Yargıtay · 5. Ceza Dairesi
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2022/7602 E. 2026/6748 K. – Zimmet
Konu: Zimmet
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/7602
- Karar No
- 2026/6748
- Karar Tarihi
- Konu
- Zimmet
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI: 2020/1854 Esas, 2021/1469 Karar SUÇ : Zimmet HÜKÜM: Hükümlerin düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama
Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararların temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde; Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Sanık ... müdafiinin dosya kapsamına nazaran uygun görülmeyen duruşmalı inceleme talebinin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 299/1. maddesi gereği takdiren reddine ve incelemenin duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.07.2020 tarihli ve 2017/99 Esas, 2020/166 sayılı Kararı ile zimmet suçundan, sanıklardan ...'ın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 247/1, 43/1 ve 62/1-2. maddeleri uyarınca 14... ay, ...'ın aynı Kanun'un 247/1, 43/1 ve 62/1-2. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay, ...'ın aynı Kanun'un 247/1, 43/1 ve 62/1-2. maddeleri uyarınca 5 yıl 2 ay 15 gün hapis cezaları ile cezalandırılmalarına, aynı Kanun'un 53/1-2-3, 5. madde ve fıkraları gereğince hak yoksunluklarına hükmolunmuştur.
B. İstinaf İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 08.06.2021 tarihli ve 2020/1854 Esas, 2021/1469 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılan ... vekilinin ve sanıklar müdafiilerinin istinaf başvuruları üzerine 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca 5237 sayılı Kanun'un 53/5. maddesinde düzenlenen hak yoksunluğu bakımından hükümlerin düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Katılan ... Vekilinin Temyiz İstemi Sanıkların üst hadden cezalandırılmalarına karar verilmesi ile taraflarına vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Müvekkilinin ... Belediye Başkanlığının tahsilat bürosunda iki yıl yedi ay yirmi gün çalışmasına rağmen iddiaya konu yedi günlük dönem hariç hesaplarında herhangi bir sorun olmadığına, 25-26.02.2016 tarihlerinde kesilen makbuzlardaki imzaların müvekkiline ait olduğuna ve bu makbuzlarla 3.884,02 TL para tahsilatı gerçekleştirdiğine, 27.02.2016 tarihinde İstanbul ilinde yapılan ... Bankasının sınavına girmek için 26.02.2016 tarihi akşamı yola çıkan müvekkilinin yaptığı iki günlük tahsilatı Belediyeden almaya gelen olmadığı için güvenlik sebebiyle yanında götürmek zorunda kaldığına, müvekkilinin 27-28-29.02.2016 tarihlerinde İstanbul ilinde kalarak zamanını kız arkadaşı ... ile geçirdiğine ve sınava girdiğine, uhdesinde kalan parayı ise Belediyenin hesabına yatırması için 29.02.2016 tarihinde sanık ...'ın hesabına havale yaptığına, 29.02.2016-04.03.2016 tarihleri arasındaki beş iş gününde ise izne ayrıldığı için yerine sanık ...'nın baktığına, bu tarihlerde düzenlenen makbuzlar altındaki imzanın müvekkiline ait olmadığına ve yapılan tahsilatların sanık ... tarafından yapıldığına, müvekkilinin izne ayrıldığına dair yazılı bir izin bulunmamakla birlikte sanık ...'nın tevilli savunmaları ile mahkemece tanık olarak dinlenen ...'in beyanlarının müvekkilini doğruladığına, eksik araştırma ile hüküm kurulduğuna, bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının mümkün olmadığına, bilirkişilerin taraflı davranarak rapor hazırladıklarına, müvekkilinin atılı suçu işlemediğine, dosya kapsamında savunmalarının aksine bir delil bulunmadığından "Şüpheden sanık yararlanır." ilkesi gereği hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Müvekkilinin atılı suçu işlemediğine, kovuşturma aşamasındaki samimi savunmalarının hükme esas alınması gerektiğine, sorumlu olduğu tahsilat şubesinde sistemsel ve şahsi hesap hataları, para sayma makinesindeki hatalı sayımlar nedeniyle çeşitli açıklar oluştuğuna, müvekkilinin kendi hatasından kaynaklanmayan bu açıkları kapatmaya çalıştığına yine müvekkilinin sorumlu olduğu kasadan müdürünün talimatıyla kullanılan paralar olduğuna, bu paraların bir kısmının kasaya geri yatırılmadığına, sanıklar tarafından tahsil edildiği iddia edilen paraların Belediyeye ait banka hesaplarına kimler tarafından yatırıldığına dair bir araştırma yapılmadan karar verildiğine, "Şüpheden sanık yararlanır." ilkesi gereği müvekkilinin beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi İlk Derece Mahkemesince yeterli ve kapsamlı bir araştırma yapılmadan, yüzeysel olarak hazırlanan bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulduğuna, amirlerinin bilgisi ve gözetiminde iş yapan müvekkilinin aylarca fark edilmeden zimmetine para geçirmesinin mümkün olmadığına, mahkemece alınan kriminal raporda iddiaya konu makbuzlar altındaki imzaların müvekkiline ait olmadığının tespit edildiğine, müvekkilinin Belediyede çalışan taşeron işçi olduğuna ve veznede çalıştırılmasının mümkün olmadığına, zimmet suçunun memur olan kişi tarafından işlenebilmesi nedeniyle atılı suçun faili olamayacağına, usul ve yasaya aykırı olan kararın bozulması gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1) Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz itirazları yönünden hukuka aykırılık görülmemiştir. 2) Sanıklar ... ve ... hakkında kurulan hükümler yönünden Sanık ...'ın istikrarlı savunmalarında atılı suçlamayı kabul etmeyerek iddiaya konu 25-26.02.2016 tarihlerinde düzenlenen makbuzlar altındaki imzaların kendisine ait olduğunu, bu tarihlerde tahsil ettiği paraları İstanbul ilinde düzenlenen sınav için yola çıkması gerektiğinden güvenlik sebebiyle yanında götürdüğünü ve 29.02.2016 tarihinde Belediyenin hesabına yatırması için sanık ...'nın hesabına havale ettiğini, 29.02.2016-04.03.2016 tarihleri arasında düzenlenen makbuzlar altındaki imzaların ise kendisine ait olmadığını, söz konusu tarihlerde izinli olduğunu ve yerine sanık ...'ın görevli olduğunu savunması, sanığın savunmasında belirttiği tarihte İstanbul ilindeki sınava girdiğinin gelen yazı cevabı ve tanık ...'in beyanları ile doğrulanması yine sanığın banka hesabından 29.02.2016 tarihinde sanık ...'ın hesabına 5.000,00 TL parayı havale ettiğine dair banka yazı cevabı ile sanık ...'nın bu hususa ilişkin alınan savunmalarında sanığın izinli olduğu zamanlarda 3-4 kez yerine baktığını, tam tarihini hatırlamamakla birlikte sanık tarafından beyan edilen tarihlerde onun yerine bakmış olabileceğini ayrıca sanık ...'in belli bir miktar parayı Belediyenin hesabına yatırması için kendisine havale ettiğini belirtmiş olması, sanığın uzun süre Belediyede tahsilat işinde görevlendirilmesine rağmen iddiaya konu eylemlerin yedi günlük bir süreye tekabül etmesi ve bu sürede de izinli olduğunu savunması karşısında, sanığın atılı suçu işlemediğine dair savunmasının aksini kanıtlayan her türlü kuşkudan uzak, kesin, inandırıcı ve somut deliller bulunamadığından yüklenen suçtan beraati yerine delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Belediye mücavir alan sınırları içerisinde kalan pazar yerleri işgaliye harçlarının tahsili için görevlendirilen sanıkların, yapılan yıl sonu denetiminde kestikleri makbuzlar ile tahsilat miktarlarının aynı olmadığının tespit edilmesi üzerine sanıklardan ...'ın 1.103.000,53 TL, ...'ın ise 14.203,87 TL parayı zimmetlerine geçirdiklerinden bahisle açılan kamu davasında, İlk Derece Mahkemesince mahkumiyetlerine ilişkin hükmün düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş ise de; sanık savunmalarında ve soruşturma aşamasında alınan 14.04.2017 tarihli bilirkişi raporunda sanıkların taşeron işçi olduklarının ve Belediyede istihdam edildiklerinin belirtilmesi karşısında, belediye işçisi mi taşeron firma işçisi mi olduklarının ilgili Belediyeden sorularak kadro durumlarının tespitinden sonra taşeron firma işçisi olmaları halinde eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 155/2. maddesinde düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı gözetilmeden, eksik incelemeyle yazılı şekilde hükümler kurulması, Kabule göre de; Sanık ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 247/1. maddesi uyarınca belirlenen temel cezada aynı Kanun'un 43/1. maddesi uyarınca yapılan artırım sırasında hesap hatası sonucu " 16... ay" yerine " 17... ay" hapis cezasına hükmolunması, Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanık ... hakkında aynı Kanun'un 53/5. maddesinin uygulanması sırasında hak yoksunluğunun hükümde belirtilen gün sayısından az olamayacağı gözetilmeden "2 yıl 7 ay 8 gün" yerine "2 yıl 7 ay 7 gün" olarak eksik belirlenmesi, Hukuka aykırı görülmüştür III. KARAR 1.Değerlendirme ve gerekçe bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle kararda, katılan vekili ve sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, aynı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, 2.Değerlendirme ve gerekçe bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle sanıklar müdafiileri ve katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesince verilen kararın, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.06.2026 tarihinde karar verildi.