Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/2326 E. 2025/10409 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2326
Karar No
2025/10409
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2106 Esas, 2022/2282 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Menemen 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/47 Esas, 2022/33 Karar Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili ve ecrimisil talebine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davaya konu İzmir ili, Menemen ilçesi, ... köyü 583 parsel, 636 parsel ve 637 parsel sayılı taşınmazlardan kamulaştırma yapılmaksızın yol ve kanal geçirildiğinden kamulaştırmasız el atma nedeniyle hesaplanacak tazminatın davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın 1945 li yıllarda işletmeye açılan ... Sulaması içerisinde yer aldığını, dava konusu taşınmazdan geçen kanal ve yolun ise 1963 te inşa edildiğini, davacının dava konusu taşınmazdaki kanal ve yolu görerek dava konusu taşınmazı satın aldığını, davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı idarenin sulama kanalının inşa tarihi konusunda farklı tarihler belirttiğini, ancak bu hususta bir belge sunamadığını, el atma tarihinin cevap dilekçesi esas alınarak 1963 yılında olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, ecrimisil taleplerinin reddedilmesinin de hatalı olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki bilgi ve belgelere göre; dava konusu ... köyü 583, 636 ve 637 parsel sayılı taşınmazların bulunduğu yörede yapılan kadastro çalışmaları üzerine dava konusu 583 parsel sayılı taşınmaz hakkında düzenlenen 03.08.1960 tarihli tapulama tutanağının iktisap sebebine göre "Ekim 1950 tarih ve 173 nolu tapu kaydı ile ... kızı ... namına kayıtlı bulunduğu ve mahallinde tatbik edilen tapu ve vergi kaydının bu parsele ait olduğu ve halen de ...'nın tasarruf ve zilyedinde bulunduğu muhtar ve bilirkişilerin beyanlarından anlaşılmakla adına tespit yapıldığı" şeklinde olup tapulama tutanağının kesinleşmesi üzerine de parselin bağ vasfı ile ... kızı ... adına 23.08.1962 tarihinde tapuya tescilinin yapılmış olduğu, taşınmazın, ... tarafından 22.02.1978 tarih ve 497 yevmiye sayılı resmi senetle davacı ...'ye satıldığı, davacı ... tarafından da 10.08.2020 tarih ve 13775 yevmiye sayılı resmi senetle de dava dışı ...'a satıldığı, dava konusu 636 parsel sayılı taşınmaz hakkında düzenlenen, 09.08.1960 tarihli tapulama tutanağının iktisap sebebine göre "Tarla vasfında olup Rumlardan metruken Hazineye intikal ettiği ve 1936 yılında Yugoslavya göçmenlerinden ... oğlu ... ve karısı ... ve evlatları ... ve ...'ye iskan hakkı olarak verildiği ve tapu muamelesini ikmal edemediklerinden ve bu şahıslar tarafından 1936 yılında bağ dikerek bağ haline getirdikleri ve mahallinde tatbik edilen vergi kaydından bu bağa ait olduğu ve ...'in namına vergi kayıtlı bulunduğu, vergi kaydından ve muhtar ve bilirkişilerin beyanlarından anlaşılmakla, Maliye Hazinesi adına tespit yapıldığı"şeklinde olup tespite ... kızı ...'nın 10.08.1960 tarihinde itiraz etmesi üzerine Tapulama Komisyonu'nun 06.06.1968 tarihli kararı ile itirazın reddine karar verildiği, komisyon kararına ...'nın itiraz etmesi üzerine de Menemen Tapulama Mahkemesi'nin 15.11.1972 tarih ve 1968/87 Esas, 1972/212 Karar sayılı kararı ile 636 parsele ilişkin tespitin iptali ile ... kızı ... adına tapuya tesciline karar verildiği, kararın kesinleşmesi üzerine de 14.05.1973 tarihinde ... kızı ... adına tapuya hükmen tescil edilmiş olduğu, taşınmazın ... tarafından da 22.02.1978 tarih ve 497 yevmiye sayılı resmi senetle davacı ...'ye satıldığı, dava konusu 637 parsel sayılı taşınmaz hakkında düzenlenen 09.08.1960 tarihli tapulama tutanağının iktisap sebebine göre "Mayıs 1959 tarih ve 17 nolu tapu kaydı ile ... oğlu ... namına kayıtlı bulunduğu ve mahallinde tatbik edilen tapu ve vergi kaydının bu bağa ait olduğu ve halen de ...'ın tasarruf ve zilyedinde bulunduğu muhtar ve bilirkişilerin beyanlarından anlaşılmakla adına tespit yapıldığı" şeklinde olup tapulama tutanağının kesinleşmesi üzerine de parselin bağ vasfı ile ... oğlu ... adına 23.08.1962 tarihinde tapuya tescilinin yapılmış olduğu, taşınmazın ... tarafından 23.11.1983 tarih ve 5292 yevmiye sayılı resmi senetle de davacı ...'ye satıldığı anlaşılmış olup 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 üncü maddesi uyarınca, kesinleşen kadastro tutanaklarında belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere, tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz ise de yol ve kanal olarak el atılan taşınmazın kamu ortak malı sayılacağından kazandırıcı zamanaşımı veya