Yargıtay · 5. Ceza Dairesi

Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2023/7460 E. 2026/6164 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Ceza Dairesi
Esas No
2023/7460
Karar No
2026/6164
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/932 Esas, 2023/91 Karar SUÇLAR : Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme (sanık ... hakkında), zimmet (sanık ... hakkında) HÜKÜMLER : Beraat (sanık ... hakkında), mahkumiyet (isnat olunan eylemlerin kül halinde kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği suçunu oluşturduğunun kabulüyle bu suçtan sanık Ertan Kılçık hakkında) TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, onama, bozma

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlerin temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde; Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre sanık ... 'a isnat edilen kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme suçlarından doğrudan zarar görmeyen Hazinenin kamu davalarına katılma ve bu suçlardan kurulan hükümleri temyiz hakkının bulunmadığı, mahkemece usulsüz olarak verilen katılma kararının da temyiz hakkı vermeyeceği anlaşıldığından, vekilinin bu hükümlere yönelik temyiz isteminin reddine karar verilmiştir. Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, katılan ... vekilinin mahkumiyet hükmü yönünden vekalet ücretine hasren, O yer Cumhuriyet savcısının ve müdafiinin sanık ... hakkında kurulan hükmü, katılanlar Hazine ile ... vekilinin sanık ... hakkında kurulan hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Bozma Eskişehir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.11.2021 tarihli kararının istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi tarafından verilen istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin kararların sanıklar müdafiileri tarafından temyizi üzerine Dairemizin 19.10.2022 tarihli ilamı ile hükümlerin bozulmasına ve dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. B. Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci Bozma üzerine Eskişehir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.02.2023 tarihli ve 2022/932 Esas, 2023/91 sayılı Kararı ile sanıklardan ...'ın zincirleme şekilde nitelikli zimmet suçuna yardım etme suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi gereğince beraatine, ... hakkında daha önce tesis edilen hükmün usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle direnilmesine ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 204/2. ve 43/1. maddeleri uyarınca 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına aynı Kanun'un 53. maddesi uyarınca hak yoksunluğuna hükmolunmuştur. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Katılanlar Vekilinin Temyiz İstemi Sanık ...'ın zimmet suçuna iştirak ettiğinin tüm dosya kapsamında sabit olduğu ve mahkumiyetine yeterli delil bulunduğu gözetilerek yüklenen suçtan cezalandırılması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile hakkında verilen beraat kararının bozulması ve sanık ... hakkında mahkumiyet hükmü kurulmasına rağmen katılan kurumlar lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ve sair hususlara ilişkindir. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemi Sanık ...'a isnat edilen eylemlerin 5237 sayılı Kanun'un 244/2. maddesinde düzenlenen sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme suçunu oluşturacağı, bu suçun da nitelikli zimmet suçunun hile unsuru olması nedeni ile sanığın ayrıca bu suçtan cezalandırılamayacağının gözetilmemesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Bozma ilamına uyularak sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken mahkumiyet hükmü kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden Bozmaya uyularak, sanığın leh ve aleyhindeki toplanan tüm kanıtları inceleyip, irdeleyen ve iddianın reddine ilişkin sebepleri karar yerinde ayrı ayrı gösteren, savunmayı tercih nedenlerini açıklayan, aleyhteki kanıtları hükümlülük için yeterli görmeyen Bölge Adliye Mahkemesinin beliren takdir ve kanaati karşısında katılanlar vekilinin temyiz itirazları ile hükümde dikkate alınan sair hususlar yönünden de hukuka aykırılık görülmemiştir. 2.Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden Dairemizin 19.10.2022 tarihli ve 2022/4824 Esas, 2022/12296 Karar sayılı bozma ilamında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması nedeniyle anılan bozma kararına yönelik direnme kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, 5271 sayılı Kanun'un 307/4. maddesi uyarınca direnme kararı konusunda karar verilmesi için dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR 1.Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle katılan ... vekilinin kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ile sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme suçlarından verilen kararlara yönelik temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname'ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, 2.Değerlendirme ve gerekçe bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle sanık ... hakkında kurulan hükümde, katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, aynı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, 3.Değerlendirme ve gerekçe bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle Eskişehir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin direnme kararı yerinde görülmediğinden Dairemizin 19.10.2022 tarihli ve 2022/4824 Esas, 2022/12296 sayılı bozma kararının oy çokluğuyla DÜZELTİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 5271 sayılı Kanun'un 307/4. maddesi uyarınca direnme kararı konusunda karar verilmesi için dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE, 28.04.2026 tarihinde karar verildi.

