Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/809 E. 2026/886 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/809
- Karar No
- 2026/886
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2026/809 - Karar No:2026/886 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/809 KARAR NO : 2026/886 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ARA KARAR TARİHİ : 22.05.2026 NUMARASI : 2026/425 Esas
İHTİYATİ HACİZ TALEP EDEN/ DAVACI : VEKİLLERİ : Av. KARŞI TARAF/ DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) TALEP KONUSU : İhtiyati Haciz KARAR TARİHİ : 08/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 08/09/2026
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasında mahkemece ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen karara karşı ihtiyati haciz talep eden/ davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: İhtiyati haciz talep eden/ davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında H... Projesi’nin yapımı için 20.04.2012 tarihinde alt yüklenici sözleşmesi imzalandığını, söz konusu projenin yapımı sırasında 14.08.2013 tarihinde iş kazası meydana geldiğini, davalının işçisi olan dava dışı...'ın bu kazada yaralandığından bahisle müvekkili ve davalı aleyhine dava açıldığını ve müvekkili şirketin icra dosyasına ödeme yapmak zorunda kaldığını, İskenderun 1. İş mahkemesi'nin 2014/95 Esas sayılı dava dosyası ile açılan davada verilen kararın istinaf kanun yoluna başvurulması nedeniyle tehiri icra kararı alınması sırasında teminat yatırıldığını, kararın bozulması sonrası verilen ikinci karar sonrasında da tehiri icra kararı için teminat yatırıldığını, en son Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 04.07.2023 tarihli 2022/13227 E- 2023/496 Karar sayılı kararı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilerek, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesi sonucu İskenderun 3. İş mahkemesi'nin 20.11.2024 tarih ve 2024/296 E- 2024/36 K sayılı ilamı ile müvekkili şirket ile davalının, kaza tarihi olan 14.08.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 309.901,96 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi tazminattan müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulmalarına karar verildiğini, bu karara karşı davalı ve müvekkili şirket tarafından temyiz yoluna başvurulduğunu ve temyiz incelemesinin devam ettiğini, İskenderun 3. İş Mahkemesi’nin 2024/296 E- 2024/36 K sayılı kararının, dava dışı... tarafından icraya konulduğunu ve tehiri icra kararı alınmaması nedeniyle temyiz incelemesi devam ederken 05.02.2025 tarihinde İskenderun icra dosyasında yer alan teminatın, anılan dosyanın alacaklısı dava dışı... tarafından tahsil edildiğini, bakiye borç olan 317.992,00 TL'nin davalı tarafından ödenerek İskenderun icra dosyasının 14.03.2025 tarihinde infazen kapatıldığını, müvekkilinin farklı zamanlarda toplam 699.595,89 TL teminat ödemesi yapmak zorunda kaldığını, iş kazası dosyasında verilen son kararı takiben icra dosyasına müvekkilince ilave bir teminat ödemesi yapılmadığından, davalının 07.07.2025 tarihinde lehtarı olduğu sigorta poliçesine dayanarak, Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2025/490 Esas sayılı dosyası üzerinden müvekkili tarafından icra dosyasına yapılan ödemenin kendisine ödenmesi talebiyle ... A.Ş. aleyhine rücuen tazminat davası açıldığını ve davanın davalının talebi üzerine 09.03.2026 tarihinde müvekkiline ihbar edildiğini, müvekkilinin bu suretle davadan haberdar olduğunu, 23.03.2026 tarihinde müvekkilinin söz konusu dava dosyasına bir beyan dilekçesi sunarak; davalı ile müvekkili şirket arasında imzalanan alt yüklenici sözleşmesi (ve ekleri) gereğince, davalının iş kazalarından kaynaklanan ve müvekkilince ödenmek durumunda kalınan her türlü tazminattan müvekkili şirkete karşı sorumlu olduğunu ve bu hususun 6100 sayılı HMK’nun 61.maddesi uyarınca ihbar olunan söz konusu dava sonucunda verilebilecek herhangi bir karara bağlı bulunmadığı belirtilerek, davaya müdahale talebinin bulunmadığının bildirildiğini,
