Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/13751 E. 2025/10294 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/13751
Karar No
2025/10294
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1527 Esas, 2024/916 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: Alanya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/68 Esas, 2023/97 Karar Taraflar arasındaki 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 23 üncü maddesi uyarınca geri alım istemli davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davaya konu taşınmazın kök parseli olan Antalya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 913 parsel sayılı taşınmazın 1.888,00 m² yüzölçümündeki kısmının kamulaştırılması nedeni ile İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü’nce açılan tescil davası sonucunda Alanya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 24.04.1992 tarihli ve 1992/135 Esas, 1992/155 Karar sayılı kararı ile 913 parsel sayılı taşınmazın 1.888 m² lik kısmının kamulaştırma nedeniyle Maliye Hazinesi adına tesciline karar verildiği, kamulaştırılan kısmın 2343 parsel numarası alarak Maliye Hazinesi adına tescil edildiğini, birden fazla yapılan kamulaştırmalar sonucu 9.604 m²lik taşınmazın yalnızca 4.211,95 m²lik kısmı mülk sahipleri olan müvekkillerine kaldığını geri kalan kısmının sözde kamu yararı amacıyla kamulaştırıldığını müvekkillerine kalan kısmın da tamamının daha sonra belediyece yapılan imar düzenlemesi kapsamında yol, yeşil alan, park ve trafo alanı olarak belirlendiğini, mağduriyet üzerine ... ve ...’ın kalan 2772 parsel sayılı taşınmazdaki hisselerini dava dışı ...'a devrettiklerini, 9.604 m²lik taşınmazın tamamına, hak sahiplerine ve akdi haleflerine 1 m² alan dahi bırakılmadan tecavüz edilerek mülkiyet hakkına ağır bir şekilde orantısız müdahalede bulunulduğunu, hak sahiplerinden ...’ın vefat ettiğini, tek yasal mirasçısının ... olduğunu, bu davada Antalya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 2343 parsel sayılı 1.888 m² alana sahip arsa niteliğindeki taşınmazın dava konusu olduğunu, taşınmaz kamulaştırılmış ise de tescil tarihinden bu yana hiç bir şekilde kullanılmadığını 30 yıla yakın bir süredir kamu yararı amacıyla kullanılmayan, üzerinde hiç bir şey yapılmayan bu taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkına orantısız bir şekilde müdahale edildiğini, yapılan işlemde kamu yararının olmadığını, ayıplı kamulaştırma işlemi sonucunda mülkiyet haklarının ihlal edildiğini, neredeyse 30 yıldır taşınmazını kullanamadığını, semerelerinden yararlanamadığını, taşınmaz bugün itibariyle kamulaştırılmış olsaydı müvekkiline ödenmesi gereken kamulaştırma bedelinin 30 yıl kadar önce ödenen bedelden fahiş derecede farklı olacağını, bu durumun mülkiyet hakkına orantısız bir müdahale niteliğinde olduğunu dilekçesinde belirtilen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarından görüleceği üzere kamulaştırılan taşınmazın kamulaştırma amacına uygun düzenlemeler için makul bir sürede kullanılmamasının bireylerin mülkiyet haklarına orantısız bir şekilde müdahale olacağı ve böylece mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucunu doğurduğunu belirterek davalı adına kayıtlı ... ilçesi ... Mahallesi 2343 parsel sayılı taşınmazın, ayıplı kamulaştırılması ve davacının 1/2 hissesi nedeniyle doğrudan, kardeşi ...'a ait 1/2 hisse nedeniyle ise miras hakkına dayalı olarak dolaylı yoldan ihlal edilmiş olan mülkiyet hakkına yönelik bu ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için davalı adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tapuya kayıt ve tesciline, aksi hâlde taşınmazın tamamının güncel değerinin, dava tarihinden itibaren kamu alacakları için uygulanan en yüksek faiz ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline tazminat olarak ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, Alanya Asliye Hukuk Mahkemesinin 1992/135 Esas, 1992/155 Karar sayılı kararının hüküm kısmında, davalılara ait 35 pafta, 913 parsel nolu taşınmazın imar planında Emniyet Müdürlüğü için ayrılan 1.888,00 m² yüzölçümlü bölümünün 2942 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesi uyarınca iptali ile davacı Hazine adına tesciline karar verildiğini, söz konusu kararın hüküm kısmına istinaden 02.06.1994 tarihinde Alanya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.04.1992 tarihli ve 1992/135 Esas, 1992/155 Karar sayılı kararı gereğince kamulaştırma yoluyla Hazine adına hükmen tescil edildiğini, dava konusu taşınmazın kamulaştırma amacına uygun olarak tahsisli olduğunu, işbu davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki açıklamalarını tekrarlayarak