Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1324 E. 2026/1627 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1324
Karar No
2026/1627
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/1324

KARAR NO : 2026/1627

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 30/04/2026

NUMARASI : 2025/746 Esas - 2026/314 Karar

DAVA: Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/09/2026

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı ... A.Ş ile dava dışı ... Limited Şirketi arasında ticari kredi sözleşmesi akdedildiğini, kredi sözleşmesini davalı ... ile dava dışı ... ve ...' nun müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, anılan kredinin ödenmemesi üzerine dava dışı ... A.Ş tarafından borçlulara kat ihtarnamesi gönderildiğini, ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle borçluların temerrüte düştüğünü, bunun üzerine borçlular aleyhine İstanbul 8.İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu ... tarafından ödeme emrine 09/02/2023 tarihinde itiraz edildiğini ve itiraz üzerine takibin durduğunu, anılan icra dosyasında alacağın ... A.Ş' ye devredildiğini, huzurdaki dava açılmadan önce arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını, bu nedenlerle öncelikle itirazın iptali ve takibin devamı ile icra takibine konu alacağın likit olduğu da nazara alınarak İİK. 67/2. Maddesi gereğince red veya hükmolunan meblağın %20' sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından sunulan dava dilekçesinde dahi müvekkil ...'ın yerleşim yeri adresinin “Bakırköy/ İstanbul” olarak belirtildiğini, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin Bakırköy Ticaret Mahkemeleri olduğunu, müvekkilinin tacir sıfatı bulunmadığını, her ne kadar kefalet ... şirketinin ticari nitelikteki bir sözleşmesine ilişkin verilmiş olsa da müvekkilinin bu işlemdeki hukuki konumu ve sıfatının bireysel olduğunu, Kefalet sözleşmesinin kredi sözleşmesinden ayrı, banka ile kefil arasında kurulan bağımsız bir güvence sözleşmesi olduğunu müvekkilinin "tüketici" konumunda olduğunu, taraflar arasındaki kefalet ilişkisinin de bir ticari işlem niteliğinde olmayıp tüketici işlemi olarak kabul edilmesi gerektiğini, bu nedenle görevsizlik kararı verilerek dosyanın görevli tüketici mahkemelerine gönderilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, davacı ... Yönetim Anonim Şirketi'nin huzurdaki davaya konu alacağın kendisine temlik edildiğini ispatlayamadığını, davacı tarafça Beyoğlu 23. Noterliği'nin 27 Mayıs 2016 tarih ve ... yevmiye numaralı belgesinin sunulduğunu, ancak davaya konu İstanbul 8. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına ya da icra takibine konu kredi/kredi kartı (sözde) borçlarına ise bu temlik belgesinde ve ekli listelerinde hiçbir şekilde yer verilmediğini, kefalet sözleşmesinin hak düşürücü süre nedeniyle kendiliğinden sona erdiğini, dava konusu alacağın dayanağı olduğu iddia edilen kredi ve kefalet sözleşmelerinin yaklaşık olarak 2008 yılında imzalandığını, davaya konu icra takibinin ise 2022 yılında başlatıldığını, sözleşme tarihi ile takip tarihi arasında on yıllık hak düşürücü sürenin açıkça dolduğunu, yıllar boyunca gerek ... gerekse de kefiller tarafından ...'na muhtelif amaçlarla, muhtelif tarih ve tutarlarda birçok kez para yatırıldığını, borcu kabul anlamına gelmemekle beraber takasa konu edilecek ödemenin yapıldığı banka ve şube bilgilerinin tespiti ile ilgili araştırmaların devam ettiğini, zamanaşımı def’i ile birlikte takas def’ini de ileri sürdüklerini, davacının, huzurdaki dava aşamasında, takip talebine eklemediği bir kredi sözleşmesi, temlikname veya başkaca bir belgeyi mahkemeye sunarak bir ispat faaliyeti yürütmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacı tarafça yargılama sırasında takipte dayanmadığı herhangi bir belgeyi/delili mahkemeye sunmasına itiraz ettiklerini, banka tarafından kredi sözleşmesi tahtında kredi verme yükümlülüğünün ifa edilmediğini, ... tarafından kredi kartı harcaması yapılmadığını, ...A.