Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1025 E. 2026/894 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1025
Karar No
2026/894
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/1025 - Karar No:2026/894 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/1025 KARAR NO : 2026/894

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/09/2024 NUMARASI : 2023/890 E-2024/632 K

DAVACI : VEKİLİ : Av.

DAVALI : VEKİLİ : Av.

İHBAR OLUNAN : VEKİLİ : Av.

DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 09/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 09/09/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasında mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili; müvekkili ile davalı şirket arasında süregelen ticari ilişki nedeni ile davalı şirketin, taraflar arasındaki fatura alacaklarından kaynaklanan alacağı nedeniyle müvekkili şirkete 395.240,17 TL (asıl alacak) borcu bulunduğunu, müvekkilinin üzerine düşen tüm yükümlülükleri eksiksiz yerine getirdiğini, faturaya konu işlere dair yapılacak olan tüm hususları davalıya teslim ettiğini ancak davalının yapılan edimlerin karşılığı olan işlerin bedellerini müvekkiline ödemediğini, bunun üzerine alacağın tahsili amacıyla Ankara 2. Genel İcra Müdürlüğü'nün 2023/237228 sayılı dosyası ile ilamsız bir icra takibi başlatıldığını, davalının 31.10.2023 tarihinde borca ve ferilerine itiraz ettiğini, mesnetsiz itirazında haksız olduğunu, TTK 'nın 21.maddesinde “Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.” şeklinde hüküm bulunduğunu, kaldı ki, davalının bir tacir olup, faturalara süresi içerisinde bir itirazının da söz konusu olmadığını, fatura içeriğini kabul eden davalının, icra dairesine borcu ödediğine dair herhangi bir belge sunmadığını, davalı borçlunun haksız ve hukuka aykırı itirazı nedeniyle müvekkili alacağının sürüncemede kaldığını, davalı borçlunun iyiniyet kurallarına aykırı olarak itiraz edip takibin durmasına neden olduğu hususunun açık olduğundan davalının takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesi gerektiği ileri sürerek, davalının itirazının iptali ile takibin devamına, davalının mal, hak ve alacakları üzerine ihtiyati tedbir mahiyetinde ihtiyati haciz konulmasına, davalı aleyhine takip konusu alacağının %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; davanın diğer ortak olan ...’ye ihbarını talep ettiklerini, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davaya konu sözleşmeye ilişkin yapım işleri geçici kabul tutanağı incelendiğinde davacının işi bitirdiği tarihin 03.09.2023 olduğunun görüleceğini, sözleşme eki 4 iş programına göre, sözleşmeye konu iş kalemlerinin sözleşme şartlarına uygun olarak tamamlama süresinin 20 (yirmi) gün olarak belirlendiğini, firmaya yer tesliminin 01.11.2022 tarihinde yapıldığını, bu durumda işin tamamlanma tarihinin 21.11.2022 olması gerekirken takriben 286 gün gecikme ile 03.09.2023 tarihinde işin tamamlandığını, sözleşmenin 29/1 maddesine göre; yüklenici tarafından verilen süre uzatımları hariç, altyüklenici, işbu sözleşme kapsamında ifa etmeyi taahhüt ettiği işleri ve hizmetleri iş tamamlanma tarihinde ve/ veya sözleşme ile proje ve şartnamelerine uygun olarak eksiksiz, kusursuz ve tam olarak teslim edemediği takdirde ve ayrıca işe başlama tarihinde işe başlamaması durumunda alt yükleniciye sözleşme bedelinin %0,06 (on binde altı)’sı oranında günlük gecikme cezası uygulanacağının kararlaştırıldığını, bu madde hükmü kapsamında firmaya esasen bir gecikme cezası uygulanması gerektiğini, bu sebeple, davacının iddia ve beyanlarını kabul ve ikrar anlamına gelmemesi kaydıyla, davacının talep etmiş olduğu tutarların tamamıyla hatalı olduğunu, kabulünün mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, dosya kapsamındaki sözleşme ve ekleri, bilirkişi raporu ve geçici kabul tutanağından anlaşılacağı üzere işin bitim süresinin 