zilyetliğe dayanılarak tescili mümkün olmadığı gibi, özel mülkiyet şeklinde tapuya tesciline olanak olmadığından ve 221 sayılı Kanun'un 1 inci maddesi uyarınca dava konusu 583 parsel sayılı taşınmazın yol ve kanal olarak el atılan 615,00m²'lik kısmının, 636 parsel sayılı taşınmazın yol ve kanal olarak el atılan 1.190,00m²'lik kısmının ve 637 parsel sayılı taşınmazın yol ve kanal olarak el atılan 568,00m²'lik kısmının kamulaştırılmış olduğunun kabulü gerektiği, dava konusu taşınmazların hava fotoğrafları üzerinde yapılan inceleme üzerine 1953 yılında yol ve kanal güzergahının belirgin olduğunun bilirkişilerce belirtildiği anlaşılmakla, dava konusu taşınmazlara 09.10.1956 tarihinden önce el atıldığından 221 sayılı Kanun hükümleri uygulanacağı, 221 sayılı Kanun 12.01.1961 tarihinde yürürlüğe girdiğinden davacıların dava açma hakkında son günün 12.01.1963 tarihi olduğu, davacının eldeki davayı 17.11.2015 tarihinde açtığı anlaşıldığından davanın reddi yerinde görülerek davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, temel olarak davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili hususundadır. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 3. Dosyanı incelenmesinden; bilirkişi raporlarında dava konusu taşınmazlara el atma tarihinin 1956 yılı öncesi olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır. Dava konusu ... köyü 637 parsel sayılı taşınmazın 23.08.1962 tarihli tapulama ile dava dışı ... adına tescil edildiği, davacının ise 23.11.1983 tarihinde satın alma ile malik olduğu, 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun geçici 4 üncü maddesiyle Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.02.2016 tarihli 2014/8-1084 Esas, 2016/158 Karar sayılı ve 25.05.2005 tarih 2005/288 Esas, 2005/ 352 Karar sayılı kararı ile bu kararda sözü edilen Anayasa Mahkemesinin 09.12.1989 tarih 1989/14 Esas, 1989/49 sayılı kararı ve 12.12.1989 tarih 1989/11 Esas, 1989/48 Karar Sayılı kararları nazara alındığında 221 sayılı Kanun’un iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli 2021/19 Esas, 2022/46 Karar sayılı kararının yürürlük tarihi olan 04.05.2023 tarihinden çok önce 13.01.1963 tarihinde iki yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu ve davalı yararına kazanılmış hak oluştuğu, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının kazanılmış hakları etkilemeyeceği gözetilerek davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 4. Buna karşın; dava konusu ... köyü 636 parsel sayılı taşınmazda yapılan kadastro tespitine ... kızı ...'nın 10.08.1960 tarihinde itiraz etmesi üzerine Tapulama Komisyonu'nun 06.06.1968 tarihli kararı ile itirazın reddine karar verildiği, komisyon kararına ...'nın itiraz etmesi üzerine de Menemen Tapulama Mahkemesi'nin 15.11.1972 tarih ve 1968/87 Esas, 1972/212 Karar sayılı kararı ile 636 parsele ilişkin tespitin iptali ile ... kızı ... adına tapuya tesciline karar verildiği, kararın kesinleşmesi üzerine de 14.05.1973 tarih ve 125 yevmiye ile ... kızı ... adına tapuya hükmen tescil edilmiş olduğu, taşınmazın ... tarafından 22.02.1978 tarihinde davacı ...'ye satıldığı anlaşılmakla, 09.10.1956 tarihinden önce tapulu ya da tapusuz taşınmazlar için 221 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 12.01.1961 tarihinden itibaren aynı Kanun'un 4 üncü maddesi gereğince tanınan 2 yıllık sürenin dolduğu 13.01.1963 tarihinden sonra kadastro çalışmaları ile maliki adına tescil edilen taşınmazlara ilişkin olarak 221 sayılı Kanun hükümleri uygulanmayacağından, işin esasına girilerek kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili ve ecrimisil istemine ilişkin davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmesi yerinde değildir. 5. Dava konusu ... köyü 583 parsel sayılı taşınmazın 23.08.1962 tarihli tapulama ile dava dışı ... adına tescil edildiği, davacının 22.02.1978 tarihinde satın alma ile malik olduğu, davacı ...’nin ise yargılama devam ederken 10.08.2020 tarih ve 13775 yevmiye sayılı resmi senetle dava konusu 583 parseli dava dışı ...'a sattığı tespit edilmiş olup, 6100 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre, davanın açılmasından sonra, dava konusunun davacı tarafından devredilecek olması halinde, devralmış olan kişinin, görülmekte olan davada davacı yerine geçeceği ve davanın kaldığı yerden itibaren devam edeceği düzenlendiğinden, mahkemece davacı sıfatıyla yeni malik ...’a davanın ihbar edilip sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davacıdan peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/2326, K. 2025/10409, T. 03.07.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-2326-e-2025-10409-k-ce6fea73d8e9