Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/14013 E. 2025/10195 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/14013
- Karar No
- 2025/10195
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI: 2023/1645 Esas, 2024/2745 Karar DAVA TARİHİ: 09.01.2015 KARAR: Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: Adalar Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2018/102 Esas, 2023/126 Karar Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde taşınmazın mahkeme kararı ile iptalinden kaynaklanan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada İlk Derece Mahkemesince davanın davalı ... yönünden pasif husumetten reddine, davalı Hazine yönünden tapu iptali ve tescil talebinin reddine, tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yeniden yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın davalı ... yönünden pasif husumetten reddine, davalı Hazine yönünden tapu iptali ve tescil talebinin reddine, tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ile davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz, davalı Hazine vekili tarafından katılma yoluyla temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 114 ada 12 parsel sayılı taşınmazı tapu siciline güvenerek 29.07.1985 tarihinde satın aldığını, satın aldığı tarihte taşınmazın üzerinde herhangi bir şerh ve takyidat vb. bulunmadığını, satış tarihinden 14 yıl sonra davacının da aralarında bulunduğu tapu kayıt maliki hissedarlara karşı davalı Hazine tarafından tapu iptal ve tescil istemiyle açılan davada, dava konusu taşınmazın 2/B alanında kaldığından bahisle tapusunun iptal edildiğini, davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığını, davacının mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini, kabul edilmediği takdirde taşınmaz bedelinin tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazla ilgili olarak ... tarafından Hazineye karşı tapu iptal ve tescil istemiyle açılan davada, Adalar Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/43 Esas, 2011/96 Karar sayılı kararı ile 56 nolu Orman Kadastro Komisyonu tarafından yapılan 2/B uygulamasına ilişkin işlemlerin yok hükmünde olduğunun tespitine, taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildiğini, taşınmazın 03.04.2012 tarihinde orman vasfıyla Hazine adına tescil edildiğini, doğal servet ve kaynak niteliğindeki ormanların özel mülkiyete konu olamayacağını, tapuya güven ve iyiniyetten söz edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verildiğini ve söz konusu kararın kesinleştiğini, özel mülkiyete konu olamayacağını, zilyetlik ve zamanaşımı ile kazanılamayacağını, davalı idareye husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın davalı ... yönünden pasif husumet yokluğundan reddine, davalı Hazine yönünden tapu iptali ve tescil talebinin reddine, tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tazminat istemi yönünden davanın tümden kabulü gerektiğini, hüküm altına alınan bedelin taşınmazın gerçek değerini yansıtmadığını, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, rapora karşı itirazlarının karşılanmadığını, hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, davacının mağdur edildiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 2. Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süre ve zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, davalı Hazineye husumet yöneltilemeyeceğini, orman kadastrosunun 1942 yılında kesinleştiğini ve itiraz görmediğini, dava konusu taşınmazın Adalar Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/43 Esas, 2011/96 Karar sayılı kesinleşmiş ilamı ile 03.04.2012 tarihinde orman vasfı ile Hazine adına tescil edildiğini, taşınmazın iyiniyetle iktisap edildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde, Hazine lehine orman sınırları dışına çıkarıldığı, inşaat yasağı bulunduğu ve ağaçlandırılacak alanda kaldığının bildirildiğini, doğal servet ve kaynak niteliğindeki ormanların özel mülkiyete konu olamayacağını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun usul ve kanuna aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazın arsa vasfında değerlendirilemeyeceğini, davanın tümden reddi gerektiğini, davalı Hazine aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla dava tarihi itibarıyla vasfı arsa olarak belirlenen dava konusu taşınmaza resmi veriler ışığında emsal satış yöntemiyle, aynı parsele ilişkin diğer hissedarlar tarafından açılan Adalar Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/114 Esas, 2017/23 Karar sayılı kararının temyiz incelemesinden geçtiği de dikkate alınarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekili ile davalı Hazine vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4 - 383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir. 3. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan güven duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir. 4. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir. 5 Dava konusu taşınmazın 164/7806 payının davacı tarafından 29.07.1985 tarihinde satın alındığı, ardından taşınmazın 2/B vasfında olduğundan bahisle orman idaresi tarafından tapu kaydının beyanlar hanesine 05.09.1995 tarihinde şerh konulduğu ve Hazine tarafından Adalar Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/9 Esas, 2022/215 Karar sayılı dosyasında açılan dava sonucunda, taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi uyarınca tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline karar verildiği, kararın 27.07.2009 tarihinde kesinleştiği, akabinde bahse konu orman sınırı dışına çıkartılması işleminin yok hükmünde olduğu ve taşınmazın tamamının orman sınırları içerisinde kaldığından bahisle tapu iptali ve orman vasfıyla Hazine adına tescili istemiyle ... tarafından açılan dava sonucunda ise, Adalar Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/43 Esas, 2011/96 Karar sayılı kararı ile taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verildiği, kararın temyiz incelemesinden geçerek 26.01.2012 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 19.01.2015 tarihinde 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığı anlaşılmaktadır. 6. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza emsal incelemesi yapılarak değer biçilmesinde ve taşınmazın bedelinin 4721 sayılı Kanun'uun 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 7. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekili ile davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.