Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/11490 E. 2026/413 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/11490
Karar No
2026/413
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1382 Esas, 2025/1057 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ...(Adıyaman) 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/356 Esas, 2023/406 Karar

Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı idare ve davalı ... vd. vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare ve davalı ... vd. vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle;.......... ili, ..., ... 1 22... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile davacı idare adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalılara ödenmesine, davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tesciline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare ve davalı ... vd. vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararda taşınmazın yüzölçümünün yazılmadığını, bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmeden karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, yaygın olmayan münavebe ürünlerinin hesaplama dahil edilmesinin ve münavebe ürünlerinin son 5 yıllık ortalamasının alınmamasının hatalı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda münavebeye alınan ürünlerin verim değerlerinin yüksek alınıp masrafın düşük alınarak kamulaştırma bedelinin yüksek belirlendiğini, kapitalizasyon faiz oranının taşınmazın özelliklerine göre belirlenmediğini, %10 objektif değer artış oranı uygulanmasının gereksiz ve hukuka aykırı olduğunu, kamulaştırma bedeline faiz uygulanmasının hatalı olduğunu, dava konusu taşınmazın kuru şartlarda tarım arazisi olarak değerlendirilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmaza belirlenen metrekare birim fiyatının fahiş derecede yüksek olduğunu, davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin doğru olmadığını ileri sürmüştür.

2.Davalılar ... vd. vekili istinaf dilekçesinde özetle; kamulaştırma bedeline uygulanan yasal faizin enflasyon karşısında değerini yitirdiğini, dava konusu taşınmaza belirlenen metrekare birim değerinin düşük olduğunu, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedeli belirlenirken kullanılan hesaplama yönteminin yanlış olduğunu, ürün verimlerinin minimum, masrafların ise maksimum alınarak hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, üretim masraflarının brüt gelirin 1/3'ü oranında alınması gerektiğini, objektif değer artış oranının düşük belirlendiğini, mütemmim cüz olarak belirlenen ağaçların fiyatlarının maksimum alınması gerektiğini, öncelikle adli yardım talebinin kabulünü, aksi hâlde, istinaf giderlerinin taraflarına iadesine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sulu tarım arazisi niteliğinde taşınmaza buğday, biber ve hıyar ürünleri münavebeye alınmak suretiyle ve dosya arasında bulunan 2022 yılı ... İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünün resmî veri cetveline uygun olarak ve davaya konu taşınmazın konumu vs özelliklikleri dikkate alınarak %10 objektif değer artışı eklenmek suretiyle sulu tarım arazisi niteliğindeki taşınmaza net gelirine göre değer biçilmesinin uygun bulunduğu, bu haliyle davaya konu taşınmaz bakımından dava tarihi olan 2022 yılı resmî verilerine göre net gelir hesabı ile netice itibarıyla metrekare birim değeri olarak 180,70 TL'nin tespit edilip kamulaştırma bedelinin hesaplanması ve zemin bedeline davacı idare tarafından hazırlanan kıymet takdir raporu ile uyumlu olacak şekilde verim çağında olamayan zeytin fidanlarının rayiç değere göre bedelinin eklenmek suretiyle dava konusu taşınmazın toplam kamulaştırma bedelinin hesaplanarak derhal davalı tarafa ödenmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ayrıca davalı taraf dava açılmasına sebebiyet vermemiş olup, 2942 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesi gereğince yargılama giderlerinden davacı idare sorumlu olduğundan ve davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi halinde Anayasa'nın 46 ncı maddesinde düzenlenen "taşınmazın gerçek karşılığının ödenmesi" ilkesi ve dolayısıyla da mülkiyet hakkı ihlali söz konusu olacağından, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 12055/17 başvuru numaralı ve 23.10.2018 tarihli kararı, Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı ve 09.05.2019 tarihli kararı (R.G. 01.06.2019/30791) ile Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 19.09.2019 tarih ve 2018/2081 Esas, 2019/14349 Karar sayılı kararı da dikkate alınarak, davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinde de bir isabetsizlik görülmediği, davalılardan ...'nın vefat etmesi üzerine, tüm mirasçılarına gerekçeli karar ve istinaf dilekçesi tebliği sağlandığı ve bir kısım davalılar vekili tarafından mirasçıların vekâletnameleri dosyaya sunulduğundan bu husus iade nedeni yapılmayarak davalı ...'nın tarafından sağlığında hazırlanan vasiyetname dosyaya sunulmuş ise de davaya konu taşınmazla ilgili bir vasiyetname olmadığından değerlendirme yapılmadığı gerekçeleri ile davacı idare ve davalılar ... vd. vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare ve davalılar ... vd. vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu maliki arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir esas alınarak değer biçilmesi yerindedir.

3. Dava konusu taşınmazın hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda belirtilen özelliklerine ve dosya kapsamına göre uygulanan kapitalizasyon faiz oranı ve objektif değer artış oranı uygun görülmüştür.

4. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması yerindedir.

5. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ... numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ve Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı, 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan kararı da göz önüne alındığında, davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi doğrudur.

6. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı idare ve davalılar ... vd. vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davalılar ... vd.den peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

14.01.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

(Karşı Oy)

KARŞI OY

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.

Bu nedenle somut olayda; bir kısım davalı tarafın, Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (Davalılardan ... v.d vekilinin “faize” ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, adı geçen davalılar yönünden 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir.

Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığım “Onanma Kararı”na (faize ilişkin yönüyle) ve faizle ilgili 4 No’lu “Gerekçe/Değerlendirme”sine, adı geçen davalılar yönüyle açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 14.01.2026

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/11490, K. 2026/413, T. 14.01.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-11490-e-2026-413-k-825dc6a140cb