özetle; kararın hukuka aykırı olduğunu, kararın, ... Noterliği'nin 28.12.2021 tarihli ve ... yevmiye sayılı işlemi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 125/2 maddesi uyarınca dava konusunu devir alan müvekkili davacı ... adına istinaf edildiğini, mahkemece verilen hükmün mülkiyet hakkına yapılan orantısız ve ağır müdahalenin sonuçlarını ortadan kaldırmadığını, yapılan kamulaştırma işleminin müvekkiline aşırı bir külfet yüklediğini, taşınmazın zaman içindeki artı değerinden müvekkilinin yoksun bırakıldığını, dilekçesinde yer verdiği Anayasa Mahkemesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları çerçevesinde ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini, dava konusu taşınmazın 30 yılı aşkın bir süre önce Maliye Hazinesi adına kamulaştırıldığı tarihten bu yana, kamulaştırma amacına veya kamu yararına uygun herhangi bir şekilde kullanılmadığını, bu hususun Alanya 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2020/84. D. iş sayılı dosyası üzerinden yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi ile tespit edildiğini, 05.01.2021 tarihli bilirkişi raporu ile dava konusu yerin hala boş vaziyette olduğu, üzerinde herhangi zirai ve inşaai bir faaliyetin olmadığının tespit edildiğini, 30 yıl öncesi yerine bugün itibariyle kamulaştırılmış olsaydı müvekkiline ödenmesi gereken kamulaştırma bedelinin çok farklı olacağını, taşınmazın yıllar içinde oluşan artı değerinden müvekkilinin yoksun bırakılmasının hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığını, mülkiyet hakkının ihlal edildiğini belirterek kararın kaldırılmasına incelemenin duruşmalı olarak yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 2942 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesine göre mal sahibinin taşınmazı geri alma davası açabilmesi; kamulaştırma bedelinin kesinleşmiş olması, 5 yıllık bekleme süresinin dolmuş olması davanın 1 yıl içinde açılmış olması, taşınmaz malın olduğu gibi bırakılması ve ödenen kamulaştırma bedelinin faizi ile iade edilmesi şartlarına bağlıdır. Dosya içeriğinden, davaya konu taşınmazın kök parseli olan Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi 913 parsel sayılı taşınmazın 1.888,00 m² yüzölçümündeki kısmının kamulaştırılması nedeni ile İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü’nce açılan tescil davası sonucunda Alanya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 24.04.1992 tarihli ve 1992/135 Esas, 1992/155 Karar sayılı ilamı ile 913 parsel sayılı taşınmazın 1.888 m² lik kısmının kamulaştırma nedeniyle Maliye Hazinesi adına tesciline karar verildiği, kararın onama ve Yargıtay 18. Hukuk Dairesi’nin 28.05.1993 tarihli ve 1993/5260 Esas, 1993/7336 Karar sayılı kararı ile karar düzeltme talebinin reddine karar verilmesi üzerine kesinleştiği, ifrazen oluşan 1.888,00 m² lik kısmın 2343 parsel numarası ile arsa niteliği ile Maliye Hazinesi adına tescil edildiği, dava konusu taşınmazın 1/1000 ölçekli uygulama imar planında resmi kurum alanı olarak planlandığı, Maliye Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğü’nün 25.05.2015 tarihli yazısına göre davaya konu taşınmazın lojmanlı hizmet binası yapılmak üzere İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü’ne tahsisli olduğu, 06.04.2021 tarihli yazıya göre de tahsisin devam ettiği, taşınmaz kamulaştırma amacı dışında kullanılmadığı gibi halen Maliye Hazinesi adına tapuda kayıtlı olduğu, kamulaştırma amacına uygun tahsisin devam ettiği, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 23 üncü maddesi gereğince, ancak şartları oluşmuş ise mal sahibinin geri alma hakkından söz edilebileceği, kamulaştırmadan önceki mal sahibinin tazminat talep hakkının bulunmadığı, öte yandan yasada belirtilen süreler geçtikten sonra kamulaştırılan taşınmaz malda hakları bulunduğu iddiasıyla eski malikleri veya mirasçıları tarafından, idareden herhangi bir sebeple hak, bedel veya tazminat talebinde bulunulamayacağı, dava açılamayacağı açıkça düzenlendiğinden İlk Derece Mahkemesince verilen kararda usul ve kanuna aykırılık görülmediğinden davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde istinaf dilekçesini tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, temel olarak kamulaştırma yolu ile idareye devredilen; ancak davalı tarafından kamulaştırma ve devir amacına uygun hiçbir işlem veya tesisat yapılmayarak olduğu gibi bırakılan taşınmazın iadesi olmadığı takdirde kamulaştırma sonrasında oluşan değer artışı karşılığının tahsili istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/13751, K. 2025/10294, T. 02.07.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-13751-e-2025-10294-k-5ea0f29e1964