Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1064 E. 2026/901 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1064
Karar No
2026/901
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/1064 - Karar No:2026/901 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/1064 KARAR NO : 2026/901

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/04/2024 NUMARASI : 2022/495 E-2024/181 K

DAVACI : VEKİLİ : Av.

DAVALI : VEKİLLERİ : Av. Av.

DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 09/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 10/09/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasında mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında imzalanan ekli sözleşme uyarınca, davacının inşaat işlerini yüklendiği ... Mevkii, adresinde bulunan ...Otel'de, bir kısım çatı ve izolasyon işlerini alt yüklenici sıfatıyla üstlendiğini, müvekkilinin işlerini tamamlayıp teslim etmesine rağmen hakettiği meblağın eksik ödendiğini, davalı şirketin bazı bahanelerle eksik kısmı ödemekten imtina ettiğini, müvekkilinin yaptığı işlerin metrajı ve nevinin ekli kesin hakediş raporu ve ekindeki listede açıkça belli olup, müvekkilince kesilen faturaların da davalı tarafından onaylanan bu hakediş raporlarına göre tanzim edildiğini, müvekkili ile davalı şirket arasındaki alışverişi gösteren cari hesap ekstresinden de anlaşılacağı üzere müvekkili şirketin davalıdan 137.918,57 TL alacaklı olduğunu, alacakla ilgili Ankara 8. İcra Dairesi'nin 2022/1075 sayılı icra dosya ile takibe geçilmiş ise de, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, arabuluculuk başvurusu neticesinde de anlaşma sağlanamadığını, davalının müvekkilinden kaynaklanmayan bazı durumları (örneğin; teslimden sonra çatıda yapılan yetkisiz müdahale ve çatıda yapılan sair çalışmalardan kaynaklı zararlar, müvekkilinin taahhüdünde bulunmayan hatalı şap uygulamalarından kaynaklı zararlar, davalının sorumluluğundan olan koruyucu beton uygulamalarının zamanında yapılmaması, başka yüklenicilerce evvelce yapılmış bulunan hatalı imalatlardan kaynaklı zararlar) bahane ederek müvekkilinin alacağının ödenmemesine gerekçe yaratmaya çalıştığını, hangi imalatların müvekkili tarafından yapıldığının, hangilerinin müvekkilinin taahhüdünde olmadığının ekli hakediş raporu ve özellikle ekindeki listede açıkça belli olduğunu, yine kış aylarında Antalya'da afet derecesinde esen rüzgar ve fırtınadan kaynaklı meydana gelen önemsiz açılmaların da davalı tarafça ödemeden kaçınmaya gerekçe gösterilmekte olup, bu açılmaların derhal giderildiğini, iş sahasının tesliminden evvel, uygulama esnasında, teslimden sonra ve güncel bir kısım fotoğrafların mahkemeye sunulacağını, yine davalının iş sahasını geç teslim etmesinden kaynaklı gecikmeleri de müvekkiline mal ettiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davalının Ankara 8. İcra Dairesi'nin 2022/1075 sayılı icra dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin 137.918,57 TL asıl alacak, ticari faiz ve diğer ferileri yönünden devamına, davalının yüzde yirmiden aşağı olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; davacı firmanın müvekkili firmaya ait ...Otel'de bir kısım çatı ve izolasyon işlerini yüklendiği ve çalışmaya başladığını ancak davacının bu işleri eksik ve ayıplı bir biçimde ifa ettiğini, müvekkilinin tüm uyarılarına rağmen de bu eksik ve ayıpların giderilmediğini, davacının dilekçesinde iddia ettiği çatıya yapılan yetkisiz müdahale, hatalı şap uygulaması gibi hususların tamamen gerçek dışı olduğunu, kendi işlerinin ayıp ve kusurlu halini örtme çabasında olduklarını, Antalya'da kış aylarında rüzgar çıkması ve yağmur yağmasının son derece doğal bir olay olup, dava dilekçesinde fırtınadan bahsedilmesinin abartı bir ifade olduğunu, en basit rüzgarda davacı firmanın yaptığı çatının açılarak akabinde aktığını ve büyük zararlar meydana geldiğini, davacının bu eksik ve ayıplı işlerinin çokluğu karşısında