(Muhalif Başkan)

KARŞI OY Dairemizin 19.10.2022 tarihli ve 2022/4824 Esas, 2022/12296 Karar sayılı bozma ilamında sanık ... hakkında kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik eylemin hukuki niteliği konusunda tarafımca muhalif kalınmış olması ve bozma ilamı üzerine verilen Eskişehir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.02.2023 tarihli ve 2022/932 Esas, 2023/91 sayılı direnme kararının da hukuka uygun olması nedeni ile sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne katılmıyorum. Şöyle ki; Sahtecilik suçları 5237 sayılı Kanun'un “Kamu Güvenine Karşı Suçlar” başlığı altında düzenlenmiş, aynı Kanun’un 204. maddesinde resmi belgede sahtecilik suçuna yer verilmiştir. Bu suçun konusu belge olmakla birlikte anılan maddede belgenin tanımı yapılmamış, bu husus doktrin ve uygulamaya bırakılmıştır. Belge; hukuk toplumunda, sosyal hayatın devamı açısından önemli olan ve hukuk düzeninin kendisine işlevler yüklediği alametlerden birisidir. Bu durum bir değere karşılık gelmesi, bir hususu tespit etmesi ve ispat vasıtası olması yönüyle hukuk düzeninin kendisine sonuç bağladığı, toplumun da bu nedenle doğruluğuna ve geçerliliğine güven duyduğu araç olması anlamını taşımaktadır. Dolayısıyla toplumsal yaşamın devamı açısından önemli bir yeri olan belgeye güvenin korunması açısından yapılan sahtecilikler “Kamu Güvenine Karşı Suçlar” başlığı altında yaptırıma tabi tutulmuştur (Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Prof. Dr. Mahmut Koca-Prof. Dr. İlhan Üzülmez, Adalet Yayınevi, 8. Baskı, s.833). Doktrindeki benzer kabullere göre belge; belirli bir olayı, düşünceyi veya hukuki ilişkiyi yansıtan, dolayısıyla hukuki sonuç doğurmaya elverişli irade beyanı içeren ve düzenleyicisine aidiyeti bulunan her türlü yazılı şeydir. Madde gerekçesinde her ne kadar, belgeden söz edilen durumlarda yazılı bir kağıdın varlığı gerekli ise de; bazı durumlarda belgenin varlığını kabul için, yazının kağıt üzerinde bulunmasının gerekmediği, bir metal levha üzerine yazı yazılması halinde de belgenin varlığını kabul etmek gerektiği, bu itibarla araç plakalarının da resmi belge olduğu belirtilmiştir. 23.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu’nun gerekçesinde; “Günümüzde geleneksel ve alışılmış iletişim yöntemlerinden elektronik iletişim yöntemine doğru hızlı bir değişim ve gelişim yaşanmaktadır. Bilgi ve iletişim teknolojilerinin bu değişimi ve hızlı gelişimi, ekonomik faaliyet alanlarında ve sosyal yaşamda yeni olanaklar yaratmaktadır. Bilgisayar ve internetin sosyal ve ekonomik yaşama girmesi, bu alandaki gelişim ve değişimi hızlandırmıştır. Özellikle elektronik imzanın çeşitli alanlarda kullanılır olması sonucu bazı düzenlemelerin yapılması ihtiyacı ortaya çıkmıştır. İnternet kullanımının bir parçasını oluşturan elektronik imzanın kullanımının sağlanması için uluslararası düzeyde bu konuda çalışmalar başlatılmış ve sürdürülmektedir” ifadelerine yer verilmiştir. Bu Kanun ile birlikte elektronik imza konusunda yasal düzenleme yapılmış ve 3/b maddesinde “Elektronik imza: Başka bir elektronik veriye eklenen veya elektronik veriyle mantıksal bağlantısı bulunan ve kimlik doğrulama amacıyla kullanılan elektronik veriyi” ifade ettiği söylenmiştir. Burada belirtmek gerekir ki; güvenli elektronik imza geleneksel usulün dışında fiziki ortamda üretilmeyen bu nedenle de el yazısı ile imza atmanın fiilen mümkün olmadığı elektronik ortamda üretilen belgenin doğruluğunu, yani belirli bir olayı, düşünceyi veya hukuki ilişkiyi yansıtan, bundan dolayı hukuki sonuç doğurmaya elverişli irade beyanı içeren elektronik ortamda sayısal olarak kodlanmış elektronik belgenin içeriğinin kabul edilip onaylanmasını sağlayan, geleneksel el yazısıyla metnin sonuna atılan imzanın aksine elektronik belgenin tamamını en küçük