Ş., kredi sözleşmesi uyarınca kredi tutarını ... Limited Şirketi'ne fiilen ödemediğini, aynı şekilde takibe konu edilen şekilde herhangi bir kredi kartı borcu da bulunmadığını, kullanıldığının ispat edilememesi sebebiyle de müvekkilin fer'i nitelikteki kefalet sorumluluğunun hiç doğmamış kabul edilmesi gerektiğini, dava dışı kefil ...' in davaya konu borçlar ile ilgili davacı ile anlaşma yaparak bir miktar ödeme karşılığında borçtan ibra edildiğinin taraflarınca haricen istihbar edildiğini, müteselsil kefillerden birinin alacaklı tarafından ibra edilmesi nedeniyle müvekkilinin sorumluluğunun sona erdiğini, kefalet borcunun muacceliyetinin ihbar edilmemesi nedeniyle müvekkilinin temerrütün sonuçlarından sorumlu olmadığını, takip öncesi işlemiş faiz miktarı ve oranının fahiş olduğunu, bir an için takibe konu edilen 2.646.188 TL tutarındaki işlemiş faizin (sözde) borcun doğduğu tarihten (2008 yılından) itibaren işleyen faiz olduğu varsayımında dahi; davaya konu takibe sadece ve açıkça 3 günlük bir faiz konu edildiğinden, (ayrı bir takibe ve yargılamaya konu etme hakkı saklı olmak kaydıyla) 2008 ila 04.12.2022 arası dönemlere dair işlemiş faizin huzurdaki davada tartışılması ya da hüküm altına alınabilmesi hukuken mümkün olmadığını, icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığını, davacı tarafın kötü niyetli olmasından bahisle müvekkili lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle görev ve yetki konusundaki itirazların kabulü ile davanın reddine, davanın esasına girilmesi halinde haksız ve mesnetsiz davanın reddine, davacının alacaklı olmadığı halde takibi başlatması sebebiyle takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşıldığından, kötü niyet tazminatının davacıdan tahsil edilerek taraflarına ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Davalı cevap dilekçesinde davacının davaya konu olan alacağı bankadan temlik aldığını ispatlayamadığı savunmasında bulunmuş ve ön inceleme duruşmasında "Davacı vekili tarafından sunulan devir sözleşmesi ekinde davaya konu takip alacağının yer almadığı, davacı vekili tarafından sonradan sunulan devir sözleşmelerinin ... Bankası A.Ş. İle yapılan sözleşmeye ilişkin olduğu anlaşıldığından, davacı vekiline davaya konu takibe ilişkin alacakların temlik alındığına dair belgeyi sunmak üzere 2 hafta kesin süre verilmesine, verilen kesin süre içerisinde sunulmadığı takdirde taraf teşkili bakımından dosyanın mevcut delil durumu ile değerlendirileceği hususunun ihtarına "şeklinde kurulan ara karar ile davacı vekiline süre verilmiş ve davacı vekili tarafından ara karar gereği bir kısım belgeler sunulmuş ise de ara karar gereği sunulan belgelerin içeriğinde takip konusu alacağın temlik alındığına dair bir bilgi bulunmadığı yalnızca ... ... Ltd. Şti'nin bir kısım çeklerinin yazılı olduğu, davaya konu takipte kredi sözleşmesine dayanıldığı dikkate alınarak, dava konusu takip alacağının temlik alındığına ilişkin belgeyi sunmak üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine, verilen kesin süre içerisinde sunulmadığı takdirde HMK 114/2. Maddesi gereğince mevcut dosya durumuna göre değerlendirme yapılacağının ihtarına şeklinde tekrar ara karar kurulmuştur. Her ne kadar davalı vekili 14/01/2026 tarihli ön inceleme tensip tutanağı ile taraflara