03.04.2026 tarihinde müvekkilinin icra dosyasına ödenen ve alt yüklenici sözleşmesi gereği davalının sorumluluğunda olan tutarların tahsili için davalı aleyhine Ankara 8. Genel İcra Dairesi’nin 2026/22932 sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlattığını, davalının 07.04.2026 tarihinde borca haksız olarak itiraz ettiğini, yine aynı tarihte takibin durdurulmasına karar verildiğini, bunun üzerine, 08.04.2026 tarihinde müvekkili şirket tarafından 6102 sayılı TTK'nın 5/a maddesi uyarınca ticari uyuşmazlıklarda dava şartı olan arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ve 2026/65330 dosya numarası ve 2026/6263 başvuru numarası üzerinden yürütülen arabuluculuk sürecinde 17.04.2026 tarihinde anlaşmama ile sonuçlandığını, alt yüklenici sözleşmesi gereğince, meydana gelen iş kazasından doğan zararlardan davalının sorumlu olduğunu ve dolayısıyla müvekkili şirketin ödemek zorunda kaldığı bedelin davalı tarafından müvekkili şirkete ödenmesi gerektiğini, davalının icra dosyasına yaptığı itirazın haksız olduğunu, müvekkili şirket ile davalı arasındaki sözleşme gereğince davalının, kendi personelinin iş kazasına uğraması sebebiyle doğacak zararlardan sorumlu olup, 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesinin 7. fıkrasına göre asıl işverenin, alt işverenin işçilerine karşı iş sözleşmesinden, kanundan veya toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumlu olduğunu, bununla birlikte, asıl işveren ile alt işverenin, aralarındaki alt işverenlik sözleşmesi ile kendi aralarındaki sorumluluğu ayrıca düzenleme hakkına sahip olduklarını, somut olayda da, müvekkilinin asıl yüklenicisi olduğu projenin yapımı sırasında meydana gelen iş kazalarıyla ilgili olarak tarafların sorumluluğu, taraflarca imzalanan alt yüklenici sözleşmesinin eki niteliğinde olan “Alt Yüklenici Sözleşmesi Genel Şartları”nda yer alan “33.0 Tazminat” başlıklı maddede düzenlendiğini, buna göre davalının, kendi personelinin uğradığı zararlar da dâhil olmak üzere, işlerin tasarımı, yürütülmesi ve tamamlanması ile herhangi bir kusurun giderilmesi sırasında ortaya çıkan veya bunlardan kaynaklanan tüm zararlardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak davalının Ankara 8. Genel İcra Dairesi’nin 2026/22932 sayılı icra dosyasına yaptığı itirazın iptaline, alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, müvekkilinin iki kez İskenderun icra dosyasına teminat yatırdığını ve icranın geri bırakılması kararı alındığını, davalının ise anılan dosya kapsamında bir kez bile icranın geri bırakılması kararı almadığını, bunun da davalının maddi durumundan kaynaklandığını, Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2025/490 Esas sayılı dosyasına sunulan dava dilekçesinde de açıkça bu durumu ikrar ettiğini, davalı tarafça kendi cebinden çıkmayan bir tutarın tahsil edilmesi için kendi sigortacısına dava açılmış olmasının ve tüm bunlara rağmen işbu davaya konu icra takibine kötü niyetli şekilde itiraz etmesi, halihazırda maddi olarak kötü durumda olduğunu bir başka dava dosyasında açıkça beyan ettiği dikkate alındığında, yargılama sürecinde mallarını kaçırması, üçüncü kişilere devretmesi veya tahsil kabiliyetini ortadan kaldıracak işlemlerde bulunması ihtimali kuvvetle muhtemel olmakla, dosya kapsamında ileride verilecek hükmün infazının imkânsız hale gelmemesi ve müvekkilinin telafisi güç zararlara uğramamasını temin etmek için İİK'nın 257 vd madde hükümleri uyarınca, davalı adına kayıtlı taşınır, taşınmaz ve üçüncü kişilerdeki her türlü hak ve alacaklar üzerine, işbu