Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/2287 E. 2025/10288 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2287
Karar No
2025/10288
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2776 Esas, 2024/3402 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 20. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/342 Esas, 2023/167 Karar Taraflar arasında görülüp kesinleşen tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, Bölge Adliye Mahkemesince ise İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiş, hüküm Yargıtayca onanarak kesinleşmiş, davacılar tarafından Anayasa Mahkemesine yapılan 2019/11980 numaralı bireysel başvurusunun kabulü ile Mülkiyet Hakkının İhlal edildiğine ve yeniden yargılama yapmak üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesince yeniden yargılama yapılarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Asıl ve birleştirilen dava davacıları vekili Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru ile sunduğu dilekçesinde özetle; İstanbul ili, ... ilçesi, ... Beldesi cilt: 31, sayfa: 74, sıra no: 1,2,3, ve 4 deki parsellerin davacının babası ... tarafından 11.08.1977 tarihinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile ...'den satın alındığını, Beykoz Asliye Hukuk Mahkemesinin 1986/869 Esas, 1989/352 Karar sayılı ilamı ile ... adına olan tapu kaydının iptalini ve ... adına tesciline karar verildiği, bu kararın Yargıtay temyiz kararından geçerek onandığını ve kesinleştiğini, iş bu taşınmazın Ümraniye 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2008/233 Esas, 2010/53 Karar sayılı ilamı ile Orman vasfında olması nedeniyle Hazine adına tesciline karar verildiğini ve bu kararın 13.06.2011 tarihinde kesinleştiğini, her ne kadar davacıların babası ...'ın Beykoz Asliye Hukuk Mahkemesince kesinleşmiş kararı ile malik olmuş ise de henüz adına tescil işlemi yapılmadan Ümraniye 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde tapu iptali ve tescil davası açıldığını ve bu davada tapusu iptal edilen ... adına olan tapu kaydının iptali ile taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verildiğini ve bu nedenle davacının babasının maliki bulunduğu dava konusu taşınmazın tapu kaydının orman niteliğinde olması sebebi ile iptal edildiğini ve murisin taşınmazına hiç bir bedel ödenmeden alındığını belirtilerek parsellerin gerçek değeri tespit edilerek şimdilik 10.000,00 TL tazminatın tapunun iptal tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir. 2. Anayasa Mahkemesinin 2019/11980 başvuru numaralı kararı ile somut olayda, mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ve ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; tazminat isteminin zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak 10 yılın geçmesi ile zaman aşımına uğrayacağını, mahkeme kararının kesinleşme tarihi incelendiğinde, davanın zaman aşımına uğradığının anlaşıldığı ve bu nedenle öncelikle davanın zaman aşımı yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmaz devlet ormanı olduğundan dolayı özel mülkiyete konu olamayacağı, zilyetlikle ve zaman aşımı ile kazanılmasının mümkün olmadığı, Ümraniye 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2008/233Esas, 2010/53Karar sayılı ilamının incelenmesinden de anlaşılacağı üzere ortada kurucu nitelikte bir tapu kaydının bulunmadığını belirtilerek 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesinde belirtilen şartlar oluşmadığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, tapu kütüğünün aleni olup, yapılan işlemlerin ilgili tarafından her zaman öğrenilebileceğini, yapılan işlemden haberdar olunmadığına yönelik iddialarının hayatın olağan akışına uygun olmadığını, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesine göre Hazinenin sorumlu olabilmesi için tapu sicilinin tutulmasından zararın doğmuş bulunması, memurun hukuka aykırı eyleminin olması, zarar ile eylem arasında illiyet bağı bulunması ve zararın kesin olarak gerçekleşmesi gerektiğini, tapu sicilinin tutulması ile düzenlenmesinin farklı işlemler olduğunu, tapu sicilini düzenleyen idare ve kişiler, tapu sicili müdürlüğü dışında olduğunu, kadastro müdürlüğü açısından ise dava konusu zarara neden olan işlem kadastro çalışmaları sırasında gerçekleşmiş idari bir işlem olduğunu, gerek taraflarına, gerekse ilgili idaresi tarafından yapılan işlemler mevcut kanunların uygulanmasından ibaret olduğunu, davalı idarenin gerek taşınmazın bedeli gerekse de oluşan maddi zarar anlamında bir tazmin sorumluluğunun olmadığını, devletin sorumluluğun da sicili düzenleyen işlemler için olmadığından davanın reddinin gerektiğini, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereği tazminat şartlarının oluşmadığını, dava konusu olayda herhangi bir memur işlem hatası, sicilin hukuka aykırı şekilde tutulduğuna ilişkin ifadesi olmadığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların murisi adına tesciline kararı verilen tapu kayıtlarının orman tahdidi içinde olması nedeniyle iptal edilerek orman vasfı ile hazine adına tesciline karar verilmesi sebebiyle 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca Hazinenin kusursuz sorumluluğunun bulunduğu, davacıların zararının karşılanması gerektiği, Anayasa Mahkemesince mülkiyet hakkının ihlaline ilişkin verilen kararın bağlayıcılığının bulunduğu, dava konu taşınmazların dava tarihi itibarıyla arsa niteliği ve emsal satış yöntemiyle değerinin usulüne uygun olarak tespit edildiği, takdir edilen bedelin adil ve hakkaniyete uygun olduğu, vakıa ve hukuki değerlendirme yönünden mahkemece verilen kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/2287, K. 2025/10288, T. 02.07.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-2287-e-2025-10288-k-5a0c59819e8b