Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/437 E. 2026/1805 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/437
Karar No
2026/1805
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/437 KARAR NO : 2026/1805

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/01/2026 NUMARASI : 2025/128 Esas 2026/60 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 03/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 03/09/2026

Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkili şirket ile davalı arasında bir hizmet sözleşmesi bulunduğunu, müvekkili şirketin aralarında ticari ilişki ve hizmet sözleşmesi gereği davalı şirketin -otelin- call center ve rezervasyon işlemlerini üstlendiğini, taraflar arasında ticari ilişkiden kaynaklı olarak müvekkili şirketin, .... Şirketi'nden; 27/12/2023 Düzenleme Tarihli, 27/12/2023 faiz başlangıç tarihli, WOE2023000001785 Nolu 40.803,26 TL tutarındaki faturaya istinaden alacağı bulunduğunu, müvekkilinin alacaklı şirketin bakiye alacağı davalı tarafın vadesi geldiği halde alacaklarını ödemekten kaçındığını, cari hesap ekstresi doğrultusunda Söke İcra Dairesi 2024/1225 E. Sayılı dosyası üzerinden takip başlatıldığını ancak karşı yanca haksız ve dayanaksız olarak borca itiraz edilmesi sebebiyle takibin durduğunu belirterek davanın kabulü ile itirazın iptaline, icra takibinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının müvekkili şirketten hiç bir alacağının bulunmadığını, aksine müvekkili şirketin davacıdan alacaklı olduğunu, müvekkili şirket tarafından kabul edilen bir fatura bulunmadığını ve davacı tarafından müvekkili şirkete hizmet verilmediğini bu nedenle haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "..., Dava, faturadan kaynaklı alacağa dayalı başlatılan icra takibine davalı yanca yapılan itirazın iptaline ilişkindir. Davacının yasal defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen 11.08.2025 tarihli raporda; dava konusu faturanın davacının ticari defterinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiştir. Davalının yasal defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen 19.11.2025 tarihli raporda; dava konusu faturanın süresi içerisinde red edildiği ve defterlerde kayıtlı olmadığı, davalı şirketin davacı şirketten 306.042,13 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Fatura sözleşmenin kurulması aşamasıyla ilgili olmayıp, sözleşmenin ifasına ilişkin olarak düzenlenir. Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) faturanın şekli ve kapsamına ilişkin hüküm bulunmamaktadır. Faturanın şekli şartları ve zorunlu içeriği Vergi Usul Kanunu’nda düzenlenmiştir (VUK md 230). Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir (TTK md 21/2). Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa, bu içeriği kabul etmiş sayılır (TTK 21/3). Sekiz günlük sürede itiraz edilmemesi halinde fatura içeriği kesinleşir. Faturanın ispat gücü hakkındaki TTK 21/3 maddedeki düzenleme gereğince süresinde itiraz edilmemekle faturanın sözleşmeye uygun olarak düzenlendiği ve içeriğinin doğru olduğu hususunda adi karine oluşur. Bunun için faturanın gönderilmiş ve süresi içerisinde itiraz edilmemiş olması yeterli olmayıp, taraflar arasında borç doğurucu bir hukuki ilişkinin bulunması ve faturanın da bu hukuki ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Fatura alıcısı hukuki ilişkiyi inkar ederse, fatura düzenleyenin öncelikle hukuki ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Faturanın ispat gücü VUK’nyla belirli kapsamı ve akdin ifasıyla ilgili hususlarla sınırlıdır. Kayıt dışı ekonomiyi ve sahte fatura düzenlenmesini engellemek üzere bilanço esasına göre defter tutan kurum, kuruluş ve kişilere KDV hariç belirli bir tutarın üzerinde düzenledikleri (BS) ve aldıkları (BA) faturaları vergi dairesine bildirme yükümlülüğü getirilmiştir. Yargıtay içtihatları gereğince fatura alıcısının bu fatura nedeniyle BA formu düzenleyerek vergi dairesine bildirmesi faturaya konu mal ve hizmeti aldığına karine teşkil eder ( Yargıtay 19. HD, 31.10.2018, 2627/5349; 18.06.2020, 709/1122). