Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2022/16647 E. 2025/10376 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/16647
- Karar No
- 2025/10376
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1065 Esas, 2022/1370 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziosmanpaşa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2014/122 Esas, 2020/434 Karar Taraflar arasındaki davalı idare adına 221 sayılı Amme Hükmi Şahısları veya Müesseseleri Tarafından Fiilen Amme Hizmetlerine Tahsis Edilmiş Gayrimenkuller Hakkında Kanun'a (221 sayılı Kanun) göre tescil edilen dava konusu taşınmaza irtifak hakkı tesisi suretiyle tapu kaydının iptaliyle adına tesciline ilişkin asıl ve birleştirilen davalarda yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekili dava dilekçelerinde özetle; dava konusu İstanbul ili, Gaziosmanpaşa ilçesi, ... Mahallesi kök 2637 parsel sayılı taşınmazdan ifrazen oluşan 6794 ada 15653 ve 15654 parsel sayılı taşınmazların müvekkillerinin murisleri ... ve ... adlarına kayıtlı iken Gaziosmanpaşa Asliye Hukuk Mahkemesinin 1967/58 Esas, 1967/183 Karar sayılı kararı ile hukuka aykırı olarak tapu kaydının iptal edildiğini belirterek taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile müvekkilleri adına hisseleri oranında tescilini ve bu taşınmazlarda davalı idare lehine varsa yer altındaki haklarla ilgili irtifak hakkı tesisini talep etmiştir. II. CEVAP Asıl ve birleştirilen davalarda davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın bulunduğu yerin ... Suyu galerisi güzergahında bulunduğu, müvekkili idare tarafından 221 sayılı Kanun ile kamulaştırılmış bir taşınmaz olduğunu, 221 sayılı Kanun uyarınca taşınmaz bedelinin hak düşürücü süre içinde talep edilmediğini ve dava açma hakkının süre yönünden ortadan kalktığını, süresinde açılmayan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili idare adına verilen tescil kararının 221 sayılı Kanun’a uygun olduğunu, bu nedenle elde edilen haklarının korunması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere davacının kamulaştırmasız el atma iddiası varsa 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun Geçici 6 ncı maddesine göre uzlaşma dava şartı yerine getirilmeden açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davaların kabulüne ve tapu kaydının iptali ile davacılar adına payları oranında tesciline, taşınmazlar üzerinde davalı idare lehine yer altındaki haklarla ilgili irtifak hakkının tesisine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların 09.10.1956 tarihinden önce vakıf suları nedeniyle kamu hizmetine tahsisli olduğu hususunda tartışma olmadığını, nitekim 221 sayılı Kanun’a dayanılarak taşınmazların müvekkili idare adına tesciline ilişkin Gaziosmanpaşa Asliye Hukuk Mahkemesinin 1967/58 Esas, 1967/183 Karar sayılı kararının mevcut olduğunu, davacılar murisinin sonraki bir tarihte kadastro tespiti ile malik olarak tapuya tescil edilmesinin söz konusu tescil hükmünü yolsuz tescil haline getirmeyeceğini, tescilin yolsuz olduğu kabul edilse bile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 712 nci maddesi uyarınca 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gözetilerek müvekkili idare adına olan tescilin yolsuz tescil olmaktan çıktığını, tapu kaydının iptali talep edilemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince yasal şartların oluşması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı gibi, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata yapılmadığı, bu nedenle inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesince dosyada bulunan belgelere dayanılarak, dava konusu taşınmazların davalı idare adına olan tapusunun iptaline ve davacılar adına tesciline karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacılar ile davalı idare arasında tapu kaydının iptali ve davacılar adına tescili hususundadır. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dava konusu taşınmazların 221 sayılı Kanun uyarınca dava hakkının sona erdiği 12.01.1963 tarihinden sonra, Gaziosmanpaşa Tapulama Mahkemesinin 17.12.1980 tarihli ve 1980/688 Esas, 1980/147 Karar sayılı kararı ile hükmen davacılar murisleri ... ve ... adlarına 29.07.1981 tarihinde tescil edildiği anlaşılmakla, 221 sayılı Kanun’un somut olayda uygulanma imkânının bulunmadığı sonucuna varılmak suretiyle 221 sayılı Kanun'a dayanılarak davalı idare adına oluşturulan tapu kaydının iptali ile davacılar adına payları oranında tesciline, dava dilekçelerindeki talep ve alınan bilirkişi raporları doğrultusunda taşınmazlar üzerinde davalı idare lehine yer altındaki haklarla ilgili irtifak hakkının tesisine karar verilmesi yerindedir. 3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davalı idareden peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.