Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2023/11767 E. 2025/10377 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/11767
Karar No
2025/10377
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/178 Esas, 2021/2274 Karar KARAR: Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/291 Esas, 2019/515 Karar Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkin davada yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle 221 sayılı Amme Hükmi Şahısları veya Müesseseleri Tarafından Fiilen Amme Hizmetlerine Tahsis Edilmiş Gayrimenkuller Hakkında Kanun (221 sayılı Kanun) uyarınca hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu İstanbul ili, Beykoz ilçesi, ... Mahallesi 101 ada 3 parsel (eski 101 ada 1 parsel) sayılı taşınmazın müvekkillerinin murisi ... adına kayıtlı iken usulüne uygun bir kamulaştırma yapılmaksızın hukuka aykırı olarak tapu kaydının iptal edildiğini belirterek kamulaştırmasız el atılan taşınmazların bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın üzerinde bir adet çeşme bulunduğunu, bu bölgeden tarihi ... Hattının geçtiğini, taşınmazın 221 sayılı Kanun ile kamulaştırılmış bir taşınmaz olduğunu, 221 sayılı Kanun uyarınca taşınmaz bedelinin hak düşürücü süre içinde talep edilmediğini ve dava açma hakkının süre yönünden ortadan kalktığını, süresinde açılmayan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili idare adına verilen tescil kararının 221 sayılı Kanun’a uygun olduğunu, bu nedenle yolsuz tescil olarak nitelendirilemeyeceğini ileri sürmüştür. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve el atma tazminatının davalı idareden tahsil edilerek davacılara ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; vakıf suları ve vakıf sularına ait tarihi su yolları, menba alanları, galeri hattı, su kemerleri vb yapıların mülkiyeti, bakım, onarım ve işletilmesinin 1926 yılında yürürlüğe giren 831 sayılı Kanun ile İstanbul Belediyesine verildiğini, 1933 yılında yürürlüğe giren 2226 sayılı Kanun ile ... İdaresine devredildiğini, söz konusu tüm hak ve sorumlulukların 1982 yılında 2560 sayılı Kanun ile kurulan müvekkili idareye bırakıldığını, bu kapsamda 221 sayılı Kanun çerçevesinde 1961 ile 1981 yılları arasında tek bir kararla değil muhtelif taşınmazlara ilişkin muhtelif mahkeme kararları ile müvekkili idare adına tescil kararları verildiğini, nitekim bu gerekçeyle 221 sayılı Kanun’a dayanılarak dava konusu taşınmazın müvekkili idare adına tesciline karar verildiğini, kadastro tespitinin 1951 yılında gerçekleştirildiğini, 221 sayılı Kanun uyarınca taşınmaz bedelinin hak düşürücü süre içinde talep edilmediğini ve dava açma hakkının süre yönünden ortadan kalktığını, süresinde açılmayan davanın reddine karar verilmesini, taşınmazın vakıf malı niteliğinde olduğundan özel mülkiyete konu olamayacağını, kadastro tutanağında taşınmazın ... Vakfından olduğunun belirtildiğini, vakıf su hattında kaldığının böylece anlaşıldığını, müvekkili idare adına yapılan tescilin yolsuz olduğu kabul edilse bile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 712 nci maddesi uyarınca 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gözetilerek müvekkili idare adına olan tescilin yolsuz tescil olmaktan çıktığını, tapu kaydının iptali talep edilemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin yüksek olduğunu ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmaz tapulu olup 21.11.1941 tarih ve 6 sıra numaralı tapu kaydı bulunduğu, kadastro sırasında taşınmaza bu tapu kaydının uygulandığı, ...'in 1/2 payının bulunduğu, kadastro tutanağının düzenlendiği tarih Temmuz 1952 olup kadastro tutanağına iki aylık askı süresinde itiraz edilmediğinden 26.04.1952 tarihinde kesinleştiği, dava konusu taşınmazın 221 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 12.01.1961 tarihinde kadastro tespitinin kesinleşmesi Kanun'da öngörülen iki yıllık süre içerisinde davanın açılmamış olması karşısında İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle 221 sayılı Kanun uyarınca hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazda 1956 yılından önce idarenin fiili bir kullanımının bulunmadığını, teknik bilirkişiler tarafından bu hususun yargılama sırasında detaylı olarak incelendiğini ancak net olarak tespit edilemediğini, 1946 ila 1982 yıllarına ait hava fotoğraflarında isale hattına ve inşaatına ilişkin bir emarenin bulunmadığını, dolayısıyla 221 sayılı Kanun’un uygulanamayacağını, Beykoz Asliye Hukuk Mahkemesinin 1966/58 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılamada taraf teşkili sağlanmadığından hasımsız yürütülen bu davada verilen karar sonucunda yapılan tescilin yolsuz tescil olduğunu, bu gerekçeyi taşıyan Yargıtay 5. Hukuk Dairesi kararlarının bulunduğunu ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacılar ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili hususundadır. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun Geçici 4 üncü maddesiyle Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.02.2016 tarihli, 2014/8-1084 Esas, 2016/158 Karar sayılı ve 25.05.2005 tarihli, 2005/288 Esas, 2005/352 Karar sayılı kararı ile bu kararda sözü edilen Anayasa Mahkemesinin 09.12.1989 tarihli, 1989/14 Esas, 1989/49 Karar sayılı kararı ve 12.12.1989 tarihli, 1989/11 Esas, 1989/48 Karar sayılı kararları nazara alındığında 221 sayılı Kanun'un iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2021/19 Esas, 2022/46 Karar sayılı kararının yürürlük tarihi olan 04.05.2023 tarihinden çok önce 13.01.1963 tarihinde iki yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu ve davalı yararına kazanılmış hak oluştuğu, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının kazanılmış hakları etkilemeyeceği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi yerindedir. 3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2023/11767, K. 2025/10377, T. 03.07.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2023-11767-e-2025-10377-k-2eaec83c6c3c