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır. ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir (Yargıtay 15.H.D. 2017/1445 Esas, 2018/1438 Karar sayılı kararı). Davada takip dayanağı fatura ve içerikleriğindeki hizmetin yerine getirildiğini ispat külfeti davacıya aittir.Yapılan tüm bu açıklamalar karşısında somut olay değerlendirildiğinde; takip konusu faturanın taraf defterlerinde kayıtlı olmadığı zira davalının davacıdan alacaklı olduğu tespit edilmekle davacının alacağını ispat edemediği kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiştir," gerekçesi ile; "1-Davacının davasının REDDİNE,"şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince verilen ret kararının, dosya kapsamındaki ticari ilişkinin bütünlüğü değerlendirilmeden, bilirkişi raporunun tamamı göz önüne alınmadan tesis edildiğini, oysa taraflar arasında 2022 yılından itibaren devam eden ve 2023 yılı boyunca yoğun şekilde süren bir ticari ilişkinin bulunduğunu, bu ilişkinin varlığının hem taraf defterleri hem de vergi dairesi karşılaştırmalı analizleri ile sabit olduğunu, yerel mahkeme kararında, hizmetin ifa edilip edilmediği, sözleşme yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediği, kickback hesaplamasının ticari teamüle uygunluğu gibi esaslı hususların tartışılmadığını, mahkemenin, ticari ilişkinin sürekliliğini ve cari hesap durumunu irdelemeden, yalnızca davaya konu faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olmamasını ve reddedilmiş olmasını esas aldığını, alacağın tespiti için defter kayıtlarının tek başına yeterli olmayıp sözleşmeye konu hizmetin verilip verilmediğinin incelenmesinin gerektiğini, faturaların alacağın dayanağı değil, sadece ispat yöntemlerinden biri olup faturanın kesilmemiş ya da sisteme girilememiş olmasının alacağın doğmasına veya var olmasına engel teşkil etmediğini, sadece faturanın kesilip kesilmediği ve ticari defterlere işlenip işlenmediğinin araştırılmasının alacağın varlığının tespiti için yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hizmetin sözleşme uyarınca verilip verilmediği ve doğrudan alacağın doğup doğmadığının araştırılmasının gerektiğini, bilirkişi raporunda eksik incelemenin mevcut olduğunu, dosyada alınan bilirkişi raporu, yalnızca muhasebe kayıtlarının teknik tespiti ile sınırlı kaldığını, davalı defter incelemesi neticesinde müvekkili şirketin davalıya borçlu olduğunun kabulünün mümkün olmadığını beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Mahkemece verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edildiği, davacı vekilinin bilahare sunduğu 04/08/2026 tarihli dilekçesi ile istinaf başvurusundan feragat ettiği görülmüştür. Davacı vekilinin Antalya 21. Noterliğinin 05/01/2023 tarihli ve 00570 yevmiye numaralı vekaletnamesinin incelenmesinde; kanun yollarından feragat etmeye yetkili olduğu görülmüştür. Bu durum karşısında, 6100 sayılı HMK’nın 349. maddesi gereğince istinaf başvurusunun feragat nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 349. maddesi uyarınca FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE, 2-Davacının yatırmış olduğu; a-2.002,00 TL istinaf kanun yolu başvuru harcının üzerinde bırakılmasına, b-732,00 TL istinaf karar harcının istemi halinde davacıya ödenmesine, 3-İstinaf eden davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına ücreti vekalet takdirine yer olmadığına, 5-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve yargılama giderlerinin iadelerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.03/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/437, K. 2026/1805, T. 03.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-437-e-2026-1805-k-c995b1dfd651