Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2022/6104 E. 2025/9221 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/6104
Karar No
2025/9221
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1360 Esas, 2021/1342 Karar KARAR : Esastan ret Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekilince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili, ... ilçesi, ... köyü 154 ada 48 parsel sayılı taşınmaza davalı ... Genel Müdürlüğü tarafından usule uygun olarak kamulaştırma işlemleri yapılmadan el konulduğunu, nitekim kamulaştırma işlemi gerçekleştirilirken davalı ... Genel Müdürlüğü tarafından usule uygun tebligat işlemleri yapılmadığı gibi müvekkillerinede hiçbir şekilde ödeme dahi yapılmadığını, ileri sürerek davalı idarece kamulaştırmasız el atılan ... ilçesi, ... köyü 154 ada 48 parsel numarasında kayıtlı bulunan ve toplamda 8.593,07 m² yüzölçümlü taşınmazda, müvekkillerinin tapu kaydı ve miras hisseleri oranına denk gelen bedelin tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle dava ve tazminat talebinin zamanaşımına uğradığını, davacılar vekilinin dava dilekçesindeki dava konusu taşınmazın çok değerli bir arsa olduğu yönündeki beyanını kabul etmelerinin mümkün olmadığını, zira taşınmazın tapu kaydında tarla niteliğinde olduğunu, ... ilçesi, ... köyü 154 ada 48 parsel nolu taşınmazın, idarelerinin 1970-1975 yıllarında inşaa ettiği ... .. kanalı güzergahında kaldığını, bu sebeple 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) Geçici 6 ncı maddesine göre 1956 ve 1983 yılları arasındaki el atmalar için dava açmadan önce idareye başvurunun dava şartı olduğunu, davacı tarafça idarelerine bu konuya ilişkin herhangi bir başvuru yapılmadığından davanın dava şartı yokluğundan reddine, yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun davanın öncelikle usulden reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 221 sayılı Kanunu'un 1 nci maddesinde "6830 sayılı İstimlak Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihe (09.10.1956) kadar, kamulaştırma işlerine dayanmaksızın, kamulaştırma kanunlarının göz önünde tuttuğu maksatlara fiilen tahsis edilmiş olan gayrimenkuller ilgili amme hükmi şahsı veya müessesesi adına tahsisi tarihinde kamulaştırılmış sayılır." Aynı Kanun'un 4 ncü maddesinde ise "gayrimenkulün bedelini dava hakkı bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki sene sonra düşer." hükmünün düzenlendiği, ... 7. Bölge Müdürlüğünün 26.04.2019 tarihli cevabi yazısından, taşınmazın tesis kadastrosu tutanağının edinme sebebinde yer alan açıklamalardan ve keşif sırasında alınan beyanlardan fiili el atma tarihinin 09.10.1956 tarihinden önce olduğunun anlaşıldığı, dava konusu taşınmazın kamulaştırmasız el atma eylemine ilişkin tazminat davasını açma hakkı, 221 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 12.01.1963 tarihinden itibaren 2 yıl geçtikten sonra 13.01.1965 tarihinde sona erdiğinden hak düşürücü sürenin geçirilmesi nedeniyle davanın reddine reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; tüm dosya kapsamına göre kamulaştırma işlemlerinin usulüne uygun tamamlanmadığını, geçerli bir kamulaştırma işlemi bulunmadığını, açılan davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle hak düşürücü sürenin geçmiş olduğundan bahisle reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğundan bahisle istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı kurumdan gelen 26.04.2019 ve 17.10.2019 tarihli yazı cevapları ile mahallinde yapılan keşifte beyanları alınan 5 mahalli bilirkişinin beyanlarına göre dava konusu ... ilçesi, ... köyü 154 ada 48 parsel sayılı taşınmaza 09.10.1956 tarihinden önce davalı idare tarafından üzerinden kanal geçirilmek suretiyle el atıldığı, ancak 221 sayılı Kanun'un 4 ncü maddesinde yer alan 2 yıllık hak düşümü süresi içinde taşınmaz maliklerince dava açılmadığından Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin tahsili hususundadır. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dava konusu taşınmazın 05.10.1959 tarihinde kadastro nedeniyle davacıların murisi adına tespit ve tescil edildiği, 27.10.1980 tarihinde ise intikalen davacılar adına tescil edildiği, davalı DSİ Genel Müdürlüğü tarafından sulama kanalının 1940-1945 yıllarında yapıldığının bildirildiği, mahalli bilirkişi beyanları ile de bu durumun desteklendiği anlaşılmıştır. 3. 2942 sayılı Kanun'un Geçici 4 üncü maddesiyle Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.02.2016 tarihli ve 2014/8-1084 Esas, 2016/158 Karar sayılı ve 25.05.2005 tarihli ve 2005/288 Esas, 2005/ 352 Karar sayılı kararı ile bu kararda sözü edilen Anayasa Mahkemesinin 9.12.1989 tarihli ve 1989/14 Esas, 1989/49 Karar sayılı kararı ve 12.12.1989 tarihli ve 1989/11 Esas, 1989/48 Karar sayılı Kararları nazara alındığında 221 sayılı Karar iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2021/19 Esas, 2022/46 Karar sayılı kararının yürürlük tarihi olan 04.05.2023 tarihinden çok önce 13.01.1963 tarihinde iki yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu ve davalı yararına kazanılmış hak oluştuğu, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının kazanılmış hakları etkilemeyeceği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi doğrudur. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2022/6104, K. 2025/9221, T. 19.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2022-6104-e-2025-9221-k-4e9ff726b8b3