müvekkilinin de haklı olarak davacı tarafça düzenlenen faturaya itiraz ettiğini, başlatılan icra sürecinde de Ankara 8. İcra Dairesi'nin 2022/1075 sayılı icra dosyasına itiraz edildiğini, davanın tanıkla ispat olunabilecek bir dava olmayıp, davacı tarafın tanık dinletme talebine de muvafakat etmediklerini belirterek, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, yapılan inceleme, toplanan deliller ile birlikte yapılan değerlendirme neticesinde, taraflar arasında yapılan sözleşme gereğince davalıya ait ... Otel’in () çatı ve izolasyon işine ilişkin üzerine düşen edimleri yerine getirip getirmediği, yüklenici davacının eksik ve ayıplı iş yapıp yapmadığı, davalının işin bedelini eksik ödeyip ödemediği, davacının işin bedelinin eksik ödendiği gerekçesi ile yapmış olduğu Ankara 8. İcra Dairesi'nin 2022/1075 sayılı icra takibine davalının itirazının iptaline ilişkin söz konusu davada, öncelikle davalı ticari defter ve kayıtlarının bilirkişi marifaetiyle incelendiği, usulüne uygun tutulan defter kayıtlara göre davacının takip başvurusu dayanağı olan davalıya ait cari hesap hareketlerindeki kayıtların, davalı tarafın ticari defterlerindeki kayıtlar ve davacının takibe konu ettiği asıl alacak ile uyumlu olduğu ve davacıya 137.918,58 TL borçlu olduğunun tespit edildiği, davalının eksik ve ayıplı iş yapıldığı iddaları ve takibe konu cari hesap ilişkisinin eser sözleşmesinde kaynaklı olduğu gözetilerek bu iddialara ilişkin yapılan bilirkişi heyet incelenmesi neticesinde düzenlenen 13.09.2023 tarihli raporuna karşı yapılan itirazların incelenmesi sonucunda düzenlenen 02.01.2024 tarihli hüküm kurmaya ve denetime elverişli kabul edilen ek raporda tespit edildiği üzere, davacı ile davalı arasında imzalanan sözleşmenin 2.maddesi ile çatı izolasyonu ve çatı yenileme yapım işlerini malzemeli ve işçilikli olarak belirlenen birim fiyatlar üzerinden anahtar teslimi yapılması konusunda anlaşıldığı, sözleşmenin 5.14.maddesinde yer alan tek kat izolasyon için eski çatılar açılacak, açılan yerlerde bozuk zemin kontrolü yapılacak, bozuk yerler varsa gerekli düzeltmelerin yapılacağına ilişkin düzenlemeler ve taraflar arasında düzenlenen hakediş raporunun 26.maddesinde hesaplanan şap işçiliği ve 27. maddesinde yer alan şap temin edilmesi ile ilgili bedeller dikkate alındığında, dava ve takibe konu işin anahtar teslimi iş olduğu, yerinde yapılan incelemeler neticesinde ayıplı iş bedelinin KDV dahil 70.800,00 TL olarak hesaplandığı, söz konu ayıp bedelinin 137.918,57 TL borçtan mahsup edildiğinde, davalının 67.118,57 TL borcunun bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalı borçlunun Ankara 8.İcra Dairesi'nin 2022/1075 sayılı icra dosyasına vaki itirazının kısmen iptali ile takibin 67.118,57 TL asıl alacak üzerinden aynı şartlarda devamına, alacak likit alacak olduğundan İİK'nın 67.maddesi gereğince davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf başvurusunda; mahkeme kararının eksik inceleme neticesinde verilmiş olup, haksız ve hukuka aykırı olduğunu, yapılan işin ayıplı olduğu mahkemenin kararı ile sabit olup, davacının , müvekkili firmaya ait ...Otel'de bir kısım çatı ve izolasyon işlerini yüklenidiğini ancak bu işleri eksik ve ayıplı bir biçimde ifa ettiğini, müvekkilinin tüm uyarılarına rağmen de bu eksik ve ayıpları gidermediğini, davacı tarafın dilekçesinde iddia ettiği çatıya yapılan yetkisiz müdahale, hatalı şap uygulaması gibi hususların tamamen gerçek dışı olup, kendi işlerinin ayıp ve kusurlu halini örtme çabası içerisinde olduğunu, taraflar arasında yapılan sözleşmenin 5.14 maddeleri ve devamında davacının işe ilişkin yükümlülüklerinin çok detaylı olarak anlatıldığını, buna rağmen işin eksik, ayıplı ve kusurlu olarak yapıldığını, raporlarda, taraflar arasındaki sözleşmeye atıf yapılarak, sözleşmenin 5.14.maddesinde "eski çatılar açılacak, açılan yerlerde bozuk zemin kontrolü yapılacak, bozuk yerler varsa gerekli düzeltmeler yapılacak" denildiğinin, dolayısıyla davacının aksi yöndeki iddialarının kabul edilebilir olmadığının açıkça ortaya konduğunu, nitekim mahkeme kararında da işin ayıplı olduğunun tespit edildiğini, bilirkişi raporlarının çelişkili olup, hükme esas almaya elverişli nitelikte olmadıklarını, 13.09.2023 tarihli kök raporda ''...Dosya kapsamında İnşaat Mühendisi Bilirkişisinin yerinde 12.09.2023 tarihinde incelemeler yapılmış ve bu incelemelerde yine aynı tespitler yapılmıştır. Faturalara göre işin toplam bedeli 1.854.749,00-TL olup, bu işlerde Alanya Asliye Ticaret Mahkemesine 2022/93 D.