bulunulmuşsa da sunulan belgelerin alacağın varlığı hususunda yaklaşık ispata elverişli olmadığı, taraflar tacir olduğundan davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı hususunun ancak yapılacak ticari defter incelemesi sonucunda subut bulacağı, ihtiyati haczin de ancak bu aşamada gündeme gelebileceği hususları nazara alınarak ihtiyati haciz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. (Bknz:İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 2025/1560 esas 2025/1457 karar sayılı ilamı)İhtiyati haciz talep edenin kendi düzenlediği poliçe ve ekinde sunduğu ödeme belgelerine göre alacak kaydının bulunması İİK'nun 258/1. maddesi uyarınca tek başına ispata elverişli, mahkememizce ihtiyati haciz kararı verilmesi için kanaat getirici bir delil değildir. Bu nedenle de vadesi gelmiş bir alacağa ilişkin İİK'nun 257/1. maddesi hükmünde yazılı yasal koşulların varlığı ispatlanamamıştır.Dosya kapsamına göre talep edenin, aleyhine talep ettiği kişiden alacağının varlığını ve vadesinin geldiğini, daha geniş bir anlatımla İİK'nun 257. maddesinde sayılan yasal koşulların bulunduğu ispat etmeye elverişli, mahkemeye yaklaşık kanaat getirici delil sunmadığından ihtiyati haciz talebinin reddine karar vermek gerektiğini, açıklanan nedenlerle;

1-İhtiyati haciz talebinin REDDİNE,..." şeklinde karar verilmiştir.

İhtiyati haciz talep eden ... ve ... LTD. ŞTİ vekili işbu kararı yasal süresi içerisinde istinaf etmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :İhtiyati haciz talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle ;

"...1. Müvekkiller lehine, karşı taraftan olan 110.816,22 TL tutarındaki muaccel alacağın güvence altına alınması amacıyla ihtiyati haciz talebinde bulunulmuştur. Ancak yerel mahkeme; sunulan poliçe ve ödeme makbuzlarının yaklaşık ispat için yeterli olmadığını, tarafların tacir olması hasebiyle alacağın ancak ticari defter incelemesi ile sübut bulabileceğini gerekçe göstererek talebimizi reddetmiştir. Mahkeme bu kararında, somut olayla örtüşmeyen bir bölge adliye mahkemesi kararına atıf yaparak, geçici hukuki koruma müessesesinin doğasına aykırı bir tam ispat ölçütü belirlemiştir. Bu karar, usul ve yasaya açıkça aykırılık teşkil etmektedir.

2. Yerel mahkemenin, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ticari defter incelemesi yapılmasını şart koşması, İcra ve İflas Kanunu m. 257 ve 258 hükümlerinin yanlış yorumlanmasından kaynaklanmaktadır. İhtiyati haciz, bir dava değil, alacağın tahsilini garanti altına almaya yönelik geçici bir hukuki koruma tedbiridir. Bu aşamada mahkemenin görevi, alacağın varlığına dair kanaat getirecek delilleri incelemektir; davanın esasına girerek ticari defterler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırmak, ihtiyati haczin ivedilik ve geçicilik vasıflarıyla bağdaşmamaktadır.

3. İİK m. 258/1 hükmü uyarınca; "İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacaklı, alacağı ve haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermeye mecburdur." Kanun metninden de açıkça anlaşılacağı üzere, ihtiyati haciz için tam ispat değil, yaklaşık ispat yeterlidir. Nitekim Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 12.12.2019 tarihli, 2019/2300 E., 2019/5531 K. sayılı ilamında açıkça vurgulandığı üzere; "İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır."

4. Somut olayda müvekkiller tarafından sunulan poliçe ve ödeme makbuzları, alacağın varlığına ve muacceliyetine dair mahkemede kuvvetli bir kanaat oluşturacak mahiyettedir. Bu belgeler, taraflar arasındaki hukuki ilişkiyi ve bu ilişkiden doğan borcun müvekkil tarafından ödendiğini somut bir şekilde ortaya koymaktadır. Olayımızda sunulan ödeme belgeleri güçlü bir ispat aracına sahip olup, alacağın varlığını yaklaşık olarak ispatlamaktadır.

5. Yerel mahkemenin "ticari defter incelemesi gerekir" şeklindeki gerekçesi, ihtiyati haciz müessesesini işlemez hale getirmektedir. Öncelikle karşı taraf tacir olmamasına rağmen aksi şekilde değerlendirilmiştir. Ticari defterlerin incelenmesi, davanın esasına ilişkin olup aylar sürebilecek bir yargılama sürecini gerektirir. Oysa ihtiyati haciz, borçlunun mal kaçırmasını önlemek amacıyla derhal verilmesi gereken bir karardır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında belirtildiği üzere; alacağın varlığına dair sunulan belgelerin mahkemede bir kanaat oluşturması yeterli olup, bu aşamada esasa yönelik derinlemesine araştırmaların ve bilirkişi incelemelerinin yapılması ihtiyati haczin ivedilik vasfıyla bağdaşmamaktadır.