boşluğa kadar şifrelediğinden; metnin tamamını kapsayan, imza sahibi ile belge içeriği arasında aidiyet kuran bir araçtır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 199. maddesinde; “Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir.” şeklindeki düzenlemeyle uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli elektronik ortamdaki verilerin belge olduğu belirtilmiş, aynı Yasa’nın 205/2. maddesinde de “Usulüne göre güvenli elektronik imza ile oluşturulan elektronik veriler, senet hükmündedir.” hükmüne yer verilerek usulüne göre güvenli elektronik imza ile oluşturulan elektronik veriler, senet olarak kabul edilmiştir. Tüm bunlara göre; elektronik imza ile imzalanan elektronik belge, sahibinin imza doğrulamasıyla birlikte imza ile belge içeriği arasında elektronik kayıt sonucu oluşturulduğundan sonuç doğurmaya elverişli belge niteliğini kazanacaktır. Bununla birlikte bilgi ve iletişim teknolojilerinin gelişimiyle beraber elektronik imza uygulamalarının gerek kamuda gerekse ticari alanda yaygınlaşması elektronik ortamda oluşturulan belgelerde yapılan sahtecilik eylemlerinde hangi cezai müeyyidenin uygulanacağı tartışmalarını beraberinde getirmiştir. Elektronik İmza Kanunu’nun 16... . maddelerinde düzenlenen cezai hükümler elektronik sahte belge düzenlenmesine ilişkin değildir. Dolayısıyla elektronik belgenin normal belge olarak kabul edilemeyeceği, 5237 sayılı Kanun'un 2 04... . maddelerinde yer verilen suçların bu belgeler için kullanılamayacağı görüşünde olan yazarlar vardır. Ayrıca sahte elektronik belge düzenlenmesi halinde 5237 sayılı Kanun'un 244/2. maddesinin uygulanabileceği de kimi hukukçular tarafından dile getirilmiştir. Fakat bu maddede verinin üretilmesinden değil verinin değiştirilmesinden bahsedilmiştir. Burada veri olarak tanımlanan elektronik belge niteliğine sahip olmayan elektronik verilerdir. Bundan dolayıdır ki son görüş ise elektronik belgelerdeki sahtecilik eylemine ilişkin özel bir yasal düzenleme olmadığı ve cezai müeyyidesinin bulunmadığı yönündedir. Elektronik İmza Kanunu’nun 5/1. maddesinde yer alan; “Güvenli elektronik imza, elle atılan imza ile aynı hukukî sonucu doğurur.” hükmü ve yukarıda değinilen bilgilerin tümü birlikte değerlendirildiğinde; güvenli elektronik imza, el yazısı ile imzanın gerek fonksiyonel gerekse hukuki anlamdaki fonksiyonlarını tam anlamıyla yerine getirmekte olup, ıslak imza ve güvenli elektronik imza hukuki ve fonksiyonel anlamda eşittir. Islak imza ile gerçekleştirilebilecek her türlü işlem elektronik ortamda güvenli elektronik imza ile gerçekleştirilebilecektir (5070 sayılı Kanun’un 5/2. maddesinde belirtilen sınırlama hariç). Bu şekilde imzalanmış içeriğe sahip elektronik veri, belgenin tanımındaki yazılı olmak, yazanı bilinebilir olmak ve içeriğe sahip olmak unsurlarının yanında taşınabilir olmak unsuruna da sahiptir. Elektronik imzalı bir belgeyi sadece internet ağında değil, dijital veri taşıyabilen (hafıza kartları, flash diskler, CD/DVD’ler, cep telefonları vb.) birçok donanım aracıyla taşınabildiği gibi istenilen zaman ve yerde fiziki çıktısı alınabilecek konumdadır. 6100 sayılı HMK’nın değinilen maddelerinin yanı sıra 05.07.2012 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasa’nın 95. maddesiyle 5271 sayılı Kanun'a eklenen 38/A maddesinde de, UYAP ortamındaki elektronik adli evrakın belge niteliğinde olduğunun, hatta elektronik imzalı belgenin elle atılan imzalı belgeyle çelişmesi halinde UYAP’ta kayıtlı olan güvenli elektronik imzalı belgenin geçerli kabul edileceğinin vurgulanması, yasa koyucunun da elektronik belgede sahtecilik konusunda özel bir düzenlemeye gitmemesi karşısında 5237 sayılı Kanun'daki sahtecilik suçuna ilişkin ceza maddelerinin elektronik belgede sahtecilik halinde de uygulanacağı görüşünü güçlendirmektedir.

Elektronik belgede yapılan sahtecilik eylemlerinde 5237 sayılı Kanun'daki sahtecilik maddelerinin uygulanmasını engelleyen bir durum olmadığı gibi uygulanması da kıyas olarak düşünülemez, suç ve cezada kanunilik ilkesine de aykırı düşmez. Aksi düşüncede elektronik belgede yapılan sahtecilik eyleminin cezai müeyyidesinin olmadığı kabul edilmiş olacaktır (Belgelerde Sahtecilik Suçları, Kubilay Taşdemir, Ankara, 2013, s.293-297). Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.04.2017 tarihli ve 2017/11-46 Esas, 2017/211 sayılı ilamında yer alan; “E-imza sahibinin imza doğrulama verisinin ve kimlik bilgilerini birbirine bağlayan elektronik kayıt yani elektronik sertifikanın da yer almasıyla e-belge hukuken sonuç doğurmaya elverişli belge niteliğini kazanacaktır.” yönündeki içtihadı ile Yargıtay 11. Ceza Dairesinin benzer bir olayda zabıt katibi olan sanığın UYAP üzerinden usulsüz reddiyat makbuzu tanzim ederek elektronik imza ile imzaladıktan sonra bu reddiyat makbuzlarının yine UYAP üzerinden mahkemeler vezne ekranına düşmesini sağlaması ve bu parayı bilahare vezneden alarak uhdesine geçirmesi şeklindeki eyleminde içerik itibarıyla sahte olarak düzenlenen reddiyat makbuzlarının kamu görevlisinin resmi belge sahteciliği suçunu oluşturacağı yönündeki 07.04.2021 tarihli ve 2019/1262 Esas, 2021/3484 Karar sayılı ilamı da bu yöndeki görüşümüzü desteklemektedir. Kaldı ki Dairemizin 19.10.2022 tarihli bozma ilamında sayın çoğunluğun dayandığı Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararında; elektronik imza ile imzalanmadan düzenlenen elektronik işe giriş bildirgeleri dahi resmi belge olarak kabul edilmiş ancak katılmadığım farklı bir gerekçeyle eylemin 5237 sayılı Kanun'un 244/2. maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu belirtilmiştir. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; suç tarihinde Eskişehir 7. İcra Müdürlüğünde icra müdür yardımcısı olarak görev yapan ve iddiaya konu icra ve iflas dosyalarında ödeme yapma yetkisi bulunan sanığın, anılan dosyalarda alacaklı sıfatı bulunmayan ... Grup Sağlık Hizmetleri isimli şirketi UYAP sistemi üzerinden bu dosyalara taraf olarak ekledikten sonra şirket hesabına para göndermek amacıyla yine sistem üzerinden elektronik imza ile imzalanan birden çok reddiyat makbuzu düzenleme şeklindeki eyleminin, sadece verinin değiştirilmesi ya da yerleştirilmesi olarak kabul edilemeyecek olup kamu görevlisinin güvenli elektronik imza ile imzaladığı ve nitelikli sertifikayla onaylanan bir elektronik belge oluşturma, unsurlarıyla ve doğurduğu hukuki sonuçlarıyla bir belge ortaya çıkarma hali olduğundan, reddiyat makbuzlarının belge niteliğinde bulunduğu ve sanığın bu belgeleri görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu hususları da bir bütün olarak nazara alındığında kül halinde 5237 sayılı Kanun'un 204/2. maddesinde düzenlenen kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği suçunu oluşturduğu, bu nitelendirmeyle İlk Derece Mahkemesince kurulan direnme kararı ve mahkumiyet hükmü isabetli olup onanması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmak mümkün olmamıştır.

Atıf: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2023/7460, K. 2026/6164, T. 28.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-ceza-dairesi-2023-7460-e-2026-6164-k-19455c53c58d