İş dosyası için 02/03/2022 keşif tarihli ayıplı iş bedeli 65.000-TL+Kdv (KDV DAHİL 76.700,00TL) hesaplanmış olup, dava tarihi tefe/üfeendeksinden bu bedelin 81.300-TL + KDV (KDV DAHİL 95.580,00TL)olacağı ve bu bedelin uygun olduğu görüşüne varılmıştır...'' sonucuna ulaşıldığını, taraflarca yapılan itirazlar sonucu alınan 02.01.2024 tarihli ek raporda ise "Kök raporumuzda 2022/93 D.İş dosyasında 20.03.2022 tarihli keşif ile tespiti yapılan 65.000 TL + KDV olacağı hesaplanmıştır" şeklinde görüşün değiştirildiğini ve bu ek rapor doğrultusunda da hüküm kurulduğunu ancak raporların tamamında ayıplı iş bedellerinin neye göre hesaplandığının, ek raporda neden dava tarihi TEFE/ ÜFE endeksinden vazgeçildiğinin bilinmediğini, bu belirsizliğin, tarafların haklarının tam olarak korunması açısından ciddi bir sorun teşkil ettiğini, iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi için detaylı ve objektif bir analiz yapılması ve ayıplı iş bedellerinin nasıl hesaplandığının kalem kalem açıkça belirtilerek, dava tarihindeki işçilik ve malzeme giderlerine göre hesaplama yapılması gerektiğini, 02.03.2022 keşif tarihi itibariyle tespit edilen ayıplı iş bedelinin dava tarihi itibariyle TEFE/ÜFE endeksi ile güncellenmesinin de müvekkili şirketin uğradığı zararın tespiti için yeterli olmayıp, ülkemizde yaşanan ekonomik değişiklikler ile mal ve hizmet bedellerinde meydana gelen artışlar gözetildiğinde TEFE/ÜFE değerlerinin ayıplı iş bedelini tespit etme noktasında eksik kalacağının tartışmasız olduğunu, bu nedenle, ayıplı iş bedellerinin dava tarihi itibariyle rayiç değerinin tespit edilmesi gerekirken, mahkemece bu yönde herhangi bir araştırma yapılmamasının hatalı olduğunu (Yargıtay 15. HD'nin 17.02.2014 tarih ve 2014/79 E- 2014/997 K, 17.03.2016 tarih ve 2015/4115 E- 2016/1741 K), netice itibariyle bilirkişi raporlarında tespit edilen ayıp bedelinin kabulünün mümkün olmayıp, davacının sözleşmeye aykırı ifası sebebiyle uğranılan zararlar da düşünüldüğünde, müvekkilinin karşı yana herhangi bir borcunun bulunmadığını, tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi ile görüleceği üzere, müvekkili tarafından sözleşmeyle üstlenilen tüm yükümlülüklerin eksiksiz ve zamanında yerine getirildiğini, davacıya yapılması gereken tüm ödemeler, yapılan iş karşılığında eksiksiz yapılmış olup, davacının ayıplı iş teslim etmesi ve müvekkilinin uğradığı zararlar karşısında bakiye alacak talep etmesinin mümkün olmadığını, eksik inceleme ve çelişkili raporlarla karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığının anlaşılmasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, davada hüküm altına alınan miktar ve istinaf edenin sıfatına göre kesin olmak üzere karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 4.584,87 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL + 1.146,22 TL olmak üzere toplam 1.573,82 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.011,05 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, 3-İstinaf talep eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 09.09.2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan e-imzalıdır

Üye e-imzalıdır

Üye e-imzalıdır

Katip e-imzalıdır

e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1064, K. 2026/901, T. 09.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1064-e-2026-901-k-589bfdb6090f