dilekçelerinde gösterdikleri ve fakat sunmadıkları delilleri mahkemeniz dosyasına sunmak üzere 2 haftalık kesin süre verilmiş bu süreye uyulmaması halinde o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı ihtar edildiğinden ve bu süre zarfında davacı tarafça delil sunulmadığından tekrar ek süre verilmesinin hukuken mümkün olmadığı iddia olunmuş ise de ilk ihtarda hatalı olarak "sunulmadığı takdirde taraf teşkili bakımından dosyanın mevcut delil durumu ile değerlendirileceği" belirtildiğinden ihtar yenilenerek tekrar süre verilmiştir. Davacı vekilinin bu ara karara istinaden sunmuş olduğu 03/04/2026 tarihli dilekçe ekindeki belgelerin 04/06/2014 tarihli Alacak Devir Beyanı ile eki liste olduğu, bu listede yer alan icra dosyalarının takibe konu alacağa ilişkin olmadığı gibi dava dilekçesi ekinde yer alan 27/05/2016 tarihli Düzeltme Beyanında 04/06/2014 tarihli alacak devir sözleşmesinde sehven devredilen icra ve dava dosyaları ile ilgili işlem yapılmayacağı ve doğru hallerin düzeltilmesi konusunda tarafların mutabık kaldıkları hususunun belirtildiği, ekli listesinde ise Asıl borçlu ... ... Ltd. Şti''nin karşısında İstanbul 4. İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı dosyasının yer aldığı, bu dosyanın uyaptan celp edilerek incelenmesinde ise dava dışı borçlu ... şirketinin takipte yer almadığı dava dışı borçluların bulunduğu yalnızca kefil olarak davalının takip borçlusu olarak yer aldığı görülmüştür. İspat külfeti davacı da olup, husumet ilişkisi reddedildiğinden öncelikle bunun ispatlanması gerekmektedir. Davacı, temlik eden bankadan alacağı temlik aldığını ispatlayamamış olup geçerli husumetle başlatılmış usulüne uygun yapılmış bir takip bulunmadığından davanın özel dava şartı yokluğundan usulden reddine, ..." karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafından bankaya gönderilen müzekkerede temlik sözleşmesinin yer almadığını, yerel mahkeme tarafından temlik sözleşmesinin bankadan celbi, temin edilemez ise yerinde inceleme için dosyanın bilirkişiye tevdi gerektiğini, yerel mahkeme tarafından bu hususlar gözetilmeden eksik inceleme neticesinde hüküm kurulduğunu, davalı vekilinin mahkeme dosyasına sunduğu HMK.26. maddesine aykırı beyan dilekçeleri ile mahkemeyi yanılttığını ve baskı altına almaya çalıştığını, yerel mahkemenin bu dilekçeler esas alınarak usul kanununda yer alan "aydınlatma görevi"ni yerine getirmeden "hukuki dinlenilme hakkı"nı ihlal ederek istinafa konu kararı verdiğini, alacağın devri ile devredenin kişiliğine özgü olanlar dışındaki öncelik hakları ve bağlı hakların da devralana temlik olduğunu, temlik ile devralana geçen hakların kapsamına kefalet ve rehin gibi teminat haklarının dahil olduğunu, yerel mahkeme tarafından bu husus gözetilmeden hüküm kurulduğunu, yerel mahkeme kararında icra dosyasında asıl borçlunun olmadığına ilişkin gerekçenin yerinde olmadığını, yerel mahkeme tarafından ... Limited Şirketinin borçlu olduğu davalının kefil sıfatıyla müşterek müteselsil borçlu olduğu dosyaların değerlendirilmesi gerektiğini, davacı şirketin usulüne uygun bir şekilde davaya konu alacağı temlik aldığını, banka kayıtlarından davaya konu kredi sözleşmesinin davalı ... tarafından kefil sıfatıyla imzalandığı ve bu kredinin banka tarafından borçlulara ödendiği, kredinin geri ödenmediğinin açık bir şekilde görüldüğünü, dolayısıyla davalının borçlu olmadığına ilişkin iddiasını ispatla mükellef olduğunu, ancak davalının ispat külfetini yerine getirmediğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen usulden red kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın niteliği esastan ret olduğundan, davalı lehine

nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, somut olayda davacının takibinin haksız olduğunun davanın reddiyle sabit olduğunu, dosyadaki olguların, davacının kötüniyetini ortaya koyacak nitelikte olduğunu, Yerel Mahkemenin, davacının kötüniyetine ilişkin somut olguları

değerlendirmeksizin kötü niyet tazminatı talebini zımnen reddetmesinin (bu konuda hüküm kurmaması) eksik incelemeye dayalı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen usulden red kararının düzeltilerek ve davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesini ve davacının %20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE : Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan kredi alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.

İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacının icra takibine konu alacağı temlik alıp almadığı, davalı lehine hükmedilmesi gereken vekalet ücreti ve kötüniyet tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.

Davacı banka ile dava dışı ... Limited Şirketi arasında 27/03/2013 tarihinde 742.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalanmış ve davalı limitle müteselsil kefil olmuştur.

Davacı banka tarafından, kefillere çekilen Beyoğlu 10. Noterliğinin 27/05/2013 tarihli ihtarnameleri ile asıl borçlu ... Limited Şirketi'ne kullandırılan aylık taksit ödemeli ticari kredilerin, şirket kredi kartı, borçlu cari hesap kredisinin asıl borçluya gönderilen ihtarnameye rağmen ödenmemiş olması nedeniyle muaccel hale gelen kredi alacağının ödenmesi gerektiği ihtar edilmiştir.

Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı ve diğer takip borçluları hakkında, İstanbul 8. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "kredi" sebebine dayalı olarak toplam 3.179.485,02 TL alacağın tahsili istemiyle 26/12/2022 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, takip borçlusunun itirazı üzerine takip durmuştur.

Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.

Bir sübjektif hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bu nedenle, o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı da o hakkın sahibine aittir. Meselâ, bir alacak davasında davacı olma sıfatı o alacağın alacaklısına aittir. Alacak davası, o alacağın alacaklısından başka bir (üçüncü) kişi tarafından açılırsa, dava, davacı sıfatına sahip olmadığından (sıfat yokluğundan) dolayı reddedilir (Kuru, Baki/Arslan, Ramazan/Yılmaz, Ejder: Medeni Usul Hukuku, 22. Baskı, Ankara 2011, s. 234; Yılmaz, Ejder; Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Ankara 2012, s. 530).

Mahkemenin sıfat yokluğunu kendiliğinden (resen) gözetmesi gerekir. Çünkü sıfat yokluğu, bir defi değil, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olan bir itirazdır. Hâkim, kendisine sunulan dava malzemesinden (davalı veya davacının bildirdikleri vakıalardan, yani dava dosyasından) bir itiraz sebebinin varlığını (sıfat yokluğunu) öğrenirse, bunu kendiliğinden (resen) gözetir.

Davacı vekiline verilen süre uyarınca sunulan 03/04/2026 tarihli dilekçe ekinde Beyoğlu 23. Noterliğinin 04/06/2014 tarih ve ... YN'lu alacak devir beyanı ve eki listenin borçlu ... Limited Şirketi'nin yer aldığı liste sunulmuştur. Bu listede borçlu ... Limited Şirketi'ne ilişkin olarak İstanbul 4. İcra Müdürlüğünün ... E., İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün ... E., ... E. ve ... E. sayılı dosyaları bulunmaktadır. Bu aşamada, doğrudan davacı tarafından başlatılan dava konusu icra takibine konu alacağın, anılan listede bahsi geçen icra takipleri incelenerek bu takiplerin dayanağı alacaklara ilişkin olup olmadığının ortaya konulması gerekir. Ancak ilk derece mahkemesince bu yönde bir inceleme yapılmamıştır. Bu nedenle ilk derece mahkemesince eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmemiştir.

HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, kararın kaldırılma sebebine göre davalı vekilinin istinaf başvurusu bu aşamada incelenmeksizin davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.

KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle:

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,

2-Kararın kaldırılma sebebine göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine YER OLMADIĞINA,

3-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,

4-İstinaf başvurusu bu aşamada incelenmediğinden davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcı ile istinaf başvuru harcının istemi halinde kendisine iadesine,

5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.10/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1324, K. 2026/1627, T. 10.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1324-e-2026-1627-k-efcc15cce1a2