Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/11678 E. 2025/10194 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/11678
Karar No
2025/10194
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2001 Esas, 2024/2153 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: Samsun 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/123 Esas, 2024/366 Karar Taraflar arasındaki taşınmazın mahkeme kararı ile iptalinden kaynaklanan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin asıl ve birleştirilen davalarda yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, Miktar veya her paydaş için değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın her paydaş için değeri kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun'un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Birleştirilen 2024/155 Esas sayılı davanın davacılarının her biri yönünden hüküm altına alınan ve temyize konu edilen miktar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla, işbu birleştirilen davanın davacıları yönünden davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı ... vekilinin asıl davanın davacıları ile birleştirilen 2024/111 Esas sayılı davanın davacısı ... yönünden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekili dava dilekçelerinde özetle; davacıların maliki olduğu Samsun ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1679 ada 16 parsel sayılı taşınmazın toplam 16.913,36 m²lik kısmının orman alanında kaldığından bahisle tapu iptali ve tescil istemiyle açılan davada, Samsun 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/19 Esas, 2022/257 Karar sayılı kararı ile tapusu iptal edilerek orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildiğini, işbu kararın 08.02.2023 tarihinde kesinleştiğini, davacıların mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek davacıların uğradıkları zararın tazminini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı Hazineye husumet yöneltilemeyeceğini, tapu iptal ve tescil davasının Orman Genel Müdürlüğü tarafından açıldığını, davanın zamanaşımına uğradığını, aksinin kabulü halinde dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edilebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davaların kabulüne ve belirlenen tazminat bedelinin 08.02.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Hazineden tahsili ile davacılara payları oranında ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı Hazineye husumet yöneltilemeyeceğini, davanın zamanaşımına uğradığını, asıl ve birleştirilen davaların reddi gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun usul ve kanuna aykırı olduğunu, net gelir metoduna göre dava konusu taşınmaza değer biçilirken uygulanan kapitalizasyon faiz oranının hatalı olduğunu, objektif değer artışı uygulanmaması gerektiğini, hüküm altına alınan tazminat miktarının yüksek olduğunu, faize ilişkin tesis edilen hükmün usul ve kanuna aykırı olduğunu, asıl alacağa tapu iptal ve tescil davasının kesinleşme tarihinden itibaren faiz yürütülmesinin hatalı olduğunu, asıl alacağa ancak dava tarihinden itibaren, ıslah edilen kısma ise ıslah tarihinden itibaren faiz işletilebileceğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının asıl ve birleştirilen davalar yönünden kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazın orman niteliğinde olduğu gerekçesiyle tapusunun iptal edildiği, her ne kadar ormanların özel mülkiyete konu olması mümkün değil ise de tapu sicili hatalı olarak tutulduğundan Devletin kusursuz sorumluluğunun bulunduğu ve davacıların zararının tazmini gerektiği, hasım olarak Hazinenin gösterilmesinde ve asıl alacağa tapunun iptaline ilişkin mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren faiz uygulanmasında, arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza net gelir metoduna göre değer tespitinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın asıl ve birleştirilen davalar yönünden bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4 - 383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir. 3. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan güven duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir. 4. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir. 5. Dosyadaki bilgi ve belgelerden; dava konusu taşınmazın 1972 yılında yapılan tapulama çalışması ile tarla vasfıyla davacıların murisi ... adına tespit ve tescil edildiği, taşınmazın bir kısmının 04.10.2012 tarihinde kesinleşen orman tahdit sınırları içinde kaldığı ve tapu kaydının beyanlar hanesine 17.09.2014 ile 16.11.2018 tarihlerinde bu yönde şerh konulduğu, akabinde taşınmazın davaya konu edilen kısmının Orman Genel Müdürlüğü tarafından açılan dava sonucunda, Samsun 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/19 Esas, 2022/857 Karar sayılı kararı ile tapu kaydının iptaline ve orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verildiği, kararın temyiz incelemesinden geçerek 08.02.2023 tarihinde kesinleştiği, eldeki asıl davanın 08.02.2023 tarihinde, birleştirilen davaların ise 22.02.2024, 11.03.2024 tarihlerinde 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığı anlaşılmaktadır. 6. Kuru tarım arazisi niteliğindeki dava konusu taşınmaza net geliri esas alınarak değer biçilmesinde ve taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsili ile değerlendirme tarihi tapu iptal ve tescil davasının kesinleşme tarihi olduğundan taleple bağlı kalınarak 08.02.2023 tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 7. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Davalı ... Vekilinin Birleştirilen 2024/155 Esas Sayılı Davanın Davacılarına İlişkin Temyizi Yönünden; Davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinin miktar yönünden REDDİNE, B. Davalı ... Vekilinin Asıl Davanın Davacıları ile Birleştirilen 2024/111 Esas Sayılı Davanın Davacısı ...'e İlişkin Temyizi Yönünden; Davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davalı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/11678, K. 2025/10194, T. 01.07.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-11678-e-2025-10194-k-b045ff37d948