davaya konu alacak miktarını karşılayacak ölçüde ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece 22.05.2026 tarihli ara karar ile; alacağın varlığı ile muaccel olup olmaması yargılamayı gerektirdiği gibi İİK'nın 257/2 maddesi uyarınca borçlunun mal kaçırdığına yönelik yaklaşık ispat ölçüsünde delil de dosyada bulunmadığından, ihtiyati haciz isteminin bu aşamada yasal koşulları bulunmadığından reddine karar verilmiştir. İhtiyati haciz talep eden/ davacı vekili istinaf başvurusunda; ara kararın gerekçesiz olduğunu, ara kararda yalnızca davalının mal kaçırdığına yönelik yaklaşık ispat ölçüsünde delilin dosyada bulunmadığından bahisle ihtiyati haciz talebinin yasal koşullarının oluşmadığının belirtildiğini ancak neden yaklaşık ispat koşulunu sağlamadığına dair herhangi bir gerekçelendirme yapılmadığını, bu nedenle ara kararın denetime elverişli ve/ veya yeterli bir gerekçe içermediğini, Anayasa’nın 141/3. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılması gerektiğini, 6100 sayılı HMK'nın 297.maddesinde de gerekçede bulunması gereken hususların düzenlendiğini, kararların gerekçeli yazılması yükümlülüğünün, yalnızca nihai kararlar bakımından değil, tarafların hak ve menfaatlerini doğrudan etkileyen ve kanun yoluna tabi bulunan ihtiyati tedbir taleplerine ilişkin ara kararları bakımından da geçerli olup, aksi bir yaklaşımın, ihtiyati tedbir taleplerine ilişkin kararlarının kanun yolu denetimini fiilen işlevsiz bırakacağını, mantıki ve hukuki inceleme yapılmadan, maddi ve hukuki unsurların özet olarak ve yüzeysel bir biçimde tetkik edilmesi ve basit bir açıklama ile yetinilmiş olmasının sözde (görünüşte) gerekçe olduğunu, istinaf incelemesinin de, ara kararın hangi delillere dayanarak ve hangi hukuki muhakeme ile kurulduğunun anlaşılması halinde yapılabileceğini ancak ara kararda bu hususlar yer almadığından kararın bu haliyle denetlenebilir nitelikte de olmadığını, Yargıtay’a göre de, “kararların mutlaka doyurucu gerekçe taşıması gerektiği; kararlarda kullanılan yerleşik soyut ifadelerin gerekçe olarak kabul edilemeyeceği,… gerekçeye dayanmaması durumunda, kararların gerekçeli olmasına dair yorum gerektirmeyecek şekilde açık ve kesin kanun hükmüne aykırılık sebebiyle humk.'nun 573/2 maddesinde düzenlenen kabili tevil ve izah olmıyacak surette vazıh ve sarahati katiyei kanuniyeye mugayir karar verilmiş olması yönündeki sorumluluk halinin söz konusu olacağı; hakimin… uygulamada sıkça görüldüğü gibi soyut ve genel sözcüklerle sözde gerekçeye dayanmış olmasının yasal anlamda gerekçe olmadığı ve kanunun açık ve kesin buyruğuna aykırı davranış olmakla humk'nun 573/2 maddesine göre sorumluluğunun söz konusu olacağı; eldeki davaya konu kararın da yasa maddelerinin tekrarı olup soyut kaldığı ve yasal anlamda gerekçe kabul edilemeyeceği...açıktır” denildiğini (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24.11.2010 tarih ve 2010/4-551 E- 2010/598 K), ara kararın hiçbir neden sonuç ilişkisi içermediğini, ara kararın varılan sonucuna hangi delillerin incelenmesi neticesinde ulaşıldığını da açıklamadığını, ileri sürülen esaslı iddia ve delillerin değerlendirildiğini ve/ fakat neden reddedildiğini gösterir asgari bir gerekçenin yer almaması nedeniyle hukuki dinlenilme hakkının da ihlal edildiğini, dosya kapsamında yaklaşık ispatın sağlandığını, müvekkilinin yüklenicisi olduğu ... Projesi’nin yapımı için davalı ile 20.04.2012 tarihinde alt yüklenici sözleşmesi imzalandığını, davalının işçisinin 14.08.2013 tarihinde iş kazası geçirdiğini ve davalı ile müvekkili aleyhine dava açıldığını, tazminat davasında yapılan yargılama sonucunda İskenderun icra müdürlüğünün 2018/6803 sayılı dosyasına farklı zamanlarda toplam 699.595,89 TL tutarında müvekkilince teminat yatırıldığını, müvekkili şirket tarafından