Yargıtay · 5. Ceza Dairesi

Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2026/1032 E. 2026/7259 K. – Görevi Kötüye

Konu: Görevi Kötüye Kullanma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Ceza Dairesi
Esas No
2026/1032
Karar No
2026/7259
Karar Tarihi
Konu
Görevi Kötüye Kullanma

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/911 Esas, 2025/1791 Karar SUÇ : Görevi kötüye kullanma HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 59. maddesinin 7249 sayılı Kanun'un 10. maddesiyle eklenen son fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Sanıklardan ... ve ...'nin beraatlerine, sanık ...'nin ise mahkumiyetine dair İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.04.2022 tarihli ve 2020/267 Esas, 2022/199 sayılı Kararın O yer Cumhuriyet savcısı ve katılanlar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 08.11.2023 tarihli ve 2022/2421 Esas, 2023/3252 sayılı Kararı ile sanıklardan ... ve ...'nin katılanlara karşı vekalet ilişkisinden kaynaklanan sorumluluklarının olup olmadığı ortaya konmadan yetersiz araştırma ve gerekçe ile beraatlerine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu ayrıca sanıkların müvekkillerinin zarar göreceği şekilde dava süreçlerini yürütüp yürütmedikleri, davaların denetim mercilerine taşınmadan takipsiz bırakmalarının haklı sebeplere dayanıp dayanmadığı, müvekkillerinin bu noktada bilgi ve rızası olup olmadığı hususları çelişkiye mahal bırakmayacak şekilde belirlendikten sonra denetime olanak verecek şekilde tartışılarak sanıkların sorumluluğunun belirlenmesinin gerektiği, İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/621 Esas sayılı dava dosyasının takip edilmemesi hususunda katılanlar ile avukat arasında bir anlaşmaya varılıp varılmadığının açıklığa kavuşturulması yine İstanbul 15. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/278 Esas sayılı dava dosyasının karar tebliğlerinin ne şekilde yapıldığı, katılanların sanıkları ne zaman azlettikleri, azlin gerçekleştiği tarihte davanın yasa yoluna müracaat edilebilir olup olmadığı hususları irdelenip taraflardan da bu hususlarda bilgi alınmak suretiyle sanıkların sorumluluğunun ortaya konması gerekirken eksik inceleme ve yanlış değerlendirme ile sonuca gidilmesinin hukuka aykırı olduğu gerekçeleriyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 289/1 ve 280/1-e maddeleri uyarınca hükümlerin bozulmasına karar verilmesi sonrasında, İlk Derece Mahkemesince söz konusu bozma kararına uyularak yapılan yargılama neticesinde 23.01.2025 tarihli ve 2024/2 Esas, 2025/36 sayılı Karar ile sanıkların görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 257/2, 43/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 3 ay 3'er gün hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, aynı Kanun'un 53/5. maddesi gereği hak yoksunlukları uygulanmasına ve sanıklardan ... ve ... yönünden 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. B. İstinaf İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 04.06.2025 tarihli ve 2025/911 Esas, 2025/1791 sayılı Kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Müvekkilinin somut olayda mesleki dikkat ve özen yükümlülüğüne uygun biçimde dava sürecini diğer sanıklarla birlikte yürüttüğüne ancak mücbir nedenlerle sürecin sanığın kontrolü dışında geliştiğine, eksik incelemeyle ve bilirkişi raporu alınmaksızın hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. Sanıklar ... ve ... Müdafiinin Temyiz İstemi Müvekkillerince gerçekleştirilen isnada konu işlemlerin şikayetçilerin ortak mutabakatı sonucunda gerçekleştirildiğine, sanıkları şikayet hakkının Tahlisiye Kabadayı'ya ait olduğuna ve adı geçenin şikayetçi olmadan vefat ettiğine, ücret alacaklarının tahsilinin engellenmesi sebebiyle işbu şikayet dilekçesinin verildiğine, İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/621 Esas sayılı dosyasında şahsın vefatından sonra davalı karşı taraf ... murisin kızı olduğundan aynı anda hem davacı hem de davalı olamayacağından dolayı davanın mecburen atiye bırakıldığına, bu husus araştırılmadan verilen mahkumiyetin yasanın amir hükümlerine aykırı olduğuna, şikayetçilerin yeğenlerine davalar hakkında bilgi verildiğine, avukatın kusurlu eylemi olmasaydı dahi takip edilen iş aynı şekilde sonuçlanacak nitelikteyse avukatın eylemine bağlı olarak doğmuş bir zararın varlığından bahsedilemeyeceğine, mazeretlerin şikayetçilerin harçlar ve masraf avanslarını geciktirmesinden ötürü verildiğine, İstanbul Asliye 15. Hukuk Mahkemesinin 2016/278 Esas sayılı dosyasında katılanların bizzat davayı geri alıp harcı da çektiklerine ve ücret ödememek için kasten müvekkil avukatları azlettiklerine, kaldı ki ret kararı veren hukuk mahkemesinin dava sebebini yanlış yorumladığına, ihmalin ve mağduriyetin olup olmadığının tespiti için bilirkişi raporu alınması gerektiğine, eksik inceleme ile karar verildiğine ilişkindir. Katılanlar Vekilinin Temyiz İstemi Sanıklar hakkında temel cezalar belirlenirken asgari hadden uzaklaşılması, takdiri indirim ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanmaması gerektiğine, sanık savunmalarının dosya kapsamıyla uyumlu olmadığına, sanıkların tüm süreci kasıtlı olarak aksattıklarına ve müvekkillerini zarara uğrattıklarına ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e-f bentlerinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği haller sınırlı olarak şu şekilde belirlenmiştir: ''Bölge adliye mahkemesi, dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra; e) İlk derece mahkemesinin kararında 289 uncu maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç (g-Hükmün 230. madde gereğince gerekçeyi içermemesi, h-Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması) diğer bentlerinde belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine, f) Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya önödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine.... karar verir.''. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 sayılı Kararı ile bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmolunmuştur. Belirtilen mevzuat hükümleri ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun içtihadı gözetildiğinde; ilk derece mahkemesi kararlarının hangi hallerde bozulabileceği ilgili kanuni düzenleme ile sınırlı şekilde belirlenmiş olup Bölge Adliye Mahkemesince verilen bozma kararının 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri kapsamında kalmadığı anlaşılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi tarafından 5271 sayılı Kanun'un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar çağırılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan maddenin ikinci fıkrasına göre hüküm kurulması gerektiği halde kanunda sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri göz ardı edilerek dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde verilen 08.11.2023 tarihli bozma kararı, 5271 sayılı Kanun'un 284. maddesi uyarınca direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince bu karara uyularak yeniden kurulan 23.01.2025 tarihli hükümler ve bu hükümlere yönelik istinaf incelemesine ilişkin 04.06.2025 tarihli karar hukuka aykırı bulunmakla, temyiz incelemesine konu kararın sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir. III. KARAR Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanıklar müdafileri ile katılanlar vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin sair yönleri incelenmeyen Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 28.04.2022 tarihli hükümler yönünden 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca istinaf incelemesi yapılmak üzere 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.06.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2026/1032, K. 2026/7259, T. 29.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-ceza-dairesi-2026-1032-e-2026-7259-k-24a35769b690