6. Mahkemenin atıf yaptığı İstanbul BAM 13. HD kararı, mevcut somut olaydaki delil durumuyla (poliçe ve ödeme makbuzları) örtüşmemektedir. Müvekkilin sunduğu belgeler, alacağın varlığına dair kuvvetle muhtemel bir emare teşkil etmektedir. Alacağın varlığına dair sunulan bu somut belgelerin, salt tarafların tacir olması gerekçesiyle reddedilmesi, İİK m. 257 ve 258 hükümlerinin amacına aykırıdır. Somut olayda borcun varlığına dair emare teşkil eden belgeler dosyaya sunulmuştur. Bu nedenle yaklaşık ispat şartının gerçekleştiği kabul edilerek ihtiyati haciz kararı verilmesi alacaklının alacağını koruması adına önemlidir. Bu açıklanan nedenlerle birlikte ilk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yoluna başvurma zorunluluğu doğduğunu, arz ve izah edilen, ayrıca dairenizce resen gözetilecek nedenlerle; İSTİNAF BAŞVURUMUZUN KABULÜ ile;

1. Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23.06.2026 tarihli, 2026/402 D.İş Esas ve 2026/403 Karar sayılı hukuka, yasaya ve emsal içtihatlara açıkça aykırı olan ihtiyati haciz talebinin reddine dair kararının istinaf incelemesi neticesinde KALDIRILMASINA,

2. Müvekkilin muaccel hale gelen 110.816,22TL tutarındaki alacağını güvence altına almak amacıyla, borçlunun menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine İHTİYATİ HACİZ KONULMASINA, " kararı verilmesini ileri sürmüş ve talep etmiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ :Dairemizce HMK 355. Maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.Ön inceleme yönünden bir eksikliğin bulunmadığı anlaşıldığından ihtiyati haciz talep eden vekilince sunulan istinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri yönünden inceleme yapılmıştır.

İstinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri , mahkemece verilen ve istinaf edilen gerekçeli kararda yazılı ayrıntılı açıklamalar ile mevcut talep dosyası kapsamı birlikte incelenip değerlendirildiğinde; İşbu bir miktar para alacağı yönünden olmak üzere, ileride tahsilinin güvence altına alınması amacıyla istenmiş olan ihtiyati haciz yönünden Talep eden tarafın söz konusu ihtiyati haciz talebinin kabulü için İ.İ.K 257 v.d. maddeleri gereğince alacağın varlığı, miktarı ve muacceliyetine dair hususlar yönünden olmak üzere yasaca aranan gerekli ve yaklaşık ispata dair yeterli koşulların mevcut dosya kapsamına göre bulunmadığı anlaşılmıştır.Yukarıda belirtilen sebeple dosyaya sunulan belgelerin İ.İ.K. 257. Maddesi gereğince ihtiyati haczin kabulü için, alacağın varlığı,miktarı ve muacceliyetine dair hususlar yönünden olmak üzere yasaca aranan gerekli ve yaklaşık ispata yeterli olmadıkları anlaşıldığından söz konusu ihtiyati haciz talebinin reddi gerektiği soncuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle ve mahkemece de, istinaf edilen gerekçeli kararı ile sonuç olarak söz konusu ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş olduğundan, istinaf edilen kararda usul, yasa ve mevcut talep dosyası dosyası kapsamı yönlerinden bir isabetsizlik ve aykırılığın bulunmadığı, kararın hukuka uygun olduğu, bu nedenlerle de ihtiyati haciz talep eden ... ve ... SİGORTA ...LTD. ŞTİ vekilinin yukarıda yazılı istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunun HMK nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1- Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin istinafa konu edilen 23/06/2026 TARİH ve 2026/402 D.İŞ ESAS-2026/403 D.İŞ KARAR sayılı KARARININ hukuka uygun olduğu anlaşılmakla ihtiyati haciz talep eden ... ve ...SİGORTA ...LTD. ŞTİ vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-İstinaf eden ... ve ...SİGORTA ...LTD. ŞTİ den alınması gereken istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

3-İstinaf başvurusunda bulunan ... ve ...SİGORTA ...LTD. ŞTİ tarafından yapılan istinaf posta/yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendileri üzerinde bırakılmasına,

4-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359/4 maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,

5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile İİK 258/son bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. 15/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1881, K. 2026/1650, T. 15.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1881-e-2026-1650-k-6a447ae59c4c