21.11.2022 olduğu, davacı tarafından ilave işlerin yapıldığı, ilave işler için 10.07.2023 tarihli zeyilnamenin düzenlendiği, geçici kabulün 03.10.2023 tarihinde yapıldığı, sözleşme bedelinin keşif artışları dahil olmak üzere 426.802,62 TL + KDV olduğu, geçici kabul itibar tarihinin ise 09.09.2023 olduğu bu tarihinde sözleşmede belirtilen 21.11.2022 tarihinden 292 gün sonrası olmasına rağmen sonradan düzenlenen 10.07.2023 tarihli zeyilnamede cezai şart yönünden bir maddenin yer almadığı, davalı yanın cezai şart istemini saklı tutmaksızın düzenlediği zeyilnamede işin süresinin değiştirildiği anlaşılmakla, cezai şart talep edilemeyeceği kanaatine varılarak mahsup talebinin kabul edilmediği, incelenen taraf ticari defterlerinde taraflar arasında düzenlenen faturaların defterlerde -damga vergisi dışında- uyum içerisinde kayıtlı olduğu davalı ortak girişimin defterlerinde bakiye borç miktarının 451.078,41 TL olarak kayıtlı olduğu, ödeme iddiasının da dosya kapsamında bulunmadığı, ezcümle alacağın likit ve istenebilir olduğunun da kabulü ile davacı lehine inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf başvurusunda; mahkemenin cezai şart isteminin saklı tutulmaksızın düzenlenen zeyilnamede işin süresinin değiştirildiği gerekçesiyle cezai şart isteminin talep edilemeyeceği kanaatinin hatalı olduğunu, firmanın sözleşme gereği ifa etmesi gereken işleri geciktirdiğini, davaya konu sözleşmeye ilişkin yapım işleri geçici kabul tutanağı incelendiğinde, davacının işi bitirdiği tarihin 03.09.2023 olduğunun görüleceğini, sözleşme eki 4 iş programına göre sözleşmeye konu iş kalemlerinin sözleşme şartlarına uygun olarak tamamlama süresi 20 (yirmi) gün olarak belirlenmiş olup, firmaya yer tesliminin 01.11.2022 tarihinde yapıldığını, bu durumda işin tamamlanma tarihinin 21.11.2022 olması gerekirken takriben 286 gün gecikme ile 03.09.2023 tarihinde işin tamamlandığını, sözleşmenin 29/1.maddesine göre, yüklenici tarafından verilen süre uzatımları hariç altyüklenici, işbu sözleşme kapsamında ifa etmeyi taahhüt ettiği işleri ve hizmetleri iş tamamlanma tarihinde ve/ veya sözleşme ile proje ve şartnamelerine uygun olarak eksiksiz, kusursuz ve tam olarak teslim edemediği takdirde ve ayrıca işe başlama tarihinde işe başlamaması durumunda altyükleniciye, sözleşme bedeli’nin %0,06 (on binde altı)’sı oranında günlük gecikme cezası (gecikme cezası) uygulanacağının kararlaştırıldığını, bu madde hükmü kapsamında firmaya esasen bir gecikme cezası uygulanması gerekmekte olup, bu sebeple davacının talep etmiş olduğu tutarların tamamıyla hatalı olduğunu ve kabulünün mümkün olmadığını, yine 10.07.2023 tarihli zeyilnamenin 5.madde hükmü ile işbu zeyilname ile iş bitim süresinin değişmeyeceğinin taraflarca imza altına alındığını, zeyilname ile açıkça davacı tarafından kabul edilen iş bitim süresinin değişmediği hususunun mahkemece göz ardı edildiğini, davacının iş bitim süresinin değişmediği hususunu basiretli bir tacirden beklendiği gibi cezai şarttın gereği olduğunu bilerek bu zeyilnameyi imza altına aldığını, bu sebeple mahkemenin cezai şart talep edilemeyeceği yönündeki değerlendirmesinin hatalı olup bozmayı gerektirdiğini, yine, sözleşmenin 29.15 maddesi "herhangi bir gecikmeli ifanın yüklenici tarafından kabul edilmesi, geçici kabulün yapılmış olması hiçbir şekilde yüklenici’nin işbu sözleşme’de düzenlenen ilgili gecikme cezalarını uygulamaktan vazgeçtiği şeklinde yorumlanamaz." hükmünü imza altına alınarak esasen cezai şartın uygulanmasında herhangi bir ihtirazi kayda gerek olmadığı hususunu da düzenlediğini, zira bu hüküm ile davacı cezai şartın her halükarda uygulama alanı bulacağını peşinen kabul ettiğini, kısaca sözleşmenin bu hükmünün de mahkeme kararının hatalı olduğunu gösterdiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olup, hükme esas alınmasının kabul edilemeyeceğini, bilirkişi raporunda yapılan