İskenderun icra dosyasına ilave bir teminat ödenmesi yapılmadığından 05.02.2025 tarihinde dosyada yer alan teminatın alacaklı işçi tarafından tahsil edildiğini, dosyada kalan borcun ise davalı tarafından ödenerek icra dosyasının 14.03.2025 tarihinde infazen kapatıldığını, bu nedenle müvekkili şirketin, alt yüklenici sözleşmesi uyarınca esasen davalının sorumluluğunda bulunan tutarın büyük bir kısmını ödemek zorunda kaldığını, devamında davalının, lehtarı olduğu sigorta poliçesine dayanarak 07.07.2025 tarihinde, Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2025/490 Esas sayılı dosyası üzerinden müvekkili şirket tarafından iskenderun icra dosyasına yapılan ödemenin kendisine ödenmesi talebiyle ... A.Ş. aleyhine rücuen tazminat davası açıldığını, 09.03.2026 tarihinde müvekkili şirkete ihbar edildiğini, davalının ise, müvekkili şirketin söz konusu kazayla ilgili olarak kendisine başvurmak için 10 yıllık süresi olduğunu, ancak kendilerinin sigorta poliçesinde kaynaklanan haklarının 2 yıllık zamanaşımı süresine tabii olduğunu belirttiğini, davalının, huzurdaki davaya konu alacak bakımından müvekkili şirkete karşı sorumlu olduğunu ve bu sorumluluk sebebiyle uğrayacağı zararı karşılamak adına sigortacısına dava açtığını beyan ettiğini, bu nedenle de İİK'nın 257.maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararının verilebilmesi için aranan yaklaşık ispat koşulunun sağlandığını (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 27.09.2023 tarih ve 2021/658 E- 2023/867 K), tedbir talebinde bulunanın, tedbir talebini içeren dilekçesinde, kanunda sayılmış tedbir sebeplerinden hangisine dayandığını, somut olgulara dayanarak belirttiğini ve bunu yaklaşık ispat ölçüsüyle ortaya koymuşsa da, bu durumun mahkemece, ihtiyati tedbir kararı verilmesi için yeterli sayıldığını, müvekkili tarafından İskenderun icra dosyasına yatırılan teminatların dava dışı... tarafından tahsil edilmiş olması nedeniyle müvekkili şirketin rücu alacağının, vadesi gelmemiş bir alacak niteliğinde olmayıp muaccel bir alacak niteliğinde olduğunu, nitekim kanun koyucunun, ihtiyati haciz sebepleri bakımından vadesi gelmiş ve vadesi gelmemiş alacaklar arasında ayrım yaptığını, İİK'nın 257/1 madde hükmünde, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş para alacakları bakımından alacaklının ihtiyati haciz talep edebileceğinin düzenlendiğini, bu nedenle muaccel olmuş para alacakları bakımından başka bir sebep aranmaksızın ihtiyati haciz talep edilebilmesinin mümkün olduğunu, muaccel para alacakları yönünden ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için borçlunun mal kaçırdığına veya kaçmaya hazırlandığına ilişkin ayrıca bir sebebin varlığının aranmadığını, somut olayda, müvekkilinin muaccel hale gelmiş rücu alacağı bakımından ihtiyati haciz talebinin değerlendirilmesinde davalının mal kaçırdığına yönelik yaklaşık ispat ölçüsünde delil sunulamadığı gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddedilmesinin isabetli olmadığını belirterek, mahkeme ara kararının kaldırılarak, teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir. Talep, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasında ihtiyati haciz istemine ilişkin olup, mahkemece ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen ara karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle mahkemece yapılacak yargılamada toplanacak delillere göre talep edilmesi halinde mahkemece her zaman değerlendirme yapılabileceğinin tabi bulunmasına göre, ihtiyati haciz talep eden/ davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati haciz talep eden/ davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf talep eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince KESİN olmak üzere 08/09/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır