Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2023/11312 E. 2025/10317 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/11312
Karar No
2025/10317
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/36 Esas, 2022/1389 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: Tarsus 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/130 Esas, 2019/422 Karar Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazların bedelinin tahsili ve ecrimisil istemine ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; dava konusu Mersin ili, ..., ... Mahallesi 423 parsel sayılı taşınmazın davalı idare tarafından kamulaştırma yapılmadığı hâlde fiilen kullanıldığını bu nedenle mülkiyeti müvekkiline ait olan tarladan istediği şekilde istifade edemediğini ileri sürerek 1.000,00 TL kamulaştırma bedelini ve 1.000,00 TL ecrimisil alacağının fiilen el koyma tarihinden itibaren kamu alacakları içi öngörülen en yüksek oranda faizi ile birlikte davalı idareden davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza müvekkil idarenin herhangi bir müdahalesi bulunmadığını, dava konusu taşınmazın kuzey sınırından inşaatı idare tarafından yapılan sağ sahil feyazan seddesine isabet eden mülkiyeti idareye ait 131 parsel numaralı taşınmaz bulunduğunu, dava konusu taşınmazların 3083 sayılı yasanın uygulama yönetmeliğinin 24 üncü maddesine göre toplulaştırma çalışması yürütülen saha içerisinde kaldığını, toplulaştırma sahası ilan edilen yerlerle ilgili Bakanlar Kurulu Kararı Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra toplulaştırma işlemleri sonuçlanıncaya kadar bu alanlarda toplulaştırmaya konu arazilerin mülkiyet ve zilyetliğinin devir, temlik, ipotek ve satış vaadi işlemleri projesi uygulayan birimin iznini bağlı olduğunu, toplulaştırma projelerinde sulama ve drenaj projeleri, parsellerin toprak yapısı mülkiyeti yapısı sabit tesisler dikkate alınarak uygulama yapıldığını, bu kriterlere uygun planlama ile proje sahasındaki işletmelerin parçalı ve dağınık arazileri birleştirildiğini, bu reform gereğince taşınmazın sahiplerine kamuya ayrılan alanlar dışında parseller tesis edileceğini, toplulaştırma işlemi sonucunda dava konusu taşınmazın mülkiyetin başka bir kişiye geçebileceğini, davacı tarafından talep edilen faiz oranlarının yüksek olduğunu, müvekkili idare aleyhine olacak şekilde faiz başlangıç tarihlerinin geriye doğru görülmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, ecrimisil davalarının 6098 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 126 ncı maddesi gereğince beş senelik zamanaşımının uygulanması gerektiğini belirterek Mahkemece resen tespit edilecek başkaca sebeplerde dikkate alınarak idare aleyhine açılan davanın reddini savunduğu görülmüştür. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 05.01.1961 tarihli ve 221 sayılı Amme Hükmi Şahısları veya Müesseseleri Tarafından Fiilen Amme Hizmetlerine Tahsis Edilmiş Gayrimenkuller Hakkında Kanun'un (221 sayılı Kanun) 4 üncü maddesinde düzenlenen iki yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; yerel mahkeme kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, davalı idarenin dava konusu taşınmaza idare usule uygun olarak kamulaştırma işlemlerinin yaptığına dair dosyaya hiçbir delil ibraz edemediğini, jeodezi raporunda incelemede 2 yıllık zaman aşımı süresinde bahsedilmiş ise de kanunun yürürlük ve uygulama tarihlerinde müvekkil adına geçen gayrimenkul yönünden malik olmadığını, yerel mahkemenin ecrimisil tazminatı yönünden değerlendirme yapılmaksızın davanın tamamı yönünden davanın reddine karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, el atma eyleminin halen devam ettiğini müvekkilin mağduriyetinin giderilmesi adına müvekkil yönünden ecrimisil tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, dosyanın ecrimisil yönünden yeniden değerlendirme yapılması ve yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmaza 09.10.1956 tarihinden önce el atıldığı, 221 sayılı Kanun'un birinci maddesinde ''6830 sayılı İstimlak Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 09.10.1956 tarihine kadar kamulaştırma işlemine dayanmaksızın, Kamulaştırma Kanunu'nda gözönünde tuttuğu maksatlara fiilen tahsis edilmiş olan gayrimenkuller ilgili amme hükmi şahsı veya müessesesi adına tahsis tarihinde kamulaştırılmış sayılır. '' ve dördüncü maddesinde "Gayrimenkulün bedelini dava hakkı, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki sene sonra düşer. '' hükümlerinin yer aldığı dikkate alınarak 221 sayılı Kanun 12.01.1961 tarihinde yürürlüğe girmiş olduğu, tapu kaydının iş bu yürürlük tarihinden önce oluştuğu dikkate alındığında malikin 221 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi uyarınca 13.01.1963 tarihine kadar gayrimenkulün bedelini dava hakkı bulunduğu halde bu hakkını kullanmadığından davanın reddine ilişkin İlk Derece Mahkemesince verilen kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplerini tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atılan taşınmazların bedelinin tahsili istemine istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dava konusu taşınmazlara 1940 ila 1950 yıllarında fiilen el atılmış olduğundan davanın 221 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürenin dolmuş olması gerekçesi ile reddine karar verildiği anlaşılmıştır. 3. 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun Geçici 4 üncü maddesi, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.02.2016 tarihli ve 2014/8-1084 Esas, 2016/158 Karar sayılı ve 25.05.2005 tarihli ve 2005/288 Esas, 2005/ 352 Karar sayılı kararları ile bu kararda sözü edilen Anayasa Mahkemesinin 09.12.1989 tarihli ve 1989/14 Esas, 1989/49 Karar sayılı ve 12.12.1989 tarihli ve 1989/11 Esas, 1989/48 Karar sayılı kararları nazara alındığında 221 sayılı Kanun'un iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 21.4.2022 tarihli ve 2021/19 Esas, 2022/46 Karar sayılı kararının yürürlük tarihi olan 04.05.2023 tarihinden çok önce 13.01.1963 tarihinde iki yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu ve davalı yararına kazanılmış hak oluştuğu, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının kazanılmış hakları etkilemeyeceği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi yerindedir. 4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2023/11312, K. 2025/10317, T. 02.07.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2023-11312-e-2025-10317-k-b9a9a042804f