hesaplama yönteminin hatalı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun 3. sayfasında yer alan tabloda belirtilen hakediş bedellerinin hatalı olarak matrahtan teminat kesintileri düşürülerek hesaplandığını, bu durumun da KDV'den başlamak üzere hakediş tutarının değiştirildiğini ve hatalı olmasına sebebiyet verildiğini, ayrıca 1 nolu hakedişte bulunan tevkifatın yazılmadığını, 2 nolu hakedişteki tevkifat tutarının ise davacı firmanın alacağı olarak yazıldığını, esaslı bir hataya sahip bir bilirkişi raporunun kabulü mümkün olmayıp, hükme esas alınmasının da mümkün olmadığını, mahkemece verilen 20.09.2024 tarihli kararın gerekçesiz şekilde düzenlenmiş olup, söz konusu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, HMK'nın 297/2 maddesine göre özel hukuk uyuşmazlıkları ile idari davalara bakan mahkemelerin her türlü kararı gerekçeli yazılmak zorunda olup, AİHS’in adil yargılanma hakkını düzenleyen 6.maddesinde de gerekçeli karar hakkının açıkça yer aldığını (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin 14.HD'nin 21.06.2018 tarih ve 45/650 sayılı kararı), bu nedenle, davanın kabulü yönündeki kararın dayanağını açıkça açıklamayan ve yeterli gerekçe sunmayan 20.09.2024 tarihli kararın hukuki uyarlığının bulunmadığını, aleyhe kabul anlamına gelmemekle beraber ödeme emrinde belirtilen faizin kabul edilemeyeceğini, müvekkili ile davacı arasındaki proje kapsamında 21.10.2022 tarihli ve 08-2022.04 numaralı Vrf Dış Koruma Çiti Temin Ve Montaj İşlerine ilişkin sözleşme imzalandığını, söz konusu sözleşmede yüklenici tarafından altyükleniciye yapılacak ödemelere ilişkin gecikme söz konusu olduğunda herhangi bir gecikme faizi/ cezası ödeneceğine ilişkin bir düzenlemenin yer almadığını, bu veçhile taraflar arasında gecikme halinde belirlenmiş bir faiz oranı ve hangi tarih itibari ile borçlunun temerrüte düşeceği ve faizin uygulanacağı vs. gibi hususlarda bir anlaşma söz konusu olmadığını, bu sebeple ödeme emrinde belirtilen faizin kabul edilemeyeceğini, davacının müvekkili şirketten herhangi bir alacağı bulunmadığını, usul ve yasaya aykırı olarak davanın kabulü yönünde kurulan mahkeme kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle dava konusu sözleşmenin eki zeyilnamede iş bitim süresinin değişmediğinin belirtildiği, zeyilnamenin ana sözleşmenin mütemmim cüzü olup, sözleşmenin maddeleri gibi hüküm ve sonuç doğuracağı, sözleşmeye zeyilname ile yapılan ilaveler ve değişikliklerin sözleşmenin ve eklerinin diğer maddelerinin geçerliliğini etkilemeyeceğinin düzenlendiği, yine sözleşmenin 29.15 maddesinde "Herhangi bir gecikmeli ifanın Yüklenici tarafından kabul edilmesi, Geçici Kabulün yapılmış olması hiçbir şekilde Yüklenici'nin işbu Sözleşme'de düzenlenen ilgili gecikme cezalarını uygulamaktan vazgeçtiği şeklinde yorumlanamaz." hususu düzenlenmiş ise de, mahkemece yapılan yargılama, taraf ticari defterleri üzerinden yapılan incelemede, tarafların ticari defterlerinin birbirini teyit ettiğini belirtilen bilirkişi raporu ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davada talep edilen ve hüküm altına alınan miktar itibariyle davacının alacağının olduğunun anlaşılmış olmasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 26.998,86 TL istinaf karar harcından peşin alınan 6.750,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 20.248,86 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, 3-İstinaf talep eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK’nın 361. maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay’da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 09/09/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan e-imzalıdır

Üye e-imzalıdır

Üye e-imzalıdır

Katip e-imzalıdır

e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1025, K. 2026/894, T. 09.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1025-e-2026